YAZARA MAİL GÖNDER Devlet adamı değil devlet memurusun ey polis şefi...

YAZARLAR

Beyaz efendilerine yaltaklanmak için bugüne kadar her türlü maymunluğu yapmış bir zenci köle var. Zenci olduğundan hep utandı ve ilk fırsatını bulduğunda da içinden geldiği insanları sattı. Kendi gibi zencileri ikinci sınıf insan olarak aşağılayan eski rejimin emrine girdi. Ben de 20'li yaşlarımda safça bu zenci gafletinin farkına varır da beyaz efendilerine yaltaklanmaktan vazgeçer diye bunu muhatap aldım. Sonra gördüm ki kölelik bu zencinin içine işlemiş. Beyaz efendilerinin kazanması için her pisliği yapabilecek bir zavallı haline gelmişti bu zenci.

***

Sonra zaman geçti ve ben bunun sahipleriyle baş başa konuşmaya başladım artık. Kölelerle muhatap olma dönemim 20'li yaşlarımda kaldı. Köprünün altından çok sular aktı. Bu zencinin sahiplerini mutlu etmek için nasıl hokkabazlıklar yaptığını bizzat dinledim. Açıkçası içim cız etmedi değil. Bu zaman içinde bu zencinin köle olarak ederi de her geçen gün düştü. Köle pazarına çıkarılsa şu anki sahipleri dışında kimse de bunu satın almaz artık. Epey süredir n'aptığının bile farkında olmadığım bu zenci köleliğinin verdiği eziklik kin ve nefretle bana küfürler, iftiralar yağdırmış. Bu işi avukatıma havale ettim. O ilgilenecek. Fakat tuhaf bir durum da var. Yeni Şafak'tan Cem Küçük'ün yazdığına göre, beyaz efendilerinden sonra bu aralar da cuntacı polislerin ve yargıçların emrine girmiş bu zenci köle. Emniyet-Yargı cuntası bu kölenin boynuna bir yular daha bağlamış. Zaten bu köle birilerinden garanti almadan açıkça suç işleyen böyle bir yazıyı yazamaz. Korkak sünepenin tekidir. Anlaşılıyor ki Emniyet-Yargı cuntası "Rasim Ozan'a dilediğin gibi küfret. Asla ceza almayacağını garanti ediyoruz" demiş. Göreceğiz bakalım hukuk sürecini.
***

Bu miadı dolmuş köleyi bir yana bırakalım ve şu an bu zenci köleyi de kucağına oturtmuş olan Emniyet-Yargı cuntası meselesine devam edelim. Bu arkadaşlar bu aralar öyle coştu ki artık kendilerini kamufle etme ihtiyacı duymadan bazı gazetelerden doğrudan Başbakan'a ve sivil hükümete saldırabiliyorlar. Sonuna kadar bu mücadelesinde meşru ve seçilmiş Başbakan Tayyip Erdoğan'dan yana olduğum için de bana da dalıyorlar. Talimatla attırdıkları manşetlerin ve yaptırdıkları kara propaganda haberlerinin hepsinin tespit edildiğini anladılar besbelli. Artık açıktan oynuyorlar ve açıkça kara propaganda yaptırıyorlar.
***

Hepsi devlet memuru olan ve hâlâ görevde olan bu polis şefleri açıkça demokrasiye meydan okuyor artık. Bu duruma karşı da çok az kişi sesini çıkarabiliyor. Bir memurun seçilmiş hükümet ve Başbakan aleyhine faaliyet yürütmesinin suç olduğunu unuttu galiba bu polis şefleri ve yargı mensupları. Oysa kendileri aynı suçu işleyen generallerin yakasını bırakmamıştı. Çok haklıydılar. Ve o zaman da ben en zor günlerinde sonuna kadar bu arkadaşların yanında oldum. Çünkü vesayetçi generallere karşı sivil siyasetin tarafındaydık hepimiz. O günlerde hepsini çiğ çiğ yemek isteyenlere karşı dimdik duran bendim. Meşru ve demokratik yola dönerek sivil otoriteye itaat etsinler yine onların hakkını hukukunu en çok ben korurum. Benim kişilerle meselem yok. Ama bu vesayetçilik yolunda oldukları müddetçe karşılarında olacağım.
***

Ey adı bende saklı polis şefleri. Devlet adamı değil devlet memurusunuz. Haddini bilmeyen generallere seslendiğim şekilde şimdi de aynen size sesleniyorum: Herkesi susturabilirsiniz ama ben susmam. Kafamı da kesseniz ben sivil siyasetin yanında olacağım. Dağıtın şu kurduğunuz Emniyet-Yargı cuntasını. Hepinizin daha önünde uzun yıllar var. Cin şişeden çıktı.Türkiye bir daha vesayet günlerine dönmeyecek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.