YAZARA MAİL GÖNDER Davutoğlu'na kayıtdışı ekonomi itirazı

YAZARLAR

Dünde yazdığım gibi Başbakan Davutoğlu'nun kayıtdışı ekonomi noktasında söylediklerine itirazım var ama önce Davutoğlu'nun 2015 bütçesi bağlamında söylediklerinden aynen katıldıklarımı aktarayım...
Vergilerin herkese eşit ve herkesten en uygun şekilde, onların üretim kapasitesini olumsuz etkilemeyecek oranda, o yüzden de gelir vergisi bizim dönemde düştü, düşürüldü, bilinçli olarak yaptık bunu. Çünkü nihayet bizim özel sektörün elindeki ve en küçük girişimcinin elindeki sermaye birikimini artırma niyetimiz var.
Davutoğlu'nun bu sözleri çok isabetli ancak şu sözleri tartışmaya açık...
Ama bir taraftan da bu kamusal alanda yapılacak reformlar içinde belli bir vergi düzeyini tutturmamız lazım. Önümüzdeki ekim ayı muhtemelen, en geç kasım ayında inşallah bu kayıt dışı ekonomi ile mücadele stratejimizi açıklayacağız. Kayıtdışı ekonomiyi muhakkak kayıt altına alacağız

***

Öncelikle kamusal alandaki reformlar deyince devlet harcamalarının artması değil azalması anlamına gelmeli. Kamusal alanda reformlar için daha çok vergi değil daha az vergi alınmalıdır. Vergi deyince vatandaş korkmamalıdır. Ayrıca kayıtdışı ekonomi denilen şeyle mücadele etmek eğer yüksek bir dikkatle yapılmazsa Türkiye'ye zarar verme potansiyeli taşır. Çünkü kayıtdışı denilen şey temelde dar ve orta gelirli vatandaşlara nefes aldıran bir olaydır. Büyük ölçekli ekonomi noktasında kayıtdışı olanla mücadele ne kadar doğruysa bunu tabana yaymaya kalkmak da o denli tehlikelidir...
***

Açık konuşalım hem 1994 hem de 2001 büyük ekonomik krizlerinde halkımız Arjantin tipi büyük felaketler ile karşılaşmadıysa, bu ikinci ekonomi, kayıtdışı ekonomi sayesindedir. Bunun yanında Türkiye halkının fedakârlığının, cefakârlığının da bunda büyük payı vardır.
Kayıtdışı ekonomi, ikinci ekonomi Türkiye'nin en dinamik ekonomisidir. Nedir ikinci ekonomi? Devletin el koyamadığı, halkın devlet denetiminden uzak üretip, sattığı ortamdır bu. Bir zamanlar Besim Tibuk bu sektörü çok güzel anlatırdı. Örneğin, diyelim bir ev hanımı deri ceket dikiyor. O hanımın eşi de vergisiz olarak - çünkü, vergiye girerseniz masrafınız artacak - fabrikalardan deri hammadde alıyor ve birkaç komşusu ile birlikte, evde üretimi yapıyor.
Götürüyor bir satış mağazasına; o da fatura vermeksizin, bir Rus'a ya da Ukraynalı'ya satıyor ürettiğiniz ceketleri. Yani, hiçbir formaliteye girmeden bir ekonomi doğuyor ve gelişiyor. Pekiyi, böylece kazanılan para nereye gidiyor ? Benzin alıyor, beyaz eşya satın alıyor, araba alıyor, giysi alıyor yani, dolaylı olarak devlete vergi ödeyerek, harcıyor...
***

Demek istediğim, ikinci ekonomide, kayıtdışı ekonomide kazanılan para, ekonomimizin hayat suyudur. Bu faaliyetten -ki, Türkiye'nin pek çok yöresinde, pek çok alanda söz konusudur- vergi almaya kalkmak asla doğru değildir. Çünkü bu tavır ekonomik faaliyeti caydırır ve hayat suyunuzdan olursunuz. Dar ve orta gelirli kesim için de bu politika yoksullaştırıcı bir sonuç doğurabilir... Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun bu kayıtdışı ile mücadele konusunu yeniden gözden geçirmesi ve sadece büyük ölçekli ekonomik faaliyetler noktasında bu mücadeleyi işletmesi gerekir...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.