Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MELİH ALTINOK

Nevi şahsına münhasır bir adam

2009 yılıydı. TRT'de beraber radyo programı yaptığımız arkadaşım o gün yayına elinde bir Akit gazetesiyle geldi. Gazetenin sür manşetindeydi.
Mevzu ise, soy isminin Ergenekon davasından yargılanan üst düzey bir askerle aynı olmasıydı. Öyleyse "TRT'de ne arıyordu?" Bir anda Ergenekon'un radyocuları oluvermiştik! Hemen dönemin Akit Ankara temsilcisini aradım. Arkadaşımın Ergenekon davasından yargılanan askerin kızı olmadığını, zaten babasını yıllar önce kaybettiğini söyledim. "Her şey bir yana yahu beni de mi tanımıyorsunuz" dedim. Hiçbir şey olmamış gibi davrandı. Çok sinirlendiğimi hatırlıyorum.
Zaman zaman bazı yazarlarının da "hışmına" uğradığım gazeteye olan kızgınlığım yayın yönetmeni Hasan Karakaya ile tanıştığımda bir anda geçti.
İçimden "o sert yazıları yazan, manşetleri atan adam bu olmaz. Bir yanlışlık olmalı" diye geçirdiğimi hatırlıyorum.
Tanıdığım en güler yüzlü, esprili, hayat dolu gazeteciydi Karakaya. Daha sonra, pek çok ülkeye yapılan resmi ziyaretleri onunla birlikte izledik.
Örneğin, Küba'ya ayak basmamızdan itibaren gün boyu "Senin memlekete geldik, hadi bize bir cami bul bakalım" diyerek beni canımdan bezdirdiğini hiç unutmuyorum. Aramızda kalsın Küba'yı sevmişti de.
Perşembe gece yarısı Kahvaltı Haberleri için kanala giderken Hasan abinin ölüm haberini aldığımda o gezileri ve sohbetlerimizi hatırladım.
Kendisini son olarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki 29 Ekim Resepsiyonu'nda görmüştüm. Bir grup gazeteciyle birlikte sohbet ederken yanımıza gelen Hasan abiyi "Basında sağduyunun sesi Hasan Karakaya" diyerek karşıladığımı ve resepsiyonun sonuna kadar beraberce güldüğümüzü hatırlıyorum. Öylesine komplekssiz, kendisiyle barışık bir adamdı Hasan abi.
Karakaya'nın dün Fatih Camii'ndeki cenaze töreninde meslektaşlarımızla birbirimize anlattığımız anılarımız hep neşeli olanlardı. Tanıyanlar olarak onu hep güler yüzüyle hatırlayacağımız kesin.
Karakaya'nın ölümü üzerine bazı meslektaşlarımızdan gelen yorumlarsa utanç vericiydi. Bu insanlıktan nasibini almamış tiplerin istisnasız hepsinin toplumsal kutuplaşmadan yakınması kuşkusuz rastlantı değil.
Zira üslup, kendileri gibi düşünmeyen insanlara tahammülsüzlüklerine "kutuplaşma" kılıfı giydirenler için hiçbir zaman sorun olmadı.
Ama küfürsüz tek bir eleştiri ve yorum yapamayanların son utanmazlıklarına çok da fazla takılmayın derim. Öyle ya, artık hepimizin alışmış olması gerekiyor bu dengesizlere.
Hasan abi aramızda olsa o da aynen öyle yapardı. Önce okkalı bir küfür patlatır ardından "Boş ver sen onları çocuk, gel sana bir fıkra anlatayım" derdi.
Karakaya'ya Allah'tan rahmet, yakınlarına ve basın camiasına da baş sağlığı diliyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA