Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ŞELALE KADAK

“Dışarı çıkmanın değeri arttı”

Salgın hepimizin ezberini bozdu ve hiç olmadığı kadar çok, doğaya karşı değil, birlikte yaşamak için davranışlarımızı ve alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerektiğini düşünmeye başladık. Tam da bu noktada ilk aklıma gelen mimarların yeni normale doğru hızla ilerlerken, bu dönüşümde en kritik rollerden birini oynayacağı geliyor.
Yeni durumu konuşmak için Türkiye'de ve dünyada alışveriş merkezinden, stadyuma, gökdelen iş merkezi ve konutlardan, müzeye, otelden, gazete binasına, kongre merkezinden en son opera binamız Atatürk Kültür Merkezi'ne kadar çok çeşitli yelpazedeki mimari çözümleriyle tanınan Tabanlıoğlu Mimarlık'ın ortaklarından Melkan Gürsel'e ulaşıyorum.
Tabanlıoğlu Mimarlık 100 kişilik ekibiyle şu anda Afrika'dan Moskova'ya kadar pek çok ülkedeki mimari projelerin yapımını online platformlarda sürdürüyor. Gürsel'e şu anda artık yeni mekanlara, yeni sosyalleşme alanlarına bakış açımızın değişmeye başladığını ve mimarların da bu değişimi projelere yansıtıp yansıtmadığını soruyorum, şöyle cevap veriyor:
"Dışarıda tehlike olduğunda gördük ki belli bir süre evlerimizde hayatımızı idame ettirebiliyoruz. Dışarı çıkıyorsak şayet bir değeri olmalı. Dışarı çıkmanın değeri arttı. O zaman biz mimarlar, yerel otoriteler, mühendisler yani herkes bu işin hakkını vermeli. Sadece rengini beğendiğin için bir çiçeği artık ekemeyeceğin bir döneme girdik."
Gürsel'in sözlerinden bütün mimari projeler yeniden yorumlanacağını anlıyorum.
Sosyal mesafenin, hijyenin artık hayatımızın yeni gerçeği olduğu ne de olsa. Gürsel, "Bir ay önce ihtiyaç olarak gördüğümüz bazı şeyleri ihtiyaç olarak görmemeye başlayacağız. Buna göre şehirlerin, binaların yorumlanması gerekecek. Başta doğaya ve değerlerimize saygı olmak üzere yepyeni bir sürece girdik. O nedenle bu değişimi doğru okuyor olmamız lazım" diyor ve ekliyor:
"Belki de gökdelenler yerine daha konvansiyonel sistemler, daha doğaya kulak veren sistemler gelecek. Evet New York yüksek binalarla dolu ama orası dar bir alan. Biz de yaptık, çünkü öyle notlar düşüldü şehir planlamasında ama şimdi o kadar rüzgar gücüne karşı çıkmak için daha masrafllı olan ciddi bir statik sistemi, güçlü bir mekanik ve elektrik sistemine ne gerek var diye tartışmalar başlayacak."
Özetle eve kapanılan ancak işleri de ne olursa olsun yürütmeye çalışan iş dünyasında ezberler bozuldu. Sevdiklerimizi bizden koparan salgın tüm dünyaya yarını düşünmeyen tüketim alışkanlıklarıyla ilgili de önemli dersler veriyor. Gürsel, eskiden birinin ayağına gitmemenin ayıp sayıldığını hatırlatıyor ve "Bir toplantı yapılacağı zaman işte Moskova'da mı olsun, Mimai'de mi olsun diye konuşulurdu.
Bugün lüzumsuz olduğunu görüyoruz.
Gelişmiş teknolojilerle yerinden kıpırdamadan, doğaya daha zarar vermeden toplantı mümkünken artık gitmen ayıp sayılacak" diyor.
Ama tabii kuşkusuz dışarı çıkıp, kaliteli zaman geçirmek her zaman önemini koruyacak.
Melkan Gürsel de, "Bir sürü alışveriş merkezi yapılıyor. Sen şimdi evinde oturarak internetten alışverişini yapıyorsan sorgulamaya başlıyorsun bu merkezleri. Demek ki betonlaşma yerine kalite ön plana çıkacak. Dışarı çıktığında deneyim yaşamak isteyeceksin, sadece ihtiyaçlarını satın almak değil. İşte bunlar yeni mimari çözümleri de hızla şekillendirecek" diyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA