YAZARA MAİL GÖNDER Mehdi Eker, AK Parti ağır abiler, gençler...

YAZARLAR

Yakından tanımayanlar için belirteyim, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, kabinenin önde gelen entelektüellerinden. Hele edebi derinliğine söyleyecek söz yok. Önceki akşam Mehdi Bey'in, iftar davetindeydik. Özellikle kültürel sohbetin tadına doyamadık.
Konu tarımdan başladı döndü dolaştı, "paralel devlet, Çankaya seçimleri ve AK Parti'nin geleceğine" odaklandı. Hatırlanacağı gibi Başbakan Tayyip Erdoğan, salı günü grup toplantısında, paralel yapı ile mücadelede arkadaşlarından beklediği desteği bulamadığını ifade etmişti. Eker, bu net çıkışı yorumlarken, "Demek ki bildikleri var. O, yerini bulur. Sayın Başbakan gereğini yapar" dedi.
Seçilmiş Cumhurbaşkanı ile seçilmiş Başbakan'ın ilişkileri için, "Her şey anayasal çerçevede olur. Anayasa'nın dışına çıkılmaz. Ancak ulus devlet yapısındaki Türkiye için ideal model başkanlık veya yarı başkanlıktır" tespitini paylaştı.
Ve partinin zorlu yolculuğu... Eker dedi ki:
"AK Parti adına umutluyum. Parti kurumsallaşıyor. Şüphesiz Başbakan'ın karizmatik liderliği ile etkilediği kritik hususlar var. Ama başından beri işaret ettiği gibi AK Parti şahıs partisi değil, ilkelerin partisi..."

***

Gelelim, kişisel gözlemlerimize...
Parti içinde giderek şöyle bir tablo şekilleniyor:
Bir yanda 3 dönem kriterine takılan ve "Biz bu partiyi yolda bulmadık" havasını yayan "ağır abiler."
Diğer yanda, "Parti artık yenilenmeli. Abilerimiz Refah Partisi'nde ak saçlıların yaptıklarını tekrarlamamalı" diyenler.
Esasen parti büyükleri olarak tanımlanan isimler, 12 yıllık dönemde gençlere gerçek manada ağabeylik yapmadılar. Yani bugün serzenişe hakları olduğunu söylemek güç.
Partinin kan tazelemesini savunan atak isimlere gelince... Onlar da sosyal medya başta olmak üzere kamuoyuna açık ortamlarda abilerini hafife alır tarzda konuşuyor, zaman zaman parti içi doğal sınırları aşıyorlar.
***

Mesele bundan ibaret de değil... Başbakan, "Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlanıncaya kadar kimse Başbakanlık, genel başkanlık tartışmasına girmesin. Bunu davaya ihanet olarak görürüm" mesajı vermişken, özgül ağırlık iddiasıyla, üstelik rahatsız edici mahreçler üzerinden beyanat trafiğine girilmesi de tuhaf kaçıyor. Parti içinde şık bulunmuyor. Veya potansiyel isim yakıştırması ile motive olan, hızını alamayıp partinin gençlik ve kadın kolları ile alternatif buluşmalar ayarlayan "hocalar" da eleştiri oklarına hedef oluyor.
***

Tabii bir hakkı da teslim etmek lazım. AK Parti kadrolarının hatırı sayılır bölümü iktidar ortamında gözünü açtı. Şimdi kenara çekilmesini istedikleri abileri ise bedel ödeyerek bugünlere geldiler, muhalefetin ne demek olduğunu, devletin tehdit algılamasında ön sıralarda bulunmanın anlamını iyi biliyorlar. Kuşkusuz eski kadroları dışarıdan zorlayanlar da henüz siyasete girmedikleri süreçte itilip kakıldılar. Lakin hiçbiri, AK Parti'nin kurucu ekibi kadar ağır baskı altında kalmadı, Ankara'nın acımasız çarkları arasında ezilmeden dik durma mücadelesi vermedi.
Özetlemek gerekirse...
Başbakan, 2012-2014 arasında "1. versiyonu" ile yol aldığı AK Parti'yi "2. versiyonu" ile ileriye taşımak istiyor. Bu yürüyüşte, kişisel hesaplara yer olmadığı, erdemli duruş beklendiği görülüyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.