YAZARA MAİL GÖNDER İmralı'dan dönen hayaller!

YAZARLAR

Silahların susması, kan dökülmemesi ve terörün tasfiyesi yolunda atılan adımların ilk dönem bilançosu ortaya çıktı. "İmralı ile BDP-Kandil-Avrupa eksenindeki farklılıklar dışa vurdu." İmralı'ya giden BDP'li milletvekillerinin beklentisi ile yüzleştikleri gerçekler örtüşmedi. Yıllarca özel anlamlar yüklenerek efsane haline getirilmiş hayallerdeki adamla, İmralı'da talimatlar veren adamın aynı olmadığı da görüldü. Bu temas trafiğinin belki de en sarsıcı anları, BDP'li vekillerin "müzakere yapma teşebbüslerinin" İmralı duvarına çarptığı sırada yaşandı. Örneğin BDP heyeti, yeni anayasada "Kürt kimliğine" atıfta bulunulmasını mutlak gereklilik gibi dile getirdiğinde İmralı, "Buna takılıp kalmayın. Anayasa etnik reflekslerden arındırılsın yeterli" mesajı verdi. Ve anlaşıldı ki İmralı, devletle her şeyi görüşmüş, ciddi mesafe almış, örgütün lideri olduğunu test etme aşamasına geçmiş!

***

Kabul etmek gerekir ki İmralı da son şansını kullanıyor. 65 yaşında. Zamanı ve fırsatı iyi değerlendirmezse bir daha inisiyatif sergilemesi, dikkate alınması imkânsız. Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nin gelişimi, Barzani'ye yönelik uluslararası ilgi, Arap Baharı ve Suriye'deki gelişmeler karşısında İmralı'nın zorunlu olarak sahne aldığı dahi söylenebilir. Bugün, "kabul edilebilir çözüm" için rol üstlenmese, ebediyen İmralı'da kalacağının, örgütün ve Kürt halkının sempatisini kaybedeceğinin bilincinde. O'nun için de "denemeye değer" bir süreç söz konusu. Aslında benzeri bir durum devlet için de geçerli. Nedenine gelince... Haliyle herkes, "Bu işin sonu nereye varacak? Ne vaat edildi?" türü sorulara yanıt arıyor. Oysa durum, bu kaygıların ötesinde boyutlar içeriyor. Kuşkusuz sürecin barışa evrilmesi umuluyor. "Çabalar netice verir mi?" Bu noktada kimse kesin bir şey söyleyemiyor. Ama net olarak söylenen bir şey var:
"Çözüm süreci bıçak sırtı bir denge. Barışa da açık provokasyona da. Eldeki enstrümanın kullanımı nereye varır kestirmek güç. Ancak bu enstrüman kullanılmazsa olayların nereye varacağı belli. Eskisi gibi kan, gözyaşı, duygusal kopuş!"
***

Üç tespitle yazımızı noktalayalım:
1- İmralı, Kandil'e hitaben "Yoldaşlar", Avrupa'ya hitaben "Arkadaşlar" terminolojisini tercih ederek, "Lider hâlâ benim" hatırlatması yaptı. Bu gövde gösterisinin örgütün silahlı, siyasi ve mali kanadındaki karşılığı, çözümün kaderini doğrudan etkileyecek. İlk sinyallerin cesaret kırıcı olmakla birlikte silahlı Kürt hareketini derinden etkileyeceği, yeni siyasi damarlar doğmasına yol açacağı muhakkak.
2- Nasıl ki Habur'da, "Zafer kazanmış PKK-Kürt" görüntüsü Türkiye çoğunluğunda tepki yarattıysa, "Dize getirilmiş PKK-Kürt" görüntüsü de Kürt kimliğinde aynı ölçüde tepki yaratabilir. Bu nedenle dil, üslup hayati önemini korumakta.
3- AK Parti, büyük risk almış olmakla birlikte, sanıldığı gibi büyük tavizin içinde değil. 30 yıllık problem çözülürse başarı Türkiye'nin hanesine yazılacak. Çabalar, büyük barışa dönüşmezse sorumluluk BDP başta olmak üzere muhalefetin üstünde kalacak. Kamu vicdanında kazanan iktidar partisi olacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.