YAZARA MAİL GÖNDER Nevruz'un sinir uçları ve siyasi bilinçaltı

YAZARLAR

Moskova, Eski Arbat Sokağı. Köşede bir kebapçı. "Türk lokantası" diye biliniyor. Aslında Ağrılı Kürt kökenli vatandaşlar işletiyor. İşletme sahibi, gazetecileri tanıyor. Sohbet başlıyor. İçlerinden biri, "Bizim fikirlerimizi de yansıtıyorsunuz" diyor. "Nedir o?"diye sorduğumuzda, "İşte Osmanlı tipi çözüm abi" yanıtı geliyor.

***

Bugün "Nevruz." Doğanın uyanışının, yeni umutların bayramı. Ve bu yılki Nevruz'u benzersiz kılacak bir yanı söz konusu. "Gerçek barışın bayramı" olması! 1990'lı yıllarda Nevruz dendi mi, "kan dökülecek" diye korkulurdu. Şimdi "kan duracak" diye bakılıyor. Bu şansın sağ duyu ile değerlendirilmesi gerekiyor.
Tabii zorluklar da yok değil. Örneğin, İmralı'dan gelecek çağrı daha şimdiden sancı kaynağı. Ortaya konacak yol haritasının "pazarlıkçı dili, megalomanik stili" bugünkü tolerans ortamında bile hayli sivri.
***

Toplumun sinir uçlarının düğümlendiği süreç yönetimi ise 21 Mart'tan sonra ayrı önem kazanacak. Şu ana kadar "mektup yazan, çağrı yapan" İmralı profili ile karşılaştık. Hatta pek çok gelişmeyi İmralı ağzı ile öğrendik. PKK'lı teröristlerin elini tetikten çektirecek, ülkeden çıkışını temin ettirecek inisiyatif de ister istemez İmralı ile paralel yürüdü. Hatta hak ettiğinden fazla güç vehmetmesine bile yol açtı. Mesele, "Kim kimin bileğini büküyor" gibi dar alana sıkıştırılmaya çalışıldı. Oysa önemli olan netice. Yani silahların susması, kanın durması. Bu iki şart gerçekleştiği andan itibaren "siyasetçilerin, parlamentonun, akil insanların" devrede olduğu yeni bir aşamaya geçilecek. İmralı'nın ne dediğinden çok, "Türkiye için nasıl bir gelecek tasavvuru düşünüldüğü" tartışılacak.
***

Çözüm sürecinin dikkate değer bir yanı da "siyasi bilançaltını" gün ışığına çıkarması oldu. Geçmişte, bugünkü gibi görüşme yöntemini önerenler, "Silah yerine görüşme yolu tercih edilsin" diyenler, "Aman bu işin kazananı iktidar partisi olmasın" çizgisine savruluverdiler. Oysa siyasi tarih "rakibinin başarısızlığını bekleyenlerin değil, geleceği doğru okuyup kendi reçetesine kitleleri ikna edenlerin kazandığına dair örneklerle dolu!" "Çözüm tasarımı ve yürütülen temasların içeriği" Meclis'le paylaşılmamış eksiklik olarak görülebilir. Bu, biraz da işin doğasından kaynaklanmış olabilir. Ama bundan sonra bilgi sahibi olacakların takınacakları tutum da siyasi kalibrelerini gösterecektir.
***

Son olarak, AK Parti'ye ve Adalet Bakanlığı'na yönelik terör eylemine ilişkin bir iki cümle etmek isterim. Siyaset kurumu bu olayı, "kuru sıkı beyanlarla" geçiştirdi. AK Parti Genel Merkezi'ne "geçmiş olsun" ziyaretine gidilmemesi düşündürücü idi. "Bu olaydan mağduriyet çıkarıldığını" iddia edecek kadar akıl tutulması içinde olanlara da rastlandı. Nereden ve kimden gelirse gelsin, nereye ve kime yönelirse yönelsin, terörü lanetlemek ve ortak duruş sergilemek siyasetçiler başta olmak üzere herkesin ortak görevidir.
Diyarbakır'daki Nevruz'un Aksaray'ı, Kastamonu'yu anladığı, İzmir'in, Trabzon'un Nevruz'u Diyarbakır gibi kutladığı "yeni günler" dileğiyle...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.