YAZARA MAİL GÖNDER Medya ve siyaset: Fatih Altaylı'ya cevap

YAZARLAR

Bayram arasından sonra yeniden beraberiz... Tüm okurlarımın geçmiş bayramını kutlarım. Tabii bayram süresince konular birikti. En başta bana herkesin sorduğu soru CHP'nin İstanbul aday adayları Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin'le yaptığım görüşmeler. Özellikle Sarıgül ile yediğimiz öğle yemeği konusunda yapılmadık spekülasyon kalmadı... Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı'nın başlattığı yaygaraya birçok ulusalcı kalem de katıldı. İnternet siteleri (özellikle Tekin'e yakın bir site) de bu işi köpürttükçe köpürttü...

***

Bayram haftasından önceki çarşamba Sarıgül ile Nişantaşı'nda, hemen ertesi gün de Tekin'le Bağdat Caddesi'nde buluşup öğle yemeği yediğim doğrudur. Bir köşe yazarı ve TV yorumcusu olarak herkesle buluşurum ve konuşurum. Zaten bu benim işim. Zihniyetinden nefret ettiğim ama profili yüksek kişilerle de görüşürüm. Muhataplarımın aramızda kalmalarını istedikleri birşey olursa saygı gösteririm ve hiç kimseye söylemem. Onun dışındakileri de kim sorarsa anlatırım... Bağlı olduğum kurumların başındakilere ise detaylarıyla ve analiz ederek anlatırım...
***

Şimdi gelelim bu görüşmelerle ilgili yazılanlara... Daha önce de Ünal Aysal ve Galatasaray mevzusunda benle ilgili yazdıklarına cevap verdiğim Altaylı'ya göre ben, siyaseti de ticareti de dizayn etmeye soyunmuşum. Oysa geçmişteki kimi güçlü ve etkili gazetecileri aynı işleri yapıyorlar diye eleştirmişim. Bu ne perhiz ne lahana turşusuymuş...
***

Bak Altaylı ben senin de içlerinde olduğun Eski Türkiye döneminin önemli gazetecilerini sahip oldukları güç etki ve dizayn yeteneğinden ötürü değil evrensel liberal demokratik ilkelere aykırı vicdansız işler yaptınız diye eleştirdim. Ahmet Kaya'yı Kürt olduğu için linç etmenizden, Hrant Dink'i Ermeni diye suçlamanızdan Merve Kavakçı'yı başörtülü olduğu için ülkeden kovdurmanızdan, Orhan Pamuk'a ve Atilla Yayla'ya liberal tezleri yüzünden vatan haini yaftası yapıştırmanızdan ötürüdür benim bütün ağır tepkilerim. Hepiniz her konuda aynı değildiniz elbette ama maalesef gücünüzü vicdansızlık yönünde kullandınız. Mesela sen Hrant Dink ve Atilla Yayla mevzusunda vicdansızlık yapmadın. O konularda faşist koroya katılmadın. Ama ya Ahmet Kaya, Merve Kavakçı ve Orhan Pamuk mevzularında? Ne halt yediğini iyi biliyorsun...
***

Yoksa bir medya adamı elbette güçlü ve etkili olmak isteyecektir. Hayatı okuma ve teşhis yeteneği zekası organizasyon ve operasyon kabiliyeti yüksekse de güçlü ve etkili bir isim olur. Medya adamlarının en büyük gücü kamuoyu oluşturma potansiyelidir. Arkasında ne kadar büyük güç olursa olsun bir medya mensubunda bu yetenekler yoksa bir hiçtir. O model medya adamı inisiyatif alamaz ancak talimat alır. İnisiyatif alamayıp sadece talimat alan eleman da arkasındaki güçle belki bir yere gelir ama etkin ve güçlü olamaz. Taşıma su ile değirmen dönmez. Nitekim Eski Türkiye'nin etkili gazetecileri de inisiyatif alan adamlardı. Yeni Türkiye'de de öyle... Üst seviye siyaset ve ticaret adamları da kamuoyu oluşturma yeteneğine sahip organizasyonel zekası yüksek medya adamlarını kumaşından tanırlar. Elbette onlarla yakın temasta olmak isterler... Hem onları etkilemek isterler hem de onların analizlerini teşhislerini ve önerilerini önemserler. Ben de benim fikrimdeki bir aptaldansa zıt fikirdeki zeki bir adamla sohbet etmeyi tercih ederim. Her makûl mantıklı insan da böyle düşünür herhalde...
***

Keşke Eski Türkiye'nin zeki ve yetenekli medya adamları ellerindeki kamuoyu oluşturma gücüyle siyaset adamlarını liberal demokratik yönde etkilemeye soyunsaydılar... Hem Türkiye'ye hem kendilerine büyük yararları olurdu...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.