Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'nin iç ve dış sorunlarının çözümünde, orkestra şefi rolüne giderek ısınıyor. Bu profil, Çankaya Köşkü kapılarının geniş toplum kesimlerine açılması ile pekişiyor. Köşk, aynı zamanda kitlesel etkili mesajların da merkezine oturuyor.
Gül, kısa bir süre önce işçi, işveren ve memur sendikalarının temsilcilerini Çankaya'da iftar yemeğinde ağırladı. Birbirinden çarpıcı yorumlar yaptı. Örneğin, Kafkaslar-Kıbrıs hattındaki görüşü mealen şöyleydi:
"Statükonun kimseye yararı yok. Ne Türkiye'ye ne Azerbaycan'a ne de Ermenistan'a. Bu süreçte Karabağ'daki reyonlarda iyileşme başladı. Azerbaycan Devlet Başkanı bize teşekkür etti. Ancak resmi açıklamalar pazarlık gücünü artırmak için farklı olabiliyor."
Gül, bir ara sözü diaspora Ermenileri'ne de getiriyor. 1915 olayları ile ilgili olarak sigorta şirketlerinden tazminat talep edilmesine imkân veren ABD'deki yasanın iptal edilmesi için "Seviniyoruz ama çok da sevinmeye gerek yok" diyor. Türkiye'nin kararlı tutumu ve inisiyatif alması ile olayların yön değiştirdiğini ifade ediyor. 1915'le ilgili karar vermeyi sağlayacak Kongre belgesi veya Başkan açıklaması olmadığı için soykırım iddiaları temelinde mali sonuç oluşturulamadığını anlatıyor.

***

Gündem dış politikadan, sosyal politika alanına kaydığında da Gül'ün sözleri sendikal tabanda karşılık buluyor. Hemen belirtelim, ödünç işçilikle ilgili yasa maddesini veto ettiği için Cumhurbaşkanı, işçi sendikalarının gönlünü kazanmış durumda. İftar davetinde, İşsizlik Sigortası Fonu'ndan kamu yatırımlarına aktarılan kaynaklara girilince Gül, masada bulunan Çalışma Bakanı Ömer Dinçer'e dönerek, "Fon'dan yıl sonuna kadar nereye, ne kadar harcama yapıldığı önce sendikalarla sonra kamuoyuyla paylaşılsa iyi olur" diyor. Dinçer de aynı görüşü paylaşıyor. Memur sendikalarının temsilcileri ise toplu görüşme yerine toplu sözleşme istediklerini Cumhurbaşkanı'na tekrarlıyorlar. Çankaya, "Yapıcı olunmalı" derken Bakan Dinçer, önce kamu personel reformu gereğini savunuyor.

***

Ve Sendika Kanunu. Köşk'ün kabul salonunun kahkahaya boğulduğu an AB eksenli sosyal reformlar konuşulurken yaşanıyor. Bakan Dinçer, sendikal hakların genişletilmesi bahsinde, "AB, ILO normlarını istemiyor" demeye getirip sendika yöneticilerine takılıyor. Tabii, bu alanda yapılacak o kadar çok iş var ki... Bir işçi konferedasyonu başkanı teşbihte hata olmaz kabilinden, yaşanan tezatı şu fıkrayla özetliyor:
"Gelinle kaynana pek anlaşamıyormuş. Oğlan, evin ihtiyaçları için köyden şehre gidecekmiş. Hanımına seslenmiş. 'Sor bakalım annemin isteği var mı?' diye. Gelin, kulağı az duyan kaynanasına eğilip, 'Kaşlarını alayım mı? diye sormuş. Haliyle kaynana da 'Yok, yok istemem' demiş."

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER