YAZARA MAİL GÖNDER Nefret Olimpiyatları

YAZARLAR

Siyaseten alternatif olamayacaksın.
Sandıkta baş edemediğin gibi sandık dışı yollarla da sonuç alamayacaksın. "Bu Hükümet kaybetsin de Türkiye'nin kaybetmesi önemli değil" diyeceksin.
Olumlu tek örneği takdir etmeyecek, en küçük olumsuz gelişmeyi büyüttükçe büyütecek, ortalığı yıkıp indireceksin.
İyi de "Sen nesin kardeşim?"
Son 10 yıllık baskın siyasi karakterin, rekabetçi muhalefet eksikliği yüzünden geldiği nokta, "Kronik muhalefet odakları üretmesi oldu." Bunlar, demokratik muhalefetin sesi olsa ne ala! Başımızın üstünde yerleri var. Eksiyi de artıyı da aynı anda söyleyebilen, aydın namusuna sadık, bilgi temelli konuşabilen, samimi ve tutarlı eleştiri yapanlara kim ne diyebilir ki? Ama benim bahsettiklerim farklı.
Sürekli yakınan, etrafına karamsarlık aşılayan, önyargılarının esiri, tek örnekten genelleme yapabilen, karşısındakini tanıma gereği dahi duymadan linç edebilen, kaşından gözünden, kıyafetinden bahane bulan, küçük ama etkili gruplar bunlar. Varlıklarının yegâne nedeni hemen her şeye, bilhassa AK Parti patentli icraatlara karşı olmak. Bilinçaltı kıskançlıkla kinlenen, bireysel fikri dünyasını mutlak doğru kabul eden, bütün mesaisini kitleleri manipüle etmeye ayıran bu "nefret lobisi" her vesile ile iş başında. İstanbul'un 2020 Yaz Olimpiyatları'nı düzenleme şansını son anda kaçırması memleket adına bir başka imkân sağladı aslında! "Nefret Olimpiyatları'nı organize edebilecek, yüksek katılımı temin edebilecek yetenek ve sayıda yeterli uzmanın bulunduğu" gerçeği ile yine yüzleştik.

***

İstanbul'a ve Türkiye'ye sınıf atlatacak, spor bilincini geliştirecek, farklılıkları buluşturacak, çatışma yerine uzlaşma kültürünü yerleştirecek, takım çalışmasını teşvik edecek, toplumsal özgüveni pekiştirecek, dayanışmayı üst düzeye çıkaracak bu kadar önemli bir projenin kaybedilmesine sevinmek nasıl bir ruh halinin yansımasıdır?
Evet, iktidarın eleştirilecek yönleri var.
Lisanı münasiple açık ve kapalı ortamlarda bunları dile getiriyoruz. Hatta "eleştirel veya tepkisel olmaktan öteye geçen nefret yüklü zihniyetlerin nasıl bu kadar çoğaldığını sorgulamak gerektiğini de" ifade ediyoruz. Bunlar kuşkusuz işin, özeleştiri tarafı. Ve yapılıyor da... İyi ama "öfke nöbetine tutulmuş, nefret lobisine ne diyeceğiz?" "Allah ıslah etsin" desek de kâr etmiyor ki.
***

Şimdi yeni bir haftaya giriyoruz. Kurun seviyesi, akaryakıt fiyatları, enflasyonun seyri, büyümedeki yavaşlama, küresel parasal genişlemenin sonuna gelinmesi, Suriye'ye yönelik nokta harekât planının icrası vs vs...
Nefret lobisi için eşsiz bir ortam olduğu aşikâr.
Oysa hayatın kendisi gibi ekonomi de dış politika da değişken. Değişen şartlara uyum kapasitesidir önemli olan. Bu nedenle siz siz olun, günlük olayları yakından izleyin fakat anlık dalgalara kapılmayın. Kamu mali dengesine, bankacılık sisteminin sermaye yeterliliğine, Hazine borç çevirme oranlarına da mutlaka göz atın. Bugünle yetinmeyin, lütfen, geleceğe de odaklanın. Bu şartlar altında, Türkiye'nin "yapısal reform heyecanını kaybetmeden" önümüzdeki dönemde yeniden el atması gereken ekonomik konular bellidir:
1- Merkez Bankası'nın fiyat ve finansal istikrarı gözettiği ve ek roller üstlendiği dikkate alındığında, BDDK ve SPK'yı kapsayan "Mali Piyasalar Üst Kurulu" modeli tekrar düşünülmelidir.
2- Hazine- Maliye birliği artık tesis edilmeli ve tek elden koordinasyon sağlanmalıdır.
3- Doğrudan Başbakan'a bağlı, düşünce ve politika üretim merkezi şeklinde çalışan Devlet Planlama Teşkilatı yeniden kurulmalı, düzenli fırsat- tehdit analizi yapılarak, uzun dönemli büyümeyi garantileyecek eğitim ve ar-ge adımları unutulmamalıdır!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.