YAZARA MAİL GÖNDER İmralı'ya iletilen üç mesaj

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR

Terör örgütünü silahtan arındırma süreci gündeme öylesine hızlı girdi ki... Aynı anda hem umut dağıtan hem de ihtiyat telkin eden mesajlar birbirini izledi. Aslında, İmralı konusunda Ankara'nın kafası yakın zamana kadar karışıktı. Yani denklemde yer alıp almaması konusu belirsizdi. Öcalan'ın Kürt gençleri üzerindeki etkisini, örgütün silahlı kadrolarında gösteremediği kanısı hâkimdi. Ta ki Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, Kasım 2012'de Kahire'de bir soruya verdiği yanıta kadar. Başbakan dedi ki...
"İmralı'nın devletle görüşme arzusu yok değil, var. Biz de elimizdeki enstrümanları kullanma niyetindeyiz. MİT görüşme yapabilir. Bunda sakınca görmüyoruz. Çünkü asıl olan sorunu çözmektir. Silvan olayından sonra söylediğimde, maksadımız İmralı değildi. Diğer taraf yani bizzat dışarıdaki terör örgütünün temsilcileriydi. 'Müzakere-mücadele' demişlerdi..."
Başbakan'ın perspektifi, özellikle "açlık grevleri" sırasında Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in çabası ile yeniden ete kemiğe büründü.


***

Açlık grevlerinin sonlandırılması önemli bir prova oldu. Öcalan, devreye girerken yeniden "muhatap" alınabileceğini gördü.
BDP'li vekiller, inisiyatif sergiledikleri ölçüde devlet katında kabul gördüklerini fark etti. Ve Hükümet... Ölümle sonuçlanabilecek tehlikeli bir oyunu sonlandırdığı gibi terör örgütünü silahtan arındırabilecek sürece zemin kazandırdı.

***

Aslında İmralı, açlık grevleri sürerken "pazarlık gücü" denemesi de yaptı.
Yani... "Avukatlarımla görüşürüm" diye ısrar etti. Aynı ısrarı MİT Müsteşarı Hakan Fidan'la görüşme noktasında da sürdürdü.
Oysa Ankara, ilk adımı karşı taraftan bekliyordu. Öyle de oldu. Kardeş Mehmet Öcalan, kasım ortasında uçakla İstanbul'a getirildi ve oradan Ada'ya geçmesi sağlandı.
Öcalan, önce kardeşiyle görüşmeyi reddetti ve "Devlet operasyon çekiyor" vehmine kapıldı. İşte o kritik dakikalarda, Ankara'dan İmralı'ya üç mesaj gitti:
1- Yeni süreç başlamadan biter.
2- Bugünkü fırsat bir daha bulunmaz.
3- Sürecin sabote edilmesinin sorumluluğu üzerinizde kalır!
Bu mesajın etkisi ile 2012'nin en problemli eylemi, kazasız belasız sona erdi.
Ama bundan sonrası çok daha önemli.
Nedenine gelince...
Terör örgütü ve siyasal uzantılarına yönelik toplumsal tepki tüm yoğunluğu ile yaşanıyor.
Uludere Olayı, kaşınmaya müsait yara olarak açıkta duruyor.
4. Yargı Paketi'nin en hassas bölümü askıda bekletiliyor. Teröre bulaşmamış, şiddeti teşvik etmemiş isimlerin ifade özgürlüğü kapsamına alınması, KCK tutuklularına tahliye yolu açılması siyaseti zorluyor.
Ana dilde savunma, ana dilde kamu hizmeti gibi adımların atılması ise yeni sürecin parçasına dönüştürülerek zamana yayılıyor.
Silahlı kapasitesini büyük ölçüde kaybeden örgütün zaman kazanma ve yeniden toparlanma stratejisi canlılığını koruyor.
Yeni anayasa çalışması dahi Kürtlere siyasal statü talepleriyle ipotek altına alınıyor.
Ve... Silah bırakacakların yargılanması, ne ölçüde affedileceği, topluma nasıl kazandırılacağı gibi sancılı başlıklar da dayanılmaz ağırlığını hissettiriyor.
Bu yüzden, aşırı iyimserlikten uzak, gerçeklere odaklı bir dönem bizi bekliyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.