YAZARA MAİL GÖNDER İsrailli generallere tutuklamanın perde arkası

YAZARLAR

Washington merkezli Al Monitor sitesinde Türkiye- İsrail ilişkilerindeki gelişmelerle ilgili bir yazı yazdım. Paralel örgütün medyası o İngilizce yazıyı iğdiş edip bana dair bir dezenformatif haber yayınladı. Demek ki paralel tercüme diye bir mekanizma da var. Yarısını ekleyerek ve bir bölümünü uydurarak çeviri yapıyor. Yazının gerçek tercümesini yayınlamak farz oldu. Türkiye'yi asgari seviyede bilen yabancılara hitaben yazılan yazı aynen şöyle:
Gazze'ye 31 Mayıs 2010'da insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerin- ce düzenlenen ve 9 kişinin öldüğü (Yaklaşık 4 yıl komada kaldıktan sonra can veren Uğur Süleyman Söylemez'le birlikte 10 kişi) saldırıya ilişkin dört yıl önce açılmış sembolik davada tuhaf bir karar verildi. Bu mahkeme dönemin İsrail G.Kurmay Başkanı Rau Aluf Gabiel Ashknazi, Deniz Kuvvetleri Kom.
Eliezer Alfred Marom, Askeri İstihbarat Daire Bşk. Amos Yadlin, Hava Kuvvetleri Kom. Avishay Levi'nin (İsrail kaynaklarına göre Hava Kuvvetleri İstihbarat Bşk.) tutuklanmasına karar verdi ve bu İsrailli yetkililer hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Ayrıca yakalama kararı çıkarılan sanıklar hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına hükmedildi.
Türkiye -İsrail ilişkileri olumlu rotaya girmişken hem tazminat görüşmeleri hem de doğalgaz boru hatları konusunda müzakereler yürürken çıkmış bu tuhaf karar da nereden çıktı? Hiçbir zaman uygulanma ihtimali olmayan anlamsız ve Türkiye'yi gülünç duruma düşüren bir karar bu. Bu haberi alır almaz hemen telefona sarıldım. Hem Erdoğan'a ve Davutoğlu'na yakın isimlerle hem de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e yakın isimlerle bu karar hakkında konuştum.
Konuştuğum içeriden kaynakların tümü kararı garip karşılıyordu. Normal ve makul bulan hiç kimse yoktu. Dört yıldır süren sembolik bir davada dört İsrailli komutan hakkında tam da bu normalleşme sürecinde bu tutuklama kararlarının çıkması çok manidardı. Hiçbir zaman uygulamaya geçmeyecek bu tutuklama kararları dört yıl sonra bugün mü akla gelmişti?
İsrail'in Jerusalem Post gazetesinin iki hafta önce Türkiye ve İsrail'in anlaşmak üzere olduğunu, hayatını kaybedenlerin ailelerine toplam 21 milyon dolar tazminat ödeneceğini öne sürdüğü bir dönemdeydik.
Konuştuğum Dışişleri'ne yakın kaynak şöyle söyledi: "Eğer anlaşma sağlanırsa bu mahkeme kararının da hükmü kalmayacak. İmzalanacak anlaşmada bu süreçte alınacak mahkeme kararları ortadan kalkacak."
Mahkeme kararını Al Monitor için değerlendirmesini istediğimde, kararın zamanlamasını tuhaf bulduğunu belirtti.
Hükümet ve Cumhurbaşkanlığı kaynakları ağız birliği etmişçesine kararı tuhaf buluyor. Kararın şu konjonktürde çıkma sebeplerine gelince de aynı adresi işaret ediyorlar.
Yargıda hâlâ çok etkin durumda olan Gülen hareketi Türkiye- İsrail normalleşme sürecini durdurmak için mi böyle bir kararı aldırttı? Konuştuğum içeriden kaynaklar bu soruya "Evet" diyor.
Türkiye'de devletin üst düzeyindeki herkes Emniyet ve Yargı başta, bürokraside Gülencilerin örgütlendiğini bilir. Gülen örgütü gizli şekilde ve sürekli varlığını inkâr ederek devlette önemli konumlara ulaşmıştır. AK Parti ile Gülenist polis ve yargı kadroları da TSK'yı kışlasına döndürmek için beraber hareket etmişlerdir. Asker siyasetten tasfiye edildikten sonra Gülenistler askeri vesayetin yerine geçmek istemişlerdir ve AKP ile Gülenistlerin koalisyonu bozulmuştur. Devamı yarına.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.