Türkiye'nin en iyi haber sitesi
OKAN MÜDERRİSOĞLU

Mezhep çatışması

Son 15 günde gerçekleşen iki telefon konuşması ve bir açıklama, küresel sistemi derinden etkileyecek kurguyu gün ışığına çıkardı.
1- Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'le Irak diplomasisi.
2- Erdoğan'ın, Irak Başbakanı Maliki ile tatsız geçen görüşmesi.
3- Maliki'nin Türkiye'yi hedef alan boyundan büyük lafları...
Ve bu arada...
İran- Irak- Suriye-Lübnan ekseninde giderek güçlenen Şii cephesi.
İran'da Türkçe konuştuğu halde kendini Şia'ya bağlı hisseden Azeriler.
Kerkük'te, Şii kimliğine sıkıca sarılan ve giderek Türkiye'den uzaklaşan Türkmenler...
Tablo, gerçekten düşünmeye değer.
Nükleer programı yüzünden İran'ı baskı altına alan ama aynı zamanda Tahran güdümündeki Şii kökenli Irak Başbakanı'nı destekleyen ABD tercihi özellikle manidar...

***

Ortadoğu oyununda, "despotik liderlere" değil, "halklara" yatırım yapan Türkiye, bir süre önde götürdüğü yarışta, bu sıralar geri düştü. Global aktörlerin tarihi "bilek güreşi" arenasında boy gösteren Türkiye, çok sayıda merkezin çıkarına dokunduğu için şimdi "kuşatma"altında. Ankara, süper güçlerin stratejik hesaplarının yanı sıra güncel olarak iki riskle daha karşı karşıya.
1- İlişkilerin gevşek seyrettiği Batı koridorunda "ekonomik kriz" yaşanırken,
2- Doğu koridoru "siyasi krizlerin" pençesinde.
Karakteristikleri farklı iki krizi yönetme becerisi ise Türkiye'nin geleceğini belirlemeye aday.
***

Ana konumuza dönecek olursak...
Yakın coğrafyamızda, "mezhep çatışmaları" olasılığına dayalı "bölünme senaryoları" Türkiye'nin uykularını kaçırıyor. Gerçi bir avantaj da yok değil. Örneğin, Irak'tan gelen Sünni liderler, Şii baskısından kurtulmak için Ankara'dan destek talep ediyor. Buna karşın, Şii temsilciler de "Sünniler, El Kaide çizgisine kaymasın" diye yine Türkiye'den yardım istiyor.
Lakin, konjonktürel buluşmaların büyük resmi görmeyi engellememesi gerekiyor. Zira ABD'nin başını çektiği bir grup ülke, "İslam"algısını mezhep temelinde değiştirmeye ve bundan yararlanmaya çalışıyor. Nitekim bir dönem popüler olan "Ilımlı İslam'dan" eskisi kadar söz edilmiyor.
***

Ankara'da kabul gören tez şu:
1- Şiiliği, "Alternatif İslam" olarak sunan özel bir plan seziliyor.
2- Sünni gelenek dışlanıyor ve yerine, "Selefi-Vahabi" kimliği ikame ediliyor.
***

Siz, "Irak uçuruma sürükleniyor. Demokratik Irak kurulması için harcanan emekler boşa gidiyor" diyeceksiniz...
ABD yönetimi ise dönüp, Maliki'ye güvendiğini, başkaca alternatif olmadığını söyleyip geçiştirecek.
Eldeki veriler ABD'nin, merkezi Irak'ta Şii, Kuzey Irak'ta Kürt nüfuzunu hâlâ önemsediğini gösteriyor.
Bu durumda, Şiilerin güç gösterisinin ilk denemesi olan Sünni lider Haşimi'nin Kürt yönetimine sığınmasını nasıl yorumlayacağız? Tabii ki Bağdat'a gevşek bağlarla bağlı Irak Kürdistanı'nın bağımsızlık ilanına zemin arama çabası olarak...
Muhtemelen, Nusayri Beşar Esad, Şam'dan tasfiye edildiğinde, ezici çoğunluktaki Sünni nüfus tam anlamıyla iktidara gelemeyecek. Ağır ekonomik sorunlarla boğuşan, Irak savaşının faturasını ödemekte zorlanan ve sadece İsrail'i himaye etmek için İran'ı sıkıştıran ABD, siyasi ve mali açıdan yeniden toparlanıncaya kadar Ortadoğu'da "mezhep kamplaşmasına"göz yumacak!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA