YAZARA MAİL GÖNDER Türkiye'nin en büyük sorunu

YAZARLAR

Türkiye'nin bir muhalefet sorunu var. Çünkü her ülkede iktidar olur. Bunun için demokrasi şart değildir. İktidar her rejimde siyasal erki elinde bulunduran kesim, çevre, sınıf demektir. Ama meşru ve özgür bir muhalefet sadece demokrasiye tekabül eder. Demokrasinin olmazsa olmaz şartı muhalefettir.
Ne yazık ki Türkiye bu birikimden yoksun. Bunun bir kaç nedeni var. Ben size üç koca neden göstereyim. Birincisi siyasal kültürümüzün tarihi bakımından biz iktidarla kendisini özdeşleştiren bir toplumuz. Devlet dediğimiz ve zihnimize hatta zihin dışımıza nüfuz etmiş, neredeyse kozmik bir anlam kazanmış varlık bizatihi erk manasında iktidardır; daima iktidardadır.
Bu iktidar çok yakın tarihe kadar mutlaktı. Dün denebilecek bir zaman önce kurulmuş çok partili rejim ve özellikleri o yapıyı değiştirmeye yetmemişti. Bütün o darbeler, asker hâkimiyeti, bürokrasi sultası bu manadaki iktidarın perçinlenmesi, çelikleşmesi içindi. Tüm o girişimler devlet iktidarının kalıcılığını sağlamaya matuftu. O kadar ki, bir siyasal partinin iktidar olması ancak o devletle, bürokrasiyle, askeriyeyle kuracağı koalisyona bağlıydı. Bu şartlarda muhalefet ancak sisteme, bu yapıya muhalefet demekti. Bildiğim kadarıyla şairane ve çok örtük bir söylemle sadece 1977'de Ecevit böyle bir yaklaşım geliştirdi ve "bu düzen değişmelidir" dedi. Olmadı. Ecevit değişti. Ahir ömründe o da yukarıda tanımladığım devletin dümen suyuna girdi.
İkincisi, muhalefet dediğimiz mekanizma ancak eleştirel, analitik, uzlaşmayan, ezber edilmiş gerçekle yetinmeyip onu dönüştürmeyi öngören bir zihinden türer. Oysa Türkiye'nin muhakeme yapısı bu anlayışla örtüşmez. Türkiye, okullarında, öğrencisine nasıl ezber yapacağını, nasıl standart bilgiyi ezber yoluyla sindireceğini öğretir. İnsanların nasıl aykırı, yaratıcı, sorgulamacı değil. Bu anlayış içinde farklı ve aykırı olan ezilir, dışlanır, yok sayılırken kasaba ahlakıyla belirlenmiş herhangi bir tutuma, tavra, tarza karşı çıkmak dahi mümkün değilken, nasıl kurulacak "o" siyasi muhalefet? Üçüncü ve belki en önemlisi, Türkiye'de siyasetin sosyolojik olarak sınıfsal ama siyasal olarak sınıf dışı olmasıdır. Yani, elbette her siyaset, her siyasal parti bir sınıfsal yapıyla özdeştir. Bu Türkiye için de geçerlidir. Ama bu ya nötr ya sessiz ya da bastırılmış bir sınıfsallıktır. Avaz avaz bağıran bir sınıfsal muhalefet 1930'lardan 1980'lere kadar anayasal olarak yasaklandı. 1980 sonrasında da kurumsal olarak imkânsız hale getirildi. Dolayısıyla sınıfsal bir siyaset sürdürmek adeta olanaksızlaştı. Buna bir de sosyalizmin dünyada yaşadığı buhranı eklerseniz, siyasal muhalefetin neden zayıf olduğu hatta hiç olmadığı anlaşılabilir. Sınıfsal bilinç olmayınca sistem dışına çıkmak talebi de yöntemsel gücünü yitirir.
Böyle bir çözümlemeyle Türkiye'deki pratiğe dönersek durum daha da vahimleşiyor. Aslında siyasal muhalefet odakları yok değil Türkiye'de. Aleviler, Kürtler, bir süre öncesine kadar Müslümanlar birer muhalefet odağıdır. Nitekim Kürtler ve Müslümanlar siyasallaşabildikleri için davalarını sürdürebilmiş, taleplerini sisteme kabul ettirmişlerdir.
Arada elbette fark var. Kürtler hâlâ sistemi zorluyor. Müslümanlarsa sistemi epey değiştirmekle birlikte bunu sistem dışı değil sistem içi bir anlayışla yaptı, yapıyor. Kendilerini asla muhalif olarak göstermeden, tersine, devleti ve onun tarihsel söylemini savunarak bu değişikliği gerçekleştirdiler. Sosyalistler ise ne yazık ki o kadarını bile başaramadı. Geriye CHP kalıyor ama hangi CHP? Devleti, bürokrasiyi, orduyu savunan CHP mi? Sınıfsal tabanı olmayan, sosyal demokrasiyi terk edip ulusalcılığın kanadı altına girmiş CHP mi? Toplumun ürettiği yeni sosyolojileri görmeyen CHP mi? Bu CHP gerçek manada muhalefet yapabilir mi?
İktidar dünyanın her yerinde ve her rejiminde tanımı gereği sorundur. O başka bir şey. Asıl sorun muhalefetin olmamasıdır ve kimsenin kuşkusu olmasın ki, Türkiye'nin en büyük sorunu budur!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.