YAZARA MAİL GÖNDER ABD ile ilişkilerde mayınlı alanlar!

YAZARLAR

Davet, geçen hafta yapılmıştı. ABD Büyükelçiliği'ne yönelik bombalı saldırı yaşanmamıştı. Yani gündem çok önceden ve ustaca planlanmıştı. Ama canlı bomba eylemi, sohbetin ağırlık merkezine oturuverdi. Buna rağmen, asıl hedefe yönelik mesajlar ihmal edilmedi. Öyle bir dil tutturuldu ki hem içişlerine karışma görüntüsü verilmedi hem de siyasi liderlerin konuşmaları ileri sürülerek can alıcı noktalara dokunuldu.


***

Tahmin edileceği gibi ABD Büyükelçisi Francis Ricciardone'un gazetelerin Ankara Temsilcileri ile önceki gün gerçekleşen değerlendirme toplantısından söz ediyorum. Ricciardone, farklı tarihlerde Türkiye'de çalışmış bir diplomat. "Bizi, bizden iyi tanıyor" desek, yeridir. Büyükelçi'nin Ankara'daki ilk günlerinde basına verdiği demeçler, rahatsızlık yaratmış, hatta "acemi elçi" yakıştırması dahi yapılmıştı. Senato'daki onay süreçleri nedeni ile Türkiye'de Başkanlık özel onayı ile bir süre "emaneten" görevlendirilmiş, "asaleten" ataması daha sonra tamamlanmıştı. Görünen o ki Ricciardone artık "ustalık dönemine" geçmiş! Üslubunu hem stratejik hem de taktik açıdan değiştirmiş. Ama tam becerememiş.

***

Asli konumuza dönecek olursak... Büyükelçi Ricciardone, basın buluşmasında üç öncelik belirlemişti:
1- Türk yargı sistemindeki aksaklıklar.
2- Ankara-Erbil, Ankara-Bağdat ilişkilerine ABD'nin bakışı.
3- Meclis'te ele alınan Terörizmin Finansmanı Yasası'na ilişkin eleştiriler.

***

1- Büyükelçi, "uzun tutukluluk" meselesine damardan girdi. "Sizin liderleriniz de aksaklıklara dikkat çekiyor" dedi ve ekledi:
"İyi bir yasama ile yola çıkıyorsunuz. Bunun polis tarafından iyi uygulanması gerekir. Aynı şekilde iyi bir yargı süreci gereklidir. Halkın, mahkemelere güveni tam olmalıdır!"
Bu yaklaşım tarzı adeta, Başkan Obama'nın yeni dönemdeki Türkiye ajandasının yansıması gibiydi. "Tutuklu vekiller, komutanlar, akademisyenler, öğrenciler... Belirsiz suçlamalar, gizli tanık ifadeleri" başlıkları altında yargılama süreçleri ile basın ve ifade özgürlüğü artık ABD'nin yakın izlemesi altında. Görünür gelecekte doğrudan telkinler ve dolaylı baskılar artık sürpriz olmayacak!
2- Türkiye'nin, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ile yakınlaşması ve petrol anlaşmaları aşamasına gelmesi de Washington'un radarına takılmış. Ricciardone, "Ankara'nın, Irak'taki petrol ve gazın sadece yüzde 20'sine değil, hepsine ulaşmasını istiyoruz" derken, belli sınırları da çizdi. Bu tezini meşrulaştırmak adına Irak'ın bütününü temel almayan politikaların, bu ülkenin bölünmesine kadar varabileceğini ima etti.
3- Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Yasası'yla ABD'nin ilgisine gelince... Beyaz Saray yönetimi, uluslararası sermaye hareketlerini kontrol etmeyi amaçlıyor. Ancak bu girişim, Türkiye'ye yönelik fon hareketlerini durdurma riski de içeriyor. Üstelik, uluslararası arenada terörün ortak tanımı yapılmadıkça, Ankara'nın beklentileri de karşılanmıyor...
Sözün özü...
Türk-Amerikan ilişkilerinde mayınlı alanların temizlenmesi gerekiyor. Bu yılın ilk yarısında gerçekleşeceği anlaşılan Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, ABD ziyaretinin takvimlendirilmesi ise özel önem kazanıyor!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.