YAZARA MAİL GÖNDER Obama ne dedi dengeler nasıl değişti?

YAZARLAR

Boğaz'a giren tanker misali... Manevra alanı pek yok. Açık denize çıkmadan hareket esnekliği bulmak imkânsız! Küresel gelişmeler hem dinamik olmayı hem de değişime ayak uydurmayı gerekli kılıyor. Hatta oyun kurucu ülke iddiasının sürdürülmesi için başka çare de bulunmuyor. Dünya değerler sisteminin yeniden inşa edildiği bu süreçte Türk dış politikası da günün gereklerine uyum sağlamak, duygusallığa kapılmadan çıkarlarını korumak, ilkelerine sahip çıkarak yol almak zorunda.

***

Filmi biraz başa sararsak... ABD'nin, Ortadoğu'ya bakışının yenilenen kodlarını okuyabiliriz. Aslında, mesajın içeriği, Beyaz Saray'daki, Obama-Erdoğan görüşmesine uzanıyor. Başkan "ABD, artık Ortadoğu'nun jandarması rolünde olmayacak" demeye getiriyor. Obama, Ortadoğu'daki dengeleri, stratejik müttefikleri üzerinden gözeteceğini, askeri seçeneğe başvurmayı düşünmediğini hissettiriyor. Türkiye- İsrail arasında bir tür arabuluculuk rolüne soyunuyor. İsrail'in, Mavi Marmara için özür dilemesini sağlıyor. Bu gelişme İsrail'in kuruluşundan bu yana bir "ilk" olarak tarihe geçiyor.
İran, Suriye ve Irak politikasını güncelleyen Washington yönetimi, pragmatist yaklaşımını dalga dalga bölge ülkelerine de yayıyor. İran'la temas arayışı, Suriye'ye nokta operasyondan vazgeçilmesi, Irak Başbakanı Maliki'nin Beyaz Saray'a davet edilmesi... O davette Maliki'ye "Ülkendeki tüm grupları kucaklayıcı ol, komşu ülkelerle ilişkilerini düzelt" denmesi...
***

Derken hızlanan trafik. Irak Meclis Başkanı Nuceyfi'nin Türkiye ziyareti, uzun süre sonra Irak Dışişleri Bakanı Zebari'nin Ankara'ya gelmesi, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun yakında gerçekleşecek Bağdat seyahati, TBMM Başkanı Çiçek'in Nuceyfi'ye iade-i ziyaret planı, Irak Başbakanı Maliki'nin Türkiye programı ve nihayet Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Irak'a gideceği bilgisini paylaşması...
***

Ankara- Bağdat gerilimin boyutları düşünüldüğünde, yukarıdaki trafik özel anlam kazanıyor. Daha birkaç ay öncesine kadar Türk firmalarına iş vermeyen, kazanılan ihaleleri askıya alan, sınır aşan sular konusunu uluslararası platforma taşıyıp Türkiye'yi taciz eden ve bütün bu adımları kendi Bakanlar Kurulu'nda "gizli karara" bağlayan bir siyasi tavırdan söz ediyoruz.
***

Tabii Ankara'nın, Bağdat'la diplomatik onarım sürecine rağmen Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'ni ayrı bir yere konuşlandırdığını göz ardı edemeyiz. Gerek çözüm sürecinde Barzani'den beklentiler gerekse Kuzey Suriye'deki PYD karşısında geliştirilen ortak tutum Erbil'i ayrıcalıklı kılıyor. Buna petrol- doğalgaz kontratları da eklendiğinde K.Irak'ın stratejik değeri daha da artıyor.
Gelinen noktada, Türkiye-Irak ilişkilerinin rayına girmesi, mezhep temelli ayrışmadan uzaklaşması, iki tarafın da "kazanç" hanesine yazılacak. Neticede, ABD artık bu coğrafyada askeri gücü ile boy göstermeyeceğine göre bölge ülkelerinin kaderi daha fazla birbirine bağlanacak. Suriye'deki iç savaşın Türkiye'ye olduğu kadar Irak ve Ürdün'e de ağır maliyetler çıkardığı, İsrail'i tedirgin ettiği de dikkate alındığında düne takılmadan ileriye bakmanın gerekliliği daha iyi görülüyor. Türkiye, "ilkesel dış politika söylemini" sonuna kadar muhafaza ederek, menfaatlerine daha güçlü zırh sağlayacak açılıma yelken açıyor. Bu tarzın, yakında Mısır'da, İran'da ve muhtemelen Suriye'de de yansımaları olacağı anlaşılıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.