Türkiye'nin en iyi haber sitesi

MELİH ALTINOK
MELİH ALTINOK

Ne gereği var ki...

Yarışın ve kavganın onuru, sonucun kabul edilmesinden gelir.
Yoksa adama "niye çıktın sahaya" derler. Dalga geçerler, saygı göstermezler.
Karşılaşma bittikten sonra rakibinin arkasından taşa, bıçağa sarılana Anadolu'da ne dendiğini de sizler biliyorsunuz.
Demokrasi de aynı mantığın üzerine kuruludur. Halkın iradesinin kabulü esastır. Yani kentte tüm aktörler oyunun kurallarını kabul eder.
Kurallarını kabul ederek giriştiğin sandık yarışında seçmen sana istediğin sonucu vermemişse, mızıkçılık edemezsin... Rakibini, yenemediğin sandığın dışında siyaset dışı yöntemlerle vurmaya çalışamazsın...
Dış müdahale çağrıları yapamazsın. Teröristlere ve vesayet odaklarına "benim yapmadığımı siz intihar saldırısıyla, darbe girişimiyle yapın bari" mesajı veremezsin.
15 Temmuz sonrası devletin uluslararası hukuktan doğan meşru müdafaa hakkını kullanarak başlattığı yargısal sürece itiraz edenlerin yaptıkları da farklı değil.
FETÖ'ye ve PKK'ya yönelik yargının attığı her adımı, daha ifade çağrısı muhataplarına ulaşmadan "siyasi" diye yaftalıyorlar.
Onlara göre tüm bunları Erdoğan, nasıl yapabiliyorsa, "muhaliflerini tasfiye etmek için" yapıyormuş.
Gidin işinize!
2002'de, 2004'de, 2007'de, 2008'de, 2009'da, 2010'da, 2012'de, 2014'te (2 kez), 2015 (2 kez) çıkmışsınız karşısına. Üstelik de medyanızla, terörün fiili desteğiyle, yurtdışından gelen desteklerle, ittifaklarınızla, şuyunuzla buyunuzla...
Her seferinde yenilip oturmuşsunuz.
Yetmemiş, ABD ile FETÖ ile PKK ile ortak düşmanınız olan "o adam" halkıyla birlikte bir darbe savuşturmuş, yine devrilmemiş.
Şimdi kalkıp, sandıkta gözü kapalı yendiği bu denli başarısız ve çapsız rakiplerini niye tasfiye etmeye çalışsın?
Bence her zaferi kendisine altın tepsi içinde armağan ettiğiniz için varlığınıza duacıdır en fazla.
Büyüyün biraz, sizi izleyen onca seçmene, okura, taraftara ayıptır.

***

Delikanlım...
"'O kadar korkutuyoruz, hâlâ sinmiyorlar' diyorsunuz.
Biatçısınız, isyanı bilmiyorsunuz.
Tanıtmak boynumuza borç olsun." Yukarıdaki sözler yılların Cumhuriyet'ini Fetullah'a teslim edip bir trol gazetesi haline getiren susamuruna ait.
Evet, evet o. Fetullah'ın savcılarını ve örgütten gelen belgeleri hiçbir gazetecilik süzgecine tabi tutmadan manşete çeken o zoraki vatandaştan bahsediyorum.
Kendisini adam eden halkına karşı görüşlerini savunacak cesareti bile olmadığı için bugünlerde farklı dillerde iftira atıyor ülkesine... 15 Temmuz'dan hemen önce, "ortalık karışır da tatlı canım incinir" diyerek kaçtığı yurtdışından...
"İsyanı bilmiyorsunuz" dedikleri ve yurtdışına "tanıtmakla" tehdit ettikleri ise tanların önüne yatıp vatana ve demokrasiye sahip çıkan Türk halkı, sizlersiniz.
Ülkenin çoğunluğunun gözünde zaten öyle ama hâlâ bu zata itibar edenleri görünce, "Bu ülkede her şey olursunuz, rezil olamazsınız" sözünü hatırlamadan geçemiyor insan.

***

Baykal seviyor mu, korkuyor mu?
Geçen gece bir haber kanalına çıkan Deniz Baykal'ın sözleri Twitter'da en çok konuşulanlar arasındaydı.
En çok eleştirilen ifadesiyse, "7 Haziran seçimlerinde koalisyon kurulsaydı darbe girişimi olmazdı" anlamına gelen sözleri oldu.
Hakikaten izah etmek mümkün değil.
Baykal, ABD'deki birtakım odaklarca desteklenen FETÖ'nün 15 Temmuz'da siyasi çoğulculuğu sağlamak için Türkiye'ye saldırdığını falan mı sanıyor?
Yoksa bazı yorumcuların dediği gibi, Kılıçdaroğlu'na koltuğu bırakmasına neden olan kaset komplosunu Cumhurbaşkanı'na bağlayarak, Pensilvanya'ya "lütfen bir daha yapma" mesajı mı veriyor?
Her iki olasılık da Deniz Bey'in siyasi kariyeri ve saygınlığı için felaket değil mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER