YAZARA MAİL GÖNDER Son tabuyu yıktı

YAZARLAR

Kadim ve eşsiz bir coğrafyanın benzer gelenek ve göreneklere sahip halklarının, geçmişlerini olgunlukla konuşabileceklerine, kayıplarını kendilerine yakışır yöntemlerle ve birlikte anacaklarına dair umut ve inançla, 20. yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz.

***

Bu açıklamayla beraber Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir tabu daha yıkılmıştır. Kalan son tabu olan Ermeni tabusu da paramparça olacaktır. Her şey özgürce konuşulacaktır. Türkiye büyük bir devlet olma yönünde ilerlediğini bir kez daha göstermiştir. Vicdan ve adaletin gereği de bu tavırdır. 1915'te İttihatçı faşistlerin katlettiği Ermeni kardeşlerimizin torunlarına milletçe taziyelerimizi iletmeliyiz. Erdoğan defalarca ispatladığı gibi bir kez daha ezber bozan büyük bir lider olduğunu tüm dünyaya kanıtladı.
***

Bu açıklama yapıldığından beri telefonum susmuyor. Bu hafta içi hem SABAH'taki hem de Al Monitor'a yazdığım tüm yazılarda Ermeni meselesini işlediğim için herkes Başbakan Erdoğan'ın açıklamasını önceden bildiğimi düşünüyor. Size yemin ederim böyle bir istihbaratım yoktu. Erdoğan'dan böyle asil bir açıklamanın gelmesi ise beni asla şaşırtmadı. Çünkü Erdoğan'ı tanıyorum. Açıkçası bu soylu ve cesur açıklamanın bu sene geleceğini düşünmüyordum. Bu yıl öyle bir ortam vardı ki hiç kimse 24 Nisan 1915'i bile hatırlamıyordu. Medyada benden başka yazan da yoktu. Ama Erdoğan her zamanki avangard tavrıyla yine ezber bozdu; yine hiç beklenmedik bir anda Türkiye'nin önündeki en büyük bariyerlerden birini yıktı geçti. 1915 tabusu artık yok. Türkiye büyük bir devlet gibi davranacak ve hakikat hepimizi özgürleştirecek.
***

Ben de iki gündür 1915'le yüzleşme sürecimi anlatıyorum sizlere. Dün belirttiğim gibi Kemalist tezi ABD'de savunsun diye tutulmuş Justin McCarthy bile tehcir neticesinde oluşan inanılmaz sayıdaki kıyımı inkâr etmiyor ama "Bu tehcir yaşanmasaydı, Doğu Anadolu bölgesi Türkiye sınırları içinde kalamazdı, dolayısıyla yapılanlar haklıydı" noktasına sözü getiriyordu. McCarthy'nin bu sözü bir anda birçok insanı tatmin edebiliyordu. "Hee öyleyse katliam yapmak doğruymuş canım" diyebiliyordu etrafımdakilerin çoğunluğu.
***

1915'deki kıyımı inkâr etmek, inanmak istememek rahmetli Hrant Dink'in dediği gibi bir yönüyle soylu bir duruştur. Hâlâ da biz Türkler'in çoğu bu pozisyonda. Ama ikinci vicdansız teze doğru kayan da çok insan var artık ülkemizde. Bu ise hakikaten berbat bir durum. Bu gerçekten utanç verici bir şey. O noktadan sonra artık katletmeyi, cinayet işlemeyi meşru gösteren alçak ve ahlaksız bir zihniyet yapısı çıkıyor karşımıza.
***

Kendimi kandırma ve vicdanımı rahatlatma amaçlı yaptığım tamamen "Türk yanlısı" okumaların sonunda bile yaşananların bir insanlık suçu olduğu yargısına varmıştım bir süre sonra.
***

Fakat bir toplumu yekvücut olarak gören ve hepsini düşman belleyen toptancı görüş kadar, onun karşısında olan "Şu toplum, şu toplumu kesti" şeklindeki toptancı argümanların da felsefi olarak saçma sapan olduğunu anlamıştım. Dolayısıyla "Türkler Ermenileri katletti" ya da "Ermeniler Azerileri katletti" gibi sözler baştan sakattır.
***

Bu sadece 1915 bağlamında Türk-Ermeni ya da Ermeni-Azeri örneğini değil, Alman-Yahudi ve Sırp-Boşnak gibi örnekleri de kapsıyor. Bir "kutsal" amaç uğruna bir insanı, bir topluluğu, bir etnik ya da dinsel kimliği yok edebilmeyi meşru sayan zihniyet yapısıydı esas katil olan. Toplumlar değil.
***

Sonuç-merkezli, bir amaç kutsal olarak kabul edildiğinde o amacı hayata geçirmek için yapılabilecek her şeyi mubah gören iğrenç zihniyetti esas katliamları ve soykırımları yapabilen.
***

Bu ahlaksız ve vicdansız zihniyet 1915 konjonktüründe İttihatçılık olarak karşımıza çıkmıştı. Talat adlı, insanları nüfus mühendisliği projelerinin basit birer parçası olarak görebilen bir adamda somutlaşarak karşımıza çıkmıştı.
***

Evet, ben kendi hikâyemi aktardım. Artık kendimi kandıramıyorum. 1915'te bu topraklarda bir büyük facia, bir soykırım yaşandı. Bir insanlık suçu işlendi. Bu suç karşısında söylenecek her "Ama..." artık midemi bulandırıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.