YAZARA MAİL GÖNDER Mustafa'nın yaşamından ders alalım!

YAZARLAR

48 yeni katılımla 601 üyeye ulaşan Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) dün yapılan 46'ncı Genel Kurulu'nda hâkim renk siyahtı. "Onur Başkanımız" diye hitap ettikleri Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç'un ani vefatının acısı henüz çok tazeydi ve yönetim kurulu üyeleri de katılan iş insanları da siyaha bürünmüştü.
Mustafa Koç için özel bir anma ile başlayacağı önceden duyurulduğundan, toplantı başlarken gözler Rahmi Koç'u aradı. Ancak oğlunun zamansız ölümüyle zor günler geçiren baba Koç toplantıya gelemedi. Koç ailesini Ömer Koç ve Ali Koç temsil etti.
Dernek, 6 yıl genel kurul konuşması yapan Mustafa Koç'un bu konuşmalarından küçük bir özet sundu. Ardından da Mustafa Koç'u anma ve anlatma konuşması için Bülent Eczacıbaşı kürsüye geldi.
Dernek, Eczacıbaşı'na bu konuşmayı yapma görevini Koç'un ölümünün hemen ardından vermişti. Hem çok duygulanan hem de zorlanan Eczacıbaşı, "Can dostumuz, sevgili kardeşimiz Mustafa Koç bugün aramızda yok. Salonumuz boş, içimiz buruk, gözlerimiz onu arıyor. TÜSİAD'ın 45 yıllık tarihinde zaman oldu kaygımızı, zaman oldu acımızı ve kederimizi paylaştık. Ama hiç böylesine zamansız bir kayıpla sarsılmadık, boynumuz bu kadar bükülmedi" derken salonda başta Ömer ve Ali Koç olmak üzere herkese hüzünlü anlar yaşattı.
Bülent Eczacıbaşı konuşmasını şöyle sürdürdü: "Mustafa'yı çok sevdik, ona çok hayranlık duyduk, ona çok güvendik. Mükemmel eğitimi, birikimi, global vizyonu ile, toplumun ve ailesinin değerlerini tümüyle özümsemiş olan, 29 Ekim doğumlu Mustafa, Türkiye'nin geleceğini omuzlarında taşıyan işinsanıydı. Ama o, milyonlarca insanımızı her şeyden önce alçak gönüllülüğü ile büyüledi. Nehirler nasıl alçaktaki okyanusa akarsa, binlerce seveni ona aktı, o da onları okyanus gibi gönlü ile kucakladı. Mustafa dev bir gücün en yetkili noktasında otururken nasıl böyle alçak gönüllü olabiliyordu?
Biz, onu tanıyanlar, bunun yanıtını biliyoruz: Mustafa, hepimizin aynı kaderi paylaştığının, aynı gemide yol almakta olduğumuzun bilincindeydi. Toplumda kazananlarla kaybedenlerin olamayacağını; ya hep beraber kazanacağımızı, ya da hep beraber kaybedeceğimizi biliyordu. Hep beraber kazanmak, onun için sadece iş yaşamında başarılı olmanın bir gereği değil, toplumun refahı için önkoşuldu. Yaşam öyle bir oyundu ki, herkesin birlikte kazanması gerekiyordu. Mustafa'nın yaşama bu bakışı, 'ülkem varsa ben de varım' diyen aile geleneğinin de devamıydı."
Mustafa Koç'un adını ve anısının yaşatılmasını isteyen Eczacıbaşı önerilerini de şöyle sıraladı: "Onun için törenler, kitaplar, belgeseller yapalım; adına ödüller koyalım; adını taşıyan okullar, tesisler, enstitüler açalım. Ama bunlarla yetinmeyelim. Sadece adını ve anısını değil, değerlerini de yaşatırsak Mustafa aramızda yaşamaya devam eder. Ancak o zaman Mustafa'nın yaşamı, "ölümle bitmeyen yaşam" olur.
Dostluk, kardeşlik, barışseverlik, hoşgörü, insan sevgisi, güleryüz... Bunlar şairlerin, filozofların, hayal dünyasında yaşayanların, bulutlarda dolaşanların, ayağı yere basmayanların değerleri midir? Bu de3ğerler, siyasette, ekonomide, iş dünyasında, rekabette gereksiz midir? Veya geçersiz midir? Eğer öyleyse, bu değerlerin ete-kemiğe bürünmüş simgesi olan Mustafa, dünya çapında işleri nasıl yaptı, nasıl herkesi kendine hayran bıraktı? Başında bulunduğu kuruluşun 13 yılda değerini, nasıl beş kat artırdı? Bu dünyadan Mustafa geçtiği için işçimiz kazandı, sanatçımız kazandı, bilim insanımız kazandı, sporcumuz kazandı, toplumumuz kazandı. Hiç kimseyi kırmayan, herkese kucak açan, herkese el uzatan Mustafa yaptı bunları. Mustafa'nın yaşamından ve başarılarından alabileceğimiz hiçbir ders yok mu? Mustafa için konuşmalar yapıp, gözyaşı döküp, kendisine sevgimizi, hayranlığımızı ve özlemimizi anlatıp, bu salondan çıktıktan sonra kavgalarımıza geri mi döneceğiz? Çok yazık olmaz mı? Barış içinde ve kardeşlik duygularıyla birbirimize sarılmaya toplumumuzun en çok ihtiyacı olduğu bir dönemdeyiz. İşte bu değerleri, bu duyguları yaşattığımız sürece Mustafa hep aramızda yaşayacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.