Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Sanırım izlemişsinizdir. İzmir'de bir sokak esnafı, el kadar Suriyeli bir çocuğu "bisikletinin selesini tutarak kendisine rahatsızlık verdiği" için kovalıyor, yakalıyor ve bir güreşçi gibi havaya kaldırıp yere çalıyor.
Evet, evet, köprüden geçen o iki kadının, korkuluklara tutunmuş polislerle konuşan bir adama "Atlayacaksan atla senin yüzünden trafikte bekliyoruz" deyip ardından okkalı bir küfür patlatmalarının hemen sonrasındaki olayı diyorum.
Nedense geçtiğimiz haftanın insanlık karnesine kaydedilen bu rezaletler, gündemsizlikten yeniden "yeni Emek sinemasına gitmiyoruz" kampanyası başlatan endişelilerimizi pek kaygılandırmadı. "Büyük insanlık" ailesi zaten meşguldü, biliyorsunuz kendileri bu günlerde PKK'nın batıdaki terör örgütleriyle birleşmesini kutluyorlar da.
"Nedense," diyorum ama laf olsun diye işte. Muhtemelen bu olayların failleri istedikleri partiden çıkmadığı için pek bir anlayışlılardır.
Tıpkı, her gün anılan Berkin'le aynı yaşta olan Yasin'i, PKK-HDP'liler öldürdü diye kemik testine sokmayı teklif edecek kadar alçaldıkları gibi.
Haklısınız batı cephesinde değişen bir şey yok. Bırakalım onları kendi cehennemlerinde bir başlarına. Çuvaldızı atıp alalım iğneyi elimize.

Ölen kimdi Mahmut abi?
Şükür, "vicdani reklamı" medyamızda yer bulamayan bu ülkenin sessizleri hala çoğunlukta. Hiç tanımadıkları insanların dertlerine belki de yakınlarının sorunlarından daha çok dertlenenlerin, bu olaylarda da isyanlarına şahit olduk.
Ancak bizler de biraz durup düşünmeliyiz. Dramlar karşısında haykırırken, öfkemizi mi tatmin ediyoruz, yoksa bir kardeşimize el mi uzatıyoruz?
Benim bu konuda ciddi şüphelerim var dostlarım.
Öyle ya, kaçımız İzmir'deki o pilavcının nasıl cezalandırıldığını merak ettiği kadar yere çarpılmış bir kuş gibi sendeleyerek kalkan ve kaybolan Suriyeli çocuğun nerelerde olduğunu, zavallının şimdi ne yaptığını?
Ya da köprüden atladığı halde atla çığlıkları kadar konuşmadığımız o adamın derdini, yaşadıklarını, geride bıraktığı ailesini hangimiz düşündük? Sahi kimdi ölen yahu?

İki sosyolog
Yaşananları nesnelliği içinde anlamak için disiplinlere teslim olanlarımızın, beylik laflar edeyim derken yaşanan bu trajedilerin esasını es geçenlerimizin de aşağıdaki fıkra karakterlerinden farkı var mı sizce?
İki sosyolog yolda yürürken önlerine bir çukur çıkmış. Çukurun dibinde kan revan yatan adamı gören sosyologlardan biri telaşla arkadaşına dönüp "hemen adama yardım etmeliyiz" demiş. Diğeri arkadaşına hak vermiş:
"Kesinlikle haklısın! Haydi, vakit kaybetmeden bu alçaklığı ona kimin yaptığını öğrenmeliyiz!"
Ne fıkra ne gerçek artık bilemiyorum ama halimiz budur.
Ha bu arada, "Yaşananlar İzmir'e yakışmadı"nın derdine düşen dostlarım, biliyor musunuz, Al Jazeera'nın haberine göre polis o yavrucağı hala bulamamış. 9-10 yaşlarındaki bir "emanete" bile sahip çıkamamanın ayıbı, şehrinizin prestijinden daha mı az önemli?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER