YAZARA MAİL GÖNDER "Sen hep haklı çıktın!"

YAZARLAR

Yorum bol. Akıl hocası çok...
Anketler güncellendi. "Y" nesli tartışıldı. Siyaset bilimi profesörü Gene Sharp'ın pasif direniş yöntemleri masaya yatırıldı.
Saflar sıklaştırıldı. Meydanlarda karşılıklı mesajlar verildi.
İç ve dış merkezlerin refleksi test edildi.
İktidarın tüm dinamikleri gözden geçirildi.
Ülkenin fay hatlarının zayıflıkları belirlendi.
Ve karşı strateji geliştirildi.

***

Gezi Parkı'nda demokratik tepkiyle başlayan, yaşam tarzı kaygısıyla şekillenen, muhalif ve kırgın unsurlarla güçlenen, küresel aktörlerle desteklenen, marjinal örgütlerle şiddete dönüşen, yoğunluğu düşük eylemlerle canlı tutulan özellikli bir süreçle karşı karşıyayız. Henüz dalga boyunun büyüklüğünü tam olarak ölçebilmiş değiliz. Bu yüzden "komplo teorileri" de prim yapıyor, "yeni Türkiye" söylemi de taraftar buluyor.
***

Peki...
"AK Parti'nin, hatta kabinenin iç sesi ne diyor?" Daha doğrusu, "Olup biteni nasıl yorumluyor?"
Bu noktada hem klasik analizler hem hissiyata dayalı duruşlar hem de özeleştiriler var...
AK Parti'nin dününde yer almış, bugün karar verici konumda bulunan pek çok isimle görüştüm. Yaygın kanaat şu:
"Bu, niteliği değiştirilmiş bir darbe girişimi."
Deniliyor ki "4'üncü darbe teşebbüsü ile karşı karşıyayız!"
Yani...
2003-2004 döneminde, Kıbrıs sorununun çözümü üzerinde maraza çıkarılarak asker eliyle darbe planlandı, tutmadı.
2007'de Cumhurbaşkanlığı seçimi bahanesiyle TBMM manipüle edilerek sonuç alınmaya çalışıldı, başarılamadı.
2008'de, parti kapatma davası açılarak yargı gücüyle tasfiye operasyonu denendi, olmadı.
2013'teki gelişmeler ise "kutuplaşma siyaseti" üzerinden kurgulanmış, "halk hareketi" görünümlü bir başka tür iktidarı yıpratma harekâtı.
Yorumların ana ekseni böyle.
Haklı yönler de var, geleneksel düşünce sistematiğiyle yorumlama kolaycılığı da...
AK Partililerin her şeye rağmen güvendikleri ana husus, Tayyip Erdoğan'ın kritik dönemlerde sergilediği duruşun zamanla anlaşılan karşılığı: "Başbakan şimdiye kadar hep haklı çıktı!"
***

Tabii bu inanç, özeleştiriye engel değil.
Başbakan'ın hareketli hedef olduğunu bugünkü olayların "varış noktasına ateş etme" amacı taşıdığını, halk tarafından seçilecek Cumhurbaşkanı'na dönük organizasyonun erken patladığını düşünen de çok.
Türkiye'nin bölgesel ve küresel iddiası karşısında husumet biriktiren müttefiklere fatura kesen de...
Ama...
1- İlke siyasetinden uzaklaştık, güncel siyasete fazla boğulduk.
2- İş yapma biçimimizi giderek değiştirdik.
Örneğin, alkol satışının düzenlenmesi dahil pek çok yasa Bakanlar Kurulu'nda görüşülmeden Parlamento'ya geldi.
Kamuoyu yönetimi iyi yapılamadı.
3- Sosyal medya gerçeği ihmal edildi.
Hatta Gezi Parkı eylemleri sırasında, yüz binlerce takipçisi olan bakanlar, parti yöneticileri tek bir tweet bile atmadı.
4- 4'üncü Murat'a sunulan "Koçibey Risalesi"ndeki bir bölüm dikkat çekicidir. "Sancak'taki işler, Divan'da kararlaştırılmaktadır.
Sancak hata yaparsa Divan'da düzeltilir. Ama Divan hata yaparsa düzeltilmesi çok zor olur!
"
Ve son husus...
Halen "otoriter lider" gibi sunulmaya çalışılan Tayyip Erdoğan öylesine rasyonel ve pragmatik adımlar atar, yeni demokratikleşme hamlesi yapar ki yine ezber bozar!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.