YAZARA MAİL GÖNDER Seçmenin üç mesajı: "Sandığı karıştırma, piyasayı bozma, sadece bana güven!"

YAZARLAR

Bir olay, yaşanıp bittikten sonra en iyi açıklayana "tarihçi" denildiğini bilmem duydunuz mu?
Şimdi, seçimler sonuçlandı ya değişik meslek gruplarına mensup pek çok kişi 30 Mart tablosunu kolaylıkla açıklayabiliyor.
Oysa daha birkaç gün öncesine kadar temennileri ile tespitlerini birbirine karıştırıyorlardı.
Tabii, şöyle sorabilirsiniz:
"İyi de kardeşim sen ne dedin?"
Bunun için öyle çok uzağa gitmeye gerek yok... 17 Aralık 2013'ten bu yana yazdıklarımız ortada. Ama isteyen son üç-dört yazıyı okuyabilir. Gerek siyasi gerekse ekonomik içerikli yazılarımda miting meydanlarında öne çıkan mesajlar sadeleştirilerek bu sütunlardan yansıtıldı. Bu yetmedi, yabancı yatırımcıların satın aldığı senaryo da perde arkası bilgilerle aktarıldı: "42 -/+ 2 puan."
Yani, içerideki çarpık koalisyonun tüm girişimlerine rağmen, dışarıdan bakan gözlerin, siyasi süreci daha gerçekçi analiz ettikleri bir vakıa idi. "Tayyip Erdoğan'ın seçimin galibi olacağı, Çankaya yürüyüşünde moral bulacağı, ekonomideki temel doğrultunun AK Parti'nin bilinen çizgisinde ilerleyeceği" gibi çıkarımlar küresel fonların New York ve Londra toplantılarının merkezinde kalmaya devam etti.

***

Ve gelinen noktada...
Erdoğan'ın, yerel seçimleri güven oylamasına dönüştürme stratejisi tabanda tuttu.
Seçmen, Başbakan'a güvenoyu verdi.
Yolsuzluk iddiaları yeterince inandırıcı bulunmadı, siyaset dışı yollarla iktidar tasfiyesine geçit verilmedi ve bilhassa Erdoğan Ailesi'ne yönelik orantısız, ahlaksız saldırı nedeni ile AK Parti'ye gönül verenler kenetlendi.
Cemaat'in siyaset dışı kalması gerektiği teyit edildi. Cemaat'in örgütlü algısının "güçlü", sahadaki varlığının sanıldığından "zayıf" olduğu görüldü. Seçmen, Cemaat'e "Gönül hareketi olarak sivil sınırlarda kal. Zira benim siyasi yürüyüşüm AK Parti ile" mesajı verdi. "Geleneksel devletten yönelebilecek baskı ve zulme karşı beni koruman, daha iyi anlatman için bürokraside olmanı istemiştim ama sen bu gücünü bizzat benim irademe karşı kullandın. Yanlış yaptın" dedi.
CHP'nin, konjonktürden medet uman, paralel yapıdan servis edilen illegal kayıtlara dayanan ancak yeni söylem içermeyen, umut vaat etmeyen seçim stratejisi çöktü. Doku olarak Cemaat'le uyumlu olmayan klasik CHP yönetimi, "Düşmanımın düşmanı dostumdur" fırsatçılığından kazanç sağlayamadı.
Endişeli modernlerin ne kadar haklı kaygıları varsa, modern muhafazakârların da en az o kadar makul kaygıları olduğu fark edildi. Kıyı kentlerinin iktidara karşı teminat arayışları ile Anadolu'nun genelindeki milyonların son dönemdeki kazanımlarını koruma çabasının birlikte okunması gerektiği anlaşıldı.
MHP'nin, iktidar alternatifi olamayacağı, sadece aday profiline endeksli yerel başarılarla yetindiği, yüzde 15'lik siyasi dilimde tutunmaya çabaladığı tescillendi.
AK Parti'nin, "Tek Türkiye partisi" olduğu bir kez daha kayda geçti.
Doğu ve Güneydoğu'daki Kürt kökenli seçmen "demokratik özerklik" tanımına gizlenen ayrışma yerine, kimliğini korumayı esas alan, huzur ve barış içinde Türkiye'ye entegre olmayı amaçlayan "demokratik beraberlik" beklentisini dile getirdi.
***

Ve meselenin ekonomik tarafı...
Türkiye kaos istemiyor.
İktidarı sandıkta deviremeyenlerin piyasada olay çıkarmasına izin vermiyor.
Vatandaş, belirsizlikten çekiniyor, önünü görmek istiyor.
Büyüme- sandık ilişkisi önemini koruyor.
İş bulma ümidini/ işini koruma konforunu kirli senaryolara feda etmiyor.
AK Parti'den artık her alanda yeni nesil reformlar bekliyor.
Hukuk güvenliğinden emin olmayı talep ediyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.