YAZARA MAİL GÖNDER Merkez Bankası: Güçlükler ve hayattan gerçekler

YAZARLAR

Aynı anda dört hedefi gözeten bir Merkez Bankamız var.
1- Enflasyon. 2- Finansal istikrar. 3- Reel efektif kur endeksi. 4- Cari açık.
Hedefler ve araçlar çoğaldığı için Merkez Bankası'nın iletişim politikasını ve veri toplama yöntemlerini revize etmesi gerekiyor. Ki bu yönde adımlar da atılıyor.
Önce, Merkez Bankası'na hâkim olan, "iktisadi literatüre ve araştırma biriminin analizlerine dayanan matematik yaklaşımı" özetleyelim. Banka yönetimi -haklı olarak- diyor ki:
* Enflasyondaki artış, ekonomik büyümeden çalıyor. Yani enflasyon, ülkenin büyüme potansiyelinin ortaya çıkmasını önlüyor.
* 2008 yazında başlayan küresel finansal krizin ardından pek çok ülke için enflasyon birinci öncelik olmaktan çıktı. Finansal istikrar daha fazla önem kazandı.
* Finansal istikrarsızlıkla hormonlu kredi büyümesi arasında yakın ilişki bulunuyor. Bankacılık sektöründeki problemler krize dönüştü mü doğrudan genç nüfusu vuruyor. Ülkede kalkınmanın motoru olan bir kuşağı heba ediyor, nitelikli işgücüne yeniden geçiş kolay sağlanamıyor.


***

Bugün, ağırlıklı olarak enflasyonu ve finansal sektörün risk iştahını kollayan Merkez Bankası gerçeği ile karşı karşıyayız. Başkan Erdem Başçı ve arkadaşlarının yıllık kredi büyümesini yüzde 15'le sınırlaması, reel efektif döviz kurunun 115-120 bandını geçmeyeceğini söylemesi, esasen bu ikili hedefe odaklı yaklaşımın yansımaları. Lakin eş anlı olarak cari açığı ciddiye aldığını söyleyen de TL'nin aşırı değerli sınıra yakın olduğunu kabul eden de aynı Merkez Bankası. Hatta ihracat, Avrupa kanalından gelen talebe göre artsaydı, 2012'de ekonominin yüzde 1 küçüleceğini hesaplayan da bu ekip. Türkiye'nin 2012'yi yüzde 2.5 civarında büyüme ile tamamlayacağı dikkate alındığında, Merkez Bankası'nın sistemdeki rolü ve sorumluluğu çok net görülüyor.

***

Bu durumda şu temel soru karşımıza çıkıyor: "Merkez Bankası, ekonominin geleceğini düşünerek ihtiyatlı hareket ettiğini ileri sürerken ekonominin asıl performansının ortaya çıkmasını frenliyor olabilir mi? Bir başka ifadeyle, kurtarmaya çalıştığı geleceği ipotek altına aldığı söylenebilir mi?"
Bu sorunun yanıtı, Merkez Bankası ile reel sektör arasındaki temel çelişkiyi yansıtıyor. Banka kurmayları şu tezi savunuyor: "İki tür büyüme örneği var. Borçlanarak veya servet biriktirerek büyüme. Borçlanarak büyümede Türkiye'nin geçmişte yaşadıkları ortada. Varlık biriktirerek büyüyen Uzakdoğu ülkelerinin geldiği nokta da malum!"

***

Merkez Bankası ile siyaset kurumu, Merkez Bankası ile piyasalar arasında farklılık olması bir yere kadar doğal. Ancak, farkın kapanmasında banka yönetimine de görev düşüyor. Merkez Bankası biraz bu nedenle biraz da piyasa gerçeklerini anketlerin de ötesinde görebilmek için geç de olsa sahaya iniyor. Artık, iş âleminin nabzının tutulması ayrı bir önem kazanıyor. Çok yakında Merkez Bankası'nın ülke genelindeki şubeleri daha aktif olacak. Kıdemli merkez bankacılar patronlarla profesyonellerle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirecek. Özellikle emek piyasası ve kredi koşullarındaki değişimleri anında ölçecek. Kritik verilerin, faiz kararı dönemlerinde henüz güncel olmamasından kaynaklanan eksiklikleri telafi edecek. Böylece piyasadaki hareketlilik, olası şoklar ve ilk etkileri anında görülebilecek. Ne diyelim? "Geç oldu ama hayırlı olsun!"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.