YAZARA MAİL GÖNDER Yargıtay'ın HSYK üyeleri ve 12 Ekim

YAZARLAR

12 Ekim HSYK seçimleri öncesi bugün kritik gün. Yargıtay kontenjanından HSYK'ya seçilecek 3 asil 3 de yedek üye belirleniyor. Danıştay'dan da 2 üye gelecek.12 Ekim'de 7 üye adli yargıdan 3 üye idari yargıdan seçilecek.

***

Yargıtay'da kritik bir durum var. 130-135 kadar Kemalist ve solcu Yargıtay üyesi var. Bu kesim aslında paralel yapı konusunda hassas. 115-120 kadar paralel yapının yargının en büyük sorunu olduğunu düşünen sağ eğilimli üyeler var. Paralel yapının Yargıtay'daki nüfuz alanı ise 120-125 civarında. Toparlarsak yargıyı boyunduruk altına alan paralel örgüte karşı sağ ve sol kanatta 250-255 kadar Yargıtay üyesi var. Paralel örgütün hinterlandında ise bu rakamın yarısı kadar üye var.
***

Burada aklın yolu hem sağdan hem de soldan olan bu yüksek yargı mensuplarının bir demokrasi ittifakı yapması gerektiğidir. Fakat bu başarılabildi mi? Yoksa yine hizip kavgalarında birbirine düşüldü de bu saçmalıklar yüzünden paralel örgüt aradan yine sızmayı başaracak mı? Sağ ve sol kanat şahsi husumetler yüzünden birbirini paralelci diye suçlamaya devam ederek gerçek paralel yapının ekmeğine yağ sürecek mi? Yoksa sağduyu mu hâkim olacak? Bugün bunu göreceğiz ve 12 Ekim'den evvel değerlendirmesini yapacağız.
***

Yargı mekanizmasının paralel örgütçe nasıl boyunduruk altına alındığını dünkü Star'da Fadime Özkan'ın Hâkim Erkan Özkaya ile yaptığı röportaj çok güzel anlatıyordu. Sol eğilimli Hâkim Özkaya'nın da dediği gibi paralel hegemonyanın özünü teftiş ve tayin sistemi oluşturuyor. 2010'da yeni HSYK oluştuktan sonra Adalet Bakanlığı'na bağlı müfettişlerin bir kısmı HSYK'ya alınmadı. "Biz bunlarla çalışmak istemiyoruz" dendi ve gönderildiler. Sonra HSYK'ya yeni müfettişler alınmaya başladı. Yaklaşık yüz kişiden oluşan müfettişlerin yine aynı yapıdan oluştuğu yönünde bir algı oluştu. Yargı belli bir havuzdan alınan müfettişler eliyle denetlendi.
***

Özkaya'nın ifade ettiği gibi 14 bin kişilik bir yargı teşkilatının tamamını ele geçirmeniz mümkün değildir. Ama teşkilatı denetleyen yüz kişilik teftiş kurulunu istediğiniz şekilde oluşturursanız teşkilatı da istediğiniz sınırlara çekerseniz. Birilerini öne çıkarmak, birilerini de geri çekmek geride tutmak için kullanabilirsiniz.
Özkaya'nın anlattığı somut örneği dikkatle okuyalım:
Kastamonu'nun bir ilçesi. Müfettiş teftişe gittiğinde şunu görüyor. Hâkim 250 dosyaya karar vermiş ancak kanunen 15 gün içinde gerekçelerini yazması gerekirken bir yıla yakın zaman olmuş ama hâlâ gerekçeleri yazmamış. Mevzuat gereği müfettişin soruşturma başlatması gerekir ve bunu yapmadan önce usulen teftiş kurulu başkanını arar müfettiş. Müfettiş usulen teftiş kurulu başkanını arayınca kendisine "hâkim kim" diye soruluyor. Hâkimin adını söylüyor müfettiş. Ona önce "bir şey yapma, bekle" deniyor, daha sonra da "soruşturma başlatmayın, teftiş sonunda notunuzda bunu değerlendirin" deniyor. Teftiş Kurulu'ndan, üst makamlardan "soruşturma açma" dendiği halde soruşturma açılması da görülmüş şey değil, teamüle de aykırı. O yüzden müfettiş de soruşturma açmamış ve teftiş notunu "kötü hâkim" anlamına gelen orta not olarak takdir etmiş. Bunu yaptı diye teftiş kurulundan yeniden aranmış, "niye orta not verdin" diye fırçalanmış! Daha sonra aynı müfettiş Nevşehir'in bir ilçesine gidiyor teftişe. Bu sefer başka bir hâkim 14 dosyaya gerekçe yazmayı ihmal etmiş. Ama süre iki ay. İlk örnekte 250 dosyada bir yıllık bir gecikme var, ikinci örnekte 14 dosya ve iki aylık gecikme. İki aylık gecikmesi olan meslektaşımız maalesef soruşturma geçirdi, hakkında görevi ihmalden kamu davası açıldı, 7 ay 15 gün hapis cezası aldı ve bugün meslekte değil.
***

12 Ekim HSYK seçimlerine giden süreci analiz etmeye devam edeceğiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.