Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN BÜLENT KAHRAMAN

1945 sonrası siyasal ve toplumsal kültürümüzü anlamak

Cangül Örnek'in Can Yayınları'ndan çıkan kitabı, yakın dönem yani 1945 sonrası siyasal ve toplumsal kültürümüzün zihinsel temellerini anlamak bakımından çok yararlı ve işlevsel bir çalışma

Biraz garip olsa da Cangül Örnek'in adını daha önce Çağdaş Üngör'le birlikte derledikleri Turkey in the Cold War: Ideology and Culture (Palgrave- Macmillan) isimli kitapla öğrenmiştim. O derleme 2013 yılında yayımlanmıştı. İçinde derlemecilerin müştereken yazdıkları giriş makalesi dışında Ceren Kenar ve Doğan Gürpınar'ın, Çağdaş Üngör'ün, Sezgi Durgun'un, Gözde Somel ve Neslişah Leman Başaran'ın, Çimen Günay- Erkol'un, Cangül Örnek'in, Dağhan Irak'ın, Richard Garlitz'in, Burçak Keskin-Kozat'ın makaleleri yer alıyordu. Zengin, yararlı, ufuk açan bir çalışmaydı. Türkçeye kazandırılması gerektiğini düşünmüştüm. Hâlâ da düşünüyorum. (Düşünce hayatımızın bir gerçeği bu artık, önce İngilizce yazılan makale ve kitapların sonradan Türkçeye çevrilmesi ve ne yazık ki, bazen çok geç kalabiliyoruz.) Onu beklerken, bir süre önce, Örnek'in telif kitabı yayınlandı. Bu da başka benzeri bir çok kitap gibi Örnek'in doktora tezinden yapılmış bir kitap. Bu konudaki eleştirilerimi bilenler bilir. Doktora tezlerinin kitaba dönüşümü daha farklı olmalıdır. Anlaşılan ona yayıncılık bilincimiz açısından daha epey bir vakit var. O bir yana, Örnek'in kitabı, yakın dönem yani 1945 sonrası siyasal ve toplumsal kültürümüzün zihinsel temellerini anlamak bakımından çok yararlı ve işlevsel bir çalışma. Bir doktora tezi olması hasebiyle Örnek de, bana kalırsa, ana yolu izliyor ve esasen bir antikomünizm meselesi olan Soğuk Savaş dönemi düşünce hayatını, bu olguyu, biraz Batılılaşmaya biraz da Kurtuluş Savaşı/erken Cumhuriyet dönemi antikomünizmine kadar geri giderekten başlatıyor. Oysa özellikle Kurtuluş Savaşı dönemi antikomünizmi için artık çok güçlü kaynaklar var. Bu ayrıntıyı da bir yana bırakırsak Örnek'in kitabı, ana konuya yaklaşırken bu defa 1945 sonrası Türk-Amerikan ilişkilerini ele alan bir bölüm açıyor. Antikomünizmin kaynağı olan bu ülkenin 1945 sonrası Türkiyesi'ndeki büyük dönüşümde oynadığı rolü, programlar, anlaşmalar temelinde irdeliyor. Bu da çok ele alınmış ama hâlâ irdelenmeyi bekleyen bir konu. Kitabın üçüncü bölümü daha iddialı. Amerika'da antikomünizmin savaş sonrasındaki gelişimini öne çıkarıyor. Bilhassa McCarthyciliğin doğuşunu ve dönüşümünü 1930 sonrası bir kesitte inceliyor. Bu bölümün başka bir önemi söz konusu gelişmenin sosyal bilimler ve entellektüeller üstünden okunuşu. Frankfurt Okulu, Amerikan sağı, sonradan neo-liberalizmle adı özdeşleşecek bazı düşünürlerin pozisyonları kadar, bilhassa sosyal bilimler alanındaki gelişmeler, çok az yayının olduğu Türkçede hayli aydınlatıcı. Keşke okunsa.

AMERİKA ETKİSİ
İzleyen bölüm daha da ilginç. Çünkü, savaş sonrasında Amerika'da Türkiye üstüne yapılan çalışmaları ele alıyor. Türkiye'deki Amerikan kültürü programlarını inceliyor. Türkiye'nin bu incelemelerde bir modernleşme modeli olarak öne çıkarıldığını gösteriyor ki, bahsedilen Rustow gibi akademisyenlerin, çok uzun süre Türk akademik çevrelerinde etkili olduğunu belirtmek gerekir. Türkiye açısından en önemli bölümlerden birisi beşinci bölüm. Bu bölümde Örnek, Amerikan etkisi altındaki sosyolojinin, psikolojinin birer akademik disiplin olarak nasıl, kimler aracılığıyla kurulduğunu incelemiş. Behice Boran, Niyazi Berkes, Muzaffer Şerif bu planda çok önemli roller oynayan üç isim. Örnek, bu çizgide nasıl kamu yönetiminin işletme yönetimine kaydığını ve nihayet siyaset biliminin de gene bu dönemde ve bu iklimde bir çalışma alanına dönüştüğünü sorgulamış. Kitabın altıncı bölümünde Örnek, antikomünist dönemde yayınlanan dergileri, okuyor. Hüseyin Cahit Yalçın'ın Fikir Hareketleri, Ali Fuat Başgil ve Ahmet Emin Yalman'ın bir araya geldiği Hür Fikirler, Aydın ve Nilüfer Yalçın'ın yayınladığı Forum bu bölümde temel prensipleri, ana görüşleri ve Amerika/antikomünizme yaslanan tutumlarıyla irdelenmiş. Özellikle önemli bir bölüm bu. Çünkü, bu dergiler, üzerinde etkili olduğu kesimlerin ve kuşakların hangi görüşleri doğrudan, hangi görüşleri dolaylı olarak ele aldığını saptıyor. Altıncı bölüm muhafazakarlığın/ İslamcılığın antikomünizm bağlamında Amerika'yla ilişkisini ele alıyor. Bu bölümü aslında hepsinden daha fazla önemsediğimi kişisel olarak belirteyim. Nedeni çok açık: Bugün iç içe ve yüz yüze olduğumuz hakim ideolojik açılımın kaynakları bu bölümde ortaya konmuş saptamalardadır. Örnek'in çalışması üstünde durulması gereken, yararlanılacak bir çalışmadır. Çok önemli bir araştırmadır ve çok ilginç noktaları aydınlatmaktadır. Kaynakları, yöntemi, dikkati ile övgüyü hak ediyor ve bu yapıt İngilizcedeki kitabın bir an önce çevrilmesini büsbütün zaruri hale getiriyor.

ÜÇ KİTAP

Hayatın bunca hızlandığı bir çağda kitap yayıncılığı da dolu dizgin gidiyor. Geçen yıl Türkiye'de yayınlanan kitap sayısı baş döndürücü düzeyde. Türkiye artık her alanda iyi, nitelikli kitap yayımlıyor. Bu durumda kitap ekinde bir tek kitap yazmak bazen zor. Bahsetmek, dikkat çekmek, eleştirmek istediğim o kadar çok yapıt var. Bu sayıda bir seçme yapıyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA