YAZARA MAİL GÖNDER Savaş devam edecek

YAZARLAR

Basının aklı başında yazarları, son günlerde birbiri ardınca yazılar yayınlayarak şu son "savaşta" Camianın değil AK Parti'nin yanında olduklarını belirttiler. Gerekçelerini de gayet net açıkladılar. Gizli, belirsiz bir örgüte, bir paralel devlete karşılık açık, siyasal iradeyle iş başına gelmiş, meşru ve demokratik zeminde oluşmuş hükümeti desteklemek daha akıl kârıdır dediler.
Konu bir ikilem noktasında düğümlendiği andan itibaren bu görüşe eklenecek hiçbir şey yok. Çünkü açığa çıkan husus, ortada bir ikinci gücün olduğu ve bu gücün de hükümetle çekiştiği.
İş, sadece dershaneler seviyesinde ve ölçeğinde kalsaydı belki başka yorumlar gelebilirdi.
Ama polis, ama yargı, ama yüksek yargı söz konusu olduğunda başka nasıl bir değerlendirme yapılabilir ki?..

***

Gerçek bu olunca, bırakın yapılan bu yorumun haklılığını, o yoruma kaynak oluşturan "durum"dan ürkmemek elde değil. Ortada bir çatışma var ve bu çatışma devletin silahlı bir birimini söz konusu ediyor, yani polisi. Bu tür zıtlaşmalarda en çok korkulan, kaçınılan husus budur; yani devletin bir silahlı biriminin meşru devlet otoritesinin, onlara emir verecek, onları "kullanacak" yani sevk ve idare edecek merkezi otoritenin kontrolünden çıkmasıdır, modern devletin sonunu en hızlı biçimde getiren yol. Bunun ucunun nerelere varacağı, ne sonuçlar doğuracağı bellidir ama ne siz sorun ne ben söyleyeyim.
Ve tam da böyle bir gelişmenin yaşandığını biliyoruz.
Savcının tutuklama emrine polis riayet etmedi. Jandarma da kendi yetki sahasında olmadığını söyleyerek uygulamadı aynı talimatı.
Bu, merkezi kamu otoritesinin yaşadığı çok ciddi bir krizdir ve derhal aşılması şarttır. Mevcut koşulların yarın daha vahim bunalımlar doğurmayacağının da hiçbir garantisi bulunmuyor.
Hiçbir meşru iktidar böylesi bir halin içinde bulunmayı istemez ve bu şartları kabul etmez.
Bundan sonrasını da bu tespitten itibaren okumak lazım.
Onların ne olacağını da bir tek noktaya teksif olarak belirteyim: ben, aradaki "mekik diplomasisi"ni seziyorum, arabulucuların heyecanını, telaşını ve tedirginliğini görüyorum, ateşin söndürülmesi için insanların kova kova su taşıdıklarının farkında olmamak mümkün değil, karşılıklı açıklamalar bunu apaydınlık gösteriyor ama öyle sanıyorum ki, başlayan kavga devam edecektir.
Bir an önce bitmesini kim istemez?
Türkiye'nin yakın tarihinde eşi menendi görülmemiş, ancak yeraltı siyasal örgütlenmelerde karşılaşılan parçalanmalara benzeyen bir gerilim ve çatışma cereyan ediyor. Kim ister bunun daha fazla devamını ama şu yukarıda yazdığım olumsuz şart ortada oldukça ve hâkim oldukça savaş sürecektir. Hatta bir adım daha ileriye gideyim. Bitti gibi görünse de sürecektir. İktidar öne sürdüğü görüşlerde kendisini doğru ve haklı saydıkça bugünkü kuşatılmışlık hissinden kesin olarak kurtulduğunu hissettiği noktaya kadar direnecek, uzanacak ve belli ki, mücadele edecektir. Polis kadrolarının değiştirilmesi, yargının bugünkü yapısından uzaklaşması, bu savaşın "muharebeleri" olarak cereyan edecek.
***

Bunlara söylenecek bir şey yok. Ama bunları yaparken hükümetin meşruiyet ve demokrasi çizgisinden uzaklaşmaması şart. Hükümet bugün destekleniyorsa meşruiyet ve demokrasi bağlamında destekleniyor.
Onun da bu iki hususu sonuna kadar kollaması şart. Yoksa belli bir kadrolaşmayı aşacağım derken yasama gibi yürütmenin parlamentodan bile daha önemli ve güçlü denetleyicisi olan yargının elini kolunu bağlaması akla bile getirilmeyecek kadar korkutucu bir tutum olur. Aynı şekilde yargı bağımsızlığının merkezi otoritenin denetimi altına alınıp yok edilmesi hiçbir demokratik prensiple açıklanamayacak bir vahim tutum olur. Hele bizzat kendisinin getirdiği bir referandumun içini bu yoldan boşaltması hiç kabul edilemez.
Türkiye demokrasi özürlüsü bir toplumdur. Daha önce de belirttim. Bugüne kadar demokrasinin tartışılmayan ilkelerini benimseyerek daha ilerisini aramış bir toplum değiliz. Neredeyse "olmayan bir demokrasi" içinde bazı demokratik cepler oluşturduk bugüne kadar.
Yapabildiğimiz bu. Şimdi hiç değilse onları da harcamamalı.
Her savaş gibi bu da korkunç!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.