YAZARA MAİL GÖNDER HDP Ak Parti’ye destek verir mi?

YAZARLAR

Verir. Vermeyip ne yapacak? Niye vermesin? Kime versin o desteği? Ama destek nedir, içeriği ne olacaktır, önce bu soruları cevaplamak gerek. Sonra desteğin hangi koşullarda ortaya çıkacağını düşünmekte yarar var.
Birincisi, bu desteğin oluşması için HDP'nin Meclis'e girmesi gerekiyor. Bana göre bu olasılık gitgide azalıyor. Tamamen kişisel görüşüm olarak yazayım, Öcalan'ın Nevruz'dan sonra hiç sesi çıkmadı. Erdoğan'ın Dolmabahçe gelişmesini, İzleme Heyeti'ni eleştirmesi, nihayet 'Kürt sorunu yoktur' demesine mukabil Öcalan'dan hiçbir tepki gelmedi. Aynı atalet bugün de sürüyor. Bu bana ortada başka bazı hesapların yüzüp gezmeye başladığını düşündürüyor.
Öte yanda HDP olmayacak hatalar yapıyor. Hiç lüzumsuz biçimde Diyanet'e saldırdı. Birbirini tutmaz sözler ediyor. Kampanya 'Büyük İnsanlık' gibi soyut bir kavram etrafında cereyan ediyor. Anadolu'da hiçbir etkinliğini görmüyorum HDP'nin, bir entelektüel hareketi, CihangirÇankaya partisi olarak Beyaz Türklerin tercihi olarak şekilleniyor. Mutlak seçmeni de var elbette HDP'nin ama daha ziyade CHP seçmeninin vereceği oylara bel bağlıyor.
Bütün bunlar bende barajı geçmek istemiyor düşüncesini uyandırıyor. Geçemeyeceğini görmüşse bir defa Ak Parti ile belli temasları olmuştur. İşte bana 'HDP Ak Parti'yi destekler' dedirten ilk şart budur. Devam edip iki senaryo üstünde düşünelim.

***

En uzak ihtimalden başlayalım: Diyelim HDP barajı geçti, Ak Parti tek başına iktidar olamadı, koalisyon gereği doğdu. HDP koalisyon hükümetine girmek istemeyecek mi? Böyle bir şey olabilir mi? Diyelim o koşul gerçekleşmedi, erken seçime gidilecek, HDP o şartı istemez mi?
Gelelim diğer seçeneğe: Diyelim HDP barajı geçemedi. Ak Parti de, tek başına iktidar oldu. HDP, Kürt sorunu, siz küçülüyor sanın, bence gitgide büyüyen bir sorun olarak önünde dururken, 'Ak Parti ile temas etmeyeceğim' mi diyecek? Kargaları güldürmeyelim. HDP gibi bir parti, hiç de öyle istemeyerek değil, bal gibi canı gönülden iktidarla ilişki kurar. Buna da mecburdur.
Şimdi gelelim benim kafamda yarattığım komplo teorisine. Şu bir önceki seçeneği gidebileceği en uç noktaya götüreyim. HDP barajı geçsin, Ak Parti tek başına iktidar olamasın. Gitsin MHP ile koalisyon kursun. Bu HDP açısından bir cehennem senaryosu değil midir? O şartlarda sorunların sorunu Kürt sorunu çözülemez, içinden çıkılmaz bir hal alır.
Böyle bir imkânsızlık ihtimali karşısında HDP'nin, Meclis dışı kaldığı fakat Ak Parti ile irtibatını sürdürdüğü ve Kürt konusunda çözüm arayışlarını biçimlendirdiği alternatif çok daha verimli olacaktır, bunda kuşku da yoktur. Muhtemeledir ki, bu senaryo üstünde de bir yerlerde çalışılmaktadır. Neticede seçime giren kritik bir parti barajı geçemeyeceği hallerde ne yapacağını şimdiden hesaplamaktadır.
***

Birinci ve bana göre en iyi çözüm HDP'nin barajı geçmesi, Meclis'e girmesi, Ak Parti'nin de tek başına iktidar olmasıdır. Bu, Türkiye'nin demokrasi bilincini, toplumsal kaynaşmasını en güçlü derecede sağlayacak çözümdür. Türkiye'deki siyasal normalleşmenin en etkili yolu da budur. Hâlâ Kürt konusu Anadolu'da hassasiyetini korumaktadır. Çünkü hâlâ Anadolu coğrafi ve siyasal bütünlüğünden, ulus devletten, merkezi yönetimden yanadır. Onları tartışmaya açacak modellere kapalıdır. O ancak HDP'nin silahsızlık politikasını, sivil siyaseti sürdürmesiyle, Anadolu'nun da onu bu anlayış içinde Meclis'te izlemesiyle sağlanır.
Budur düşüncem...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.