YAZARA MAİL GÖNDER Başsavcı, kararlar, raporlar...

YAZARLAR

Ankara Adliyesi Sözcüsü Cumhuriyet Başsavcı Vekili Nuri Yiğit aradı.
Hem yeni yayımlayacakları derginin tanıtımını yapacaklarını hem de aile içi şiddetle ilgili hazırladıkları raporu paylaşacaklarını söyledi.
Dün sabah adliyedeydik.
Kısa süre sonra Ankara'dan ayrılacak olan Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Ethem Kuriş de ekibiyle birlikte salondaki yerini aldı. Henüz sunuş başlamadan önce gazeteci arkadaşlar kendi aramızda hukuki çerçevede espriler yapıyorduk ki Başsavcı Kuriş, sanki üstüne alınmışçasına, "Biz, uygulamada çok titiziz" deme gereği duydu. Gerçekten de kamuoyu, Ankara'daki mühim soruşturma ve davalarda benzeri örneklerden farklı, esasen olması gerekene yakın uygulamalara tanıklık etti. Bu durumda Başsavcı Kuriş'in Ankara'daki görevinin ardından teamülen Yargıtay üyeliğine geçmesi beklenirdi. Ama öyle olmadı. Kuriş, HSYK'daki çetin müzakerelerden sonra Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na atandı. Acaba neden? Tabii, senaryo bol.
Çoğu spekülasyon. Buna karşın somut bir olayın göz ardı edilmemesi gerektiği belirtiliyor...
MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılması sürecinde İstanbul'dan Ankara'ya gönderilen evrakın jet hızıyla işleme konularak, Fidan'a 15 dakika içinde telefon açılması ve davetiye çıkarılması.
Neticede, yargı, herkesin hayatına dokunan kritik bir alan. Her karar, muhtelif etki ve sonuçlar üretebilir.
Önemli olan Ankara Adliyesi "Başkent Bakış" dergisinin 49. sayfasının son satırındaki cümlenin içselleştirilmesi ve pratik hayata yansıması: "Adaletin kuvvetli, kuvvetlilerin de adaletli olması gerekir." (Blaise Pascal)

***

Neyse biz konumuza dönelim...
Hâkim ve savcıların yaşanmış olaylara dayanarak ortaya çıkardığı sosyal yaraya parmak basalım. "Aile içi şiddet!"
Ankara Adliyesi "Aile İçi Şiddet Bürosu" 2012 ile 2013'ün ilk 4 aylık gelişmelerini içeren bir rapor çıkarmış.
Aile içi şiddetin anatomisi denilebilecek önemli bir çalışma bu. Ve Aile Bakanlığı ile üniversitelerle desteklenmesi halinde daha kapsamlı sonuçlara ulaşılması ve yeni çözümler geliştirilmesi de mümkün. Evet, ortada bir yasa var. Lakin yasayı aşan yaşanmışlıklar da söz konusu.
Örneğin, şiddet mağdurları şikâyet başvurularında savcıya ulaşabiliyor, mahkemelerden hızlı tedbir kararları çıkarabiliyor.
Oysa kucağında çocukla adliyeye gelen şiddet mağduru kadın için pedagog, iç dünyası alt üst olmuş insanlar için psikologların da adliyelerde bulundurulması gerekiyor.
***

2012'ye ilişkin 8.354 dosya üzerinden çizilen şiddet haritasını masaya yatırdığınızda şunları görüyorsunuz:
Eğitim şiddeti önlemiyor.
Şiddet gören kadınların yüzde 10'u, şiddet uygulayan erkeklerin yüzde 14'ü üniversite mezunu.
Şiddet olaylarının yüzde 10'u evliliklerin ilk yılında gözleniyor.
10 yıldan uzun süreli evliliklerde ise şiddet doruğa çıkıyor. (Yüzde 48)
Erkeklerde yaş ilerledikçe şiddete uğrama oranı artarken, kadınlar yaşlandıkça daha az şiddete uğruyor.
Şiddet uygulayanların yüzde 81'i alkol kullanıyor, yüzde 75'i işçi veya serbest meslek statüsünde olduğunu beyan ediyor.
Ekonomik nedenler, kıskançlık, aldatma gibi faktörler şiddete varan gerilimi tetikliyor.
Dedim ya derinlemesine incelenecek çok bilgi birikmiş...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.