YAZARA MAİL GÖNDER CHP, ikna süreçleri ve ABD!

YAZARLAR

29 Ekim 2013. Çankaya Köşkü. Saat 22.00'ye yaklaşıyor. Konuklarını karşılayan, sohbet eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, gazetecilerin yanına geliyor.
Cumhuriyetin demokratikleşmesi üzerine konuşuyor. Geçmişten gelen iki büyük engele işaret ediyor: 1- Kürt sorunu. 2- Laikliğin katı yorumu. Türkiye'nin her iki alanda de önemli mesafe aldığını anlatıyor. Hatta üniversitelerdeki başörtüsü sorununun çözümüne CHP'nin de katkı verdiğini söylüyor.

***

31 Ekim 2013.
TBMM bahçesi, "demokrasi pazarı" gibi. Canlı yayın araçları, gazeteciler, milletvekilleri, ziyaretçiler...
Genel Kurul'da heyecanlı bekleyiş hâkim.
Geleneksel refleksle hareket eden bir grup meslektaş, gerilim beklemekte.
New York Times muhabiri ise ayakta. Meclis'e başörtüsü ile gelen kadın vekillerin isimlerini öğrenme telaşında...
***

Başörtülü vekiller, ürkek. Hemcinslerinin arasında Genel Kurul'a geliyor ve ancak arka sıralara oturabiliyorlar. İşte o anda, 1999'daki tablo gözümün önünde canlanıyor. Sıra kapaklarına vuranlar, "dışarı" diye bağıranlar, "had bildirilmesinden" söz edenler ve merhum Başbakan Bülent Ecevit'in "Burası, Cumhuriyete baş kaldırılacak yer değildir!" çıkışı...
14 yıl sonra her şey daha normal. AK Parti kararlı. CHP sıkıntılı. MHP tutarlı. BDP ilkesel. Parti ayrımı olmaksızın tüm kadın vekillerin yorumları, özellikle, "Bizim üzerimizden siyaset yapmayın, bizimle siyaset yapın" mesajı hayli etkileyici!
***

Bütün bu olumlu gelişmelere rağmen kritik bir soruya yanıt bulmak zorundayız:
"Ne oldu da CHP'nin tavrı nispeten yumuşadı?"
Bu soruyu, şunun için soruyorum:
Hafta başında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu ziyaret ettik.
Kemal Bey, başörtülü vekil noktasında, "Teamüllerden" söz etti. Kulise kadar başörtüsüyle gelip, Genel Kurul'da başını açan MHP eski Milletvekili Nesrin Ünal'ı örnek gösterdi. AK Partili kadın milletvekilleri için "Başörtülü gelmesinler, yeni sorun üretmesinler" demeye getirdi. Sonra...
Bir görünmez el devreye girdi. CHP'li kadın vekillerin görüşü alındı. Kapalı grup toplantısı yapıldı. "Ulusalcı" diye bilinen nitelikli azınlığın Yeni CHP'yi ipotek altına alan şahin tutumu bir nebze değişti. Geçmişte, üniversite kapılarında "ikna odaları" kuranlar, bu kez "ikna süreçlerine" davet edildi. Çoğu, ikna olmaktansa, hiç olmamayı tercih etti. Ortalıkta dahi görünmedi!
***

Görünüşte, CHP'deki tutum değişikliğinde, "AK Parti'ye yine mağduriyet malzemesi vermeyelim" tezi etkili oldu. Ama mesele bu kadar basit değil.
Önümüzdeki günlerde CHP'de, sürpriz sayılabilecek adımların atıldığına tanık olabiliriz.
Zira, CHP'ye dokunan "görünmez elin" sanki "dış ayağı" da var. CHP lideri ile baş başa yemek yiyen ABD Büyükelçisi Francis Ricciardone'nin üstlendiği misyonu göz ardı etmeyelim. Büyükelçi'nin, CHP Heyeti'ne Aralık ayı başında Washington'da özel program hazırlanmasını hafife almayalım.
***

Belki biraz şüpheci olacak ama...
Kılıçdaroğlu'nu yeniden öne çıkarma süreçleri, CHP'nin ABD'de kabul görmesi, Mustafa Sarıgül'ün CHP'ye monte edilmesi, eski defter ve belgelerinin kapatılması, muhtelif çevrelerden itibarını koruyacak güvenceler verilmesi mühim hadiseler. Anlaşılan, AK Parti'yi durduramayacağını gören çevreler, hızını yavaşlatmak için taktik ve teknik yardım sağlayabiliyor.
Ve Türkiye, küresel akıl hocalığı ile milletin hakemliği arasında mücadeleye sahne olacak ciddi bir seçim yarışına giriyor!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.