YAZARA MAİL GÖNDER İstiklal Mahkemeleri'nden bile beter bir yargı

YAZARLAR

Şu an herkes anladı ki Türkiye'deki yargı sistemi baştan aşağıya yeniden yapılandırılmak zorunda. Balığın baştan koktuğu gibi bizim yargı da HSYK'sından itibaren baştan aşağı yanlış yapılandırılmış. Başta Başbakan Erdoğan ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ olmak üzere tüm hükümet mensupları itiraf ediyor ki 12 Eylül 2010 sonrası yanlış yapıldı. Askeri vesayetin emrindeki HSYK cemaat vesayetinin eline geçti. Demokrat yazarlar ve demokrat medya da o dönemde gafil avlandı.
Eski rejimin HSYK'sı generallerden talimat alıyordu, mevcut HSYK ise imamlardan talimat alıyor. Eskiden Yargı paşaları vardı şimdi Yargı imamları var. Şimdi bu imamlar kimin tutuklanacağına önceden karar veriyor ve gerekeni yapmaları için cemaat savcılarını ve hâkimlerini görevlendiriyor. Cemaat yargısının mensuplarından önce emniyet imamları devreye giriyor.
Tutuklanacağı belirlenen kişilerle ilgili talimat önce imamlar tarafından polise gidiyor. Emniyet-Yargı cuntasının polis ayağı önce sahte bir ihbar mektubuyla tutuklanması önceden belli kişileri 24 saat dinlemeye alıyor. O kişiler her türlü izleniyor, fiziki takip ve tarassut altına alınıyor. Cunta mahkemelerinin kararıyla cunta polisleri o kişilerin hayatını didik didik ediyor. Ardından bunların bir kısmı sözde suç kanıtları olarak dosyalanıyor ve savcıya gönderiliyor. İstiklal Mahkemeleri'nden bile beter bir yargı düzeneği kurulmuş durumda. Bu öyle bir yargı ki gerçekten suç işlemiş olanlara bile böyle bir kumpas kurduğu için o kişiler hukuken haklı hale geliyor. Bu hukuksuz düzenekle elde edilen bir kısım mahrem kayıtlar ise şantaj malzemesi olarak cuntanın özel arşivinde bekletiliyor. Yeri geldiği zaman çeşitli kişileri kafeslemek için kullanılıyor. Mesela son dönemde bu yapılanmanın bu yöntemle kafeslediği çok sayıda köşe yazarı ve televizyoncu var. Bu isimleri cunta propagandası amacıyla bülbül gibi öttürüyorlar.
SABAH belgeleriyle ortaya koyuyor ki 17-25 Aralık operasyonu da işte İstiklal Mahkemeleri'nden bile beter olan bu çeteci yöntemlerle oluşturulmuş bir dosyaya dayanıyor.
Hedefi doğrudan Recep Tayyip Erdoğan'ı içeri atmak, dolayısıyla bir hükümet darbesi yapmak olan bu operasyonda önce tutuklanacak isimler belirlenmiş, sonra da tutuklanmaya gerekçe teşkil edecek kanıtlar imal edilmiş
. Ama artık bu cunta o kadar pespaye hale gelmiş ki cuntanın savcıları Emniyet'ten gelen dosyaları bile açıp incelemeden doğrudan gözaltı talep etmiş.
Cunta hâkimleri de direkt bu hukuksuz talebi onaylamış.
Hukuksuz yolla elde edilmiş sözde kanıtlar bile incelenmeden yargısal kararlar alınıyor. SABAH bu skandalı da sonuna kadar takip etmeye kararlı. Önümüzdeki günlerde çok daha korkunç belgelerle de karşılaşacaksınız. Baştan aşağı rezalet bir durum söz konusu. İnanın bana İstiklal Mahkemeleri bile bu rezil döngüden daha hukuka uygundu. Adalet mekanizması bizzat Adalet temsilcileri olması gereken hâkimler ve savcılar eliyle katlediliyor bugün bu ülkede. HSYK cemaat döngüsünü reddederek bireysel vicdanı ile hareket eden hâkimleri ve savcıları sürgünlerle sefil ediyor. Özellikle ağır ceza ve önemli başsavcılıklara hep aynı cemaat mensupları getiriliyor. 84-85 doğumlu olup çok kritik yerlerde olanlar var.
Cemaatin dışından olan yargı mensupları da cemaat talimatlarına uyduğu müddetçe yüksek yerlere gelebiliyor. Doğrudan cemaat yetiştirmesi olanlar dışında bu tip cemaate angaje yargı mensupları da çok kritik yerlerdeler. Hatta belki onlar daha da tehlikeli. Aynı şey medyada da geçerli. Cemaatten olmayıp cemaatin istediği doğrultuda yazanlar ve konuşanlar bu propaganda savaşında kritik konumda duruyorlar. Bunlar çeşitli yöntemlerle cemaate öyle angaje hale getiriliyor ki sonrasında istese de bu girdaptan kurtulamıyor.
SABAH bu yargı cuntasıyla sadece 17 Aralık operasyonu bağlamında değil her alanda mücadele etmeye kararlı. Türkiye'nin 81 vilayetinden SABAH'a ihbarlar yağıyor. Telefonlarımız 24 saat susmuyor.
Türkiye'nin her yerinde SABAH'ın bu bomba haberleri konuşuluyor. Aynı çete yöntemleriyle haksız yere içeride olan binlerce insanımız dertlerini anlatıyor
. Medya sadece meşhur davalar hakkında yayınlar yapıyor. Anadolu insanının yargısal sıkıntıları haber bile olmuyor. Küçük bir şehrimizde bir şirket sahibi istenen bağışı vermedi diye birden kendini bir davanın ortasında buluyor. Ya da bir örgütün üyesi olarak yargılanma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.
İstenileni yaparsa beraat ediyor. Yok eğer direnirse içeri...
SABAH tüm bu haksızlıkların üstüne gitmeye kararlı. Görünen buzdağının arkasında inanılmaz derecede çürümüş bir yargı sistemi ortaya çıkıyor. Belki hepimiz geç fark ettik ama zararın neresinden dönülse kârdır. Gelin tüm medya kurumları bu adaletsizliklere karşı ortak bir tavır belirleyelim. Bu pis işlerden haberi olmayan cemaatin temiz insanları da artık uyansın ve adaletten yana tavır koysun. Bu ülke hepimizin. Olağanüstü bir halin içinde yaşıyoruz. Demokratik hukuk devletini yeniden kurmak zorundayız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.