YAZARA MAİL GÖNDER Demirtaş’ın sazı mutlaka patlar

YAZARLAR

NTV'nin Meclis muhabiri, tüm partilerden vekillerle birlikte mikrofonu bir HDP'liye uzatıyor. Diğerlerine yönelttiği soruyu yineleyip, ondan da partisinin 1 Kasım seçimlerindeki stratejisine dair bilgi almak istiyor.
Ama nafile, vekil "yetkili kurullarımız çalışıyor" diyerek soruyu savuşturduktan sonra sözü anında çatışmalara getiriyor. Kandil tüm enerjisini 1 Kasım seçimlerini yaptırmamaya kanalize etmişken, ne yapsın adamcağız?
Gelin görün ki muhabir pes etmiyor. Kopya verip, HDP'nin "Kadına şiddet uyguladığı belirlenen kişileri aday yapmayacağını" hatırlatarak "bari bununla ilgili bir şeyler söyle" dercesine vekilin yüzüne bakıyor...
Tabii tüm HDP'li vekiller, yukarıda diyaloğunu aktardığım Erol Dora gibi gollük pasları taca atacak kadar "acemi" değil. Örneğin Selahattin Demirtaş'ın gol atmak için topa bile ihtiyacı yoktur. Maşallah kendisi, pimini çekip kaleye atacağı bir el bombasını bile fair play mantığıyla izah edebilme becerisine sahiptir.
Selahattin Bey, bombalarını, "ceberut futbol piyasasının dayatmalarına karşı mazlum bir halkın başkaldırısının tezahürü" şeklinde teorize eden bir medya desteğine sahip olduğu için de durmadan bombalar.

O yana da bu yana...

Takvimler 10 Ağustos 2014'e doğru mu yürüyor? Selahattin Bey'in Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylığı mı gündeme geldi? Vakit kaybetmeden gülümsemeye başlar. Taşlanmamış jean'in üzerine en son Cem Uzan'ın çıkarttığı beyaz gömleğini çeker. Hatta seçim meydanlarında tek ayağını kaldırarak arkasına geçtiği kürsüden PKK'ya çağrı "bilem" yapar. Kendisinin "Şimdi ben PKK'ya silah bırak da diyemem ama devlet elini tetikten çekse belki hayat bayram olur"dan hallice barış çağrıları "Demirtaş'tan tarihi adım" diye manşetten verilir.
Seçimler bitince Selahattin Bey şehirden kıra çekilir. Bu kez alanlarda peşmerge kıyafetleriyle belirir. 7-8 Ekim'de 50'den fazla vatandaşın hayatına mal olacak serhildan çağrıları yapar.
Zordur Selahattin Bey'in işi. Zira memlekette demokrasi olduğu için seçimler birbirini izler. Bu kez ufukta 7 Haziran seçimleri belirmiştir. Demirtaş yine şirinlik muskasını takar. Hürriyet yazarlarının omuzlarında eline sazını alıp, PKK ile arasına bir elif miktarı mesafecik koyar.
7 Haziran seçimleri de bitti gitti. O günden bugüne PKK onlarca çocuğu, sivili, askeri, polisi öldürdü. Bu cinnet günlerinde seçim öncesindeki o eski Selahattin Bey'den eser yoktu elbette. Derken Demirtaş, 1 Kasım seçimlerine bir buçuk ay kala, bu kanlı süreçte duvara astığı sazını yine eline aldı.

Geldi cicim ayları

Yine seçim öncesindeki sade suya tirit ezgilerini tıngırdatıyor Demirtaş. Şimdiki türkülerinden birinin adı "Biz Kürt gençlerine asla silahı önermiyoruz." Önermiyoruz! 2 aydır devletle savaşan, çoluk çocuk onlarca sivili, polisi, askeri katleden "gençlere" fazlasıyla naif bir "tavsiye" değil mi sizce de?
Demirtaş'ın diğer seçim bestesini de girişte anlattım işte. Kadına şiddet uygulayanı partisinden aday yapmayacakmış. Peki, Erzincan'da minibüste seyahat eden Makbule teyzeyi yine kadın militanlarına sırtından kurşunlatan PKK'lıların siyasi destekçilerini aday yapacak mısınız? Hani onlar da kadın ve cinayet de şiddet ya...
Tabii bu asgari insani hassasiyet kadına şiddet duyarlılığı kadar beyaz mahallerde satmaz, oy getirmez Selahattin Bey'e. Öyle ya görmedikleri duymadıkları yoksul Kürt çocuklarına PKK'nın uyguladığı şiddet bizim hanımların, beylerin derdi mi?
Bakalım Demirtaş, Çehov'un dediği gibi, günü gelince mutlaka patlayacağını bildiğimiz o sazıyla Türkiyelilere ağıtlar yaktıracak daha ne besteler yapacak?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.