YAZARA MAİL GÖNDER "Zeytin Dalı" denemesi, AK Parti'nin bütünlüğü

YAZARLAR

İç ve dış destekli müthiş bir çabanın ürünü... İslam İşbirliği Teşkilatı eski Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu'nun, sağın- solun çatı adayı olarak Çankaya'ya önerilmesi Türk siyasetinin geleceği açısından derslerle dolu.
1- İhsanoğlu ismi, AK Parti'nin baskın siyasi karakterinin, muhalefette nasıl bir dönüşüme yol açtığını ve arayışa zorladığını gösteriyor.
2- CHP'de, "Mansur Yavaş"ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday gösterilmesi ile ivme kazanan sağa çekme süreci, İhsanoğlu'nun kimliğinde 2015'e doğru bir başka planlama yapıldığına işaret ediyor.
3- CHP ve MHP'yi görünüşte, "Tayyip Erdoğan karşıtlığının" bir araya getirdiği, gerçekte ise siyasi sahnenin yeniden düzenleneceği anlaşılıyor.
4- İtalya'daki "Zeytin Dalı İttifakı"nı çağrıştıran, sol kanattan merkez sağa kadar açılan işbirliğinin tohumları ekiliyor.
Neticede, İhsanoğlu kazanamayacağı yarışa sürüklenirken, esasen seçmenin reaksiyonunu ölçmek üzere bir prova gerçekleştiriliyor.

***

Kuşkusuz, CHP-MHP lokomotifliğinde, parlamento dışındaki kimi partilerin de vagon olduğu "İhsanoğlu modeli", bazı ezberleri bozdu. "Muhalefet ortak bir aday bulamaz" rehaveti büyük ölçüde dağıldı. Biraz da bu şaşkınlıkla, İhsanoğlu hakkında, alışılmış zımparalama taktiklerine başvuranlara rastlandı. Oysa İhsanoğlu için değerlendirme kriterleri Türkiye'nin temel sorunlarına yaklaşımı ve çözüm önerilerinde gizli. Cumhurbaşkanlığı'na aday olan şahsiyetin "Kürt sorununa bakışı", "sivil -asker ilişkilerine yönelik görüşleri", "paralel devlet olgusuna dair düşünceleri", "kamu yönetimi ve kamu personel rejimi tasavvuru", "yasama- yürütme- yargı dengesindeki problemleri ele alış biçimi", "Türkiye ekonomisini ne kadar tanıdığı", "İsrail'le ilişkileri nasıl tanımladığı", "Irak'taki parçalanma sürecini, Suriye'deki iç savaşın seyrini, İran'a biçilen rolü ne kadar okuyabildiği", "AB müzakerelerinde kilidi açma formülü" çok daha belirleyici olacak. Neden?
Çünkü, Türkiye'nin girdiği kritik kavşakta "stajyer cumhurbaşkanına" prim verecek zamanı yok da, ondan!
***

Öte yandan, Başbakan'ın AK Parti'nin kurumsal yapısı ve iç dinamikleri ile ilgili son mesajlarını da dikkatle okumak zorundayız.
Zira yazının başında ifade ettiğim gibi içeriden ve dışarıdan ortaklaşa kurgulanan kampanya halen sürüyor. "Gezi olayları, 17-25 Aralık siyasete açık müdahale girişimi, hatta Musul'daki kumpas" da dahil olmak üzere birikmiş enerjinin varlığı hissediliyor. Siyaset mühendisliği ile kendini belli eden gizli eller, Cumhurbaşkanlığı seçimine de yükleniyor, AK Parti'nin sinir uçlarına da dokunuyor.
Türkiye genelinde tam saha siyaset yapabilen tek kurum özelliğindeki AK Parti'nin bütünlüğünü koruması, kişisel ihtiraslardan ve kariyer beklentilerinden arınma kabiliyeti, ülkenin de kaderini tayin edecek. Malum çevreler de iyi biliyor ki "kutuplaşma kaygıları" ile kıvılcımını çaktıkları, "tek adamlık senaryoları" ile ateşledikleri tablo, ancak AK Parti'nin içine düşürülecek fitneyle alevlenebilir. AK Parti'yi aşamayanlar, AK Parti'ye operasyon için pusu kurabilir!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.