YAZARA MAİL GÖNDER Yasadışı dinleme... Haysiyet cellatlığı... Ve yetiştirilmiş çocuklar...

YAZARLAR

Sorun sadece yasadışı dinlemelerden ibaret olsaydı, çözümü nispeten kolaydı. Oysa gerçek, görünenden karmaşık ve usulsüz dinlemeleri aşan iki derin boyut daha içeriyor. Şöyle ki...
"Dinleme faaliyeti" oldukça organize ve dar bir ekip tarafından koordine ediliyor. Kapalı devre sisteme dahil "hâkim -savcı", sistemin merkezindeki "polis şefi" ve uzantısı olarak dinlemeye uç veren "Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'ndaki elemanlar" tarafından yürütülüyor.
Olayın, "yasadışı dinleme" kısmı genelde ilgili emniyet müdürlüğündeki tek tip polisler ve amirleri tarafından yapılıyor. Olası müfettiş incelemesi karşısında bahane yedekte tutuluyor. "Yoğunluktan gözden kaçmış, hataya düşülmüş" deniliyor. Nitekim İstanbul'daki sorgulamalarda da öyle oldu. "Hata", istemeyerek, bilmeyerek yanlış yapma, deneyimsizlikten, beceri eksikliğinden yanılgıya düşme hali olarak tanımlanıyor. Oysa bir dönem İstanbul TEM'de, önleyici- istihbari dinleme olarak kurgulanan süreçlerde, hatadan ziyade bilinçli ve sistematik kural ihlalleri dikkat çekiyor. Yani masum bir hal gözükmüyor.

***

Tabii meselenin bir de "yasal kılıf giydirilmiş sinsi dinleme" boyutu var ki, orada da "sacayağının kusursuz çalışması" gerekiyor. "Ayarlanmış savcı, polis ve TİB uzmanı!"
Mükemmele yakın planlama bu noktadan itibaren işliyor. İleride soruşturma açıldığında "her şeyin kitabına uygun" görünmesi amaçlanıyor. "Biz, filanca terör örgütünü izliyorduk, bağlantılarının siyasete, iş dünyasına, akademisyenlere, medyaya, sivil toplum kuruluşlarına uzandığını gördük. Üst makamlara haber verdik. Sadece görevimizi yaptık. Üstelik, savcının bilgisi, hâkimin de talimatı vardı" savunmasına yaslanılıyor. Böylece, izler birbirine karıştırılıyor. Kamuoyunun zihni, algı operasyonuyla çarpıtılıyor. Varsa bir suç örgütü ile mücadele etmek yerine ilgili, ilgisiz binlerce kişi kapsama dahil ediliyor. Özel hayatlarına giriliyor. Gelecekte kullanılmak üzere "mahremiyet klasörleri" oluşturuluyor. Ve bütün bunlar, entegre ekipler tarafından sıkça tekrarlanıyor. Gerekirse tüm deliller karartılıyor, veri tabanları siliniyor. Benzetmek gerekirse, batık İmar Bankası'ndaki gibi "çift kayıt mekanizması" bu. Asıl kayıtlar bir başka yerde tutuluyor, istendiğinde temizleniyor. Dışarıya her şey meşru ve makul diye sunuluyor. Ta ki sistemin sigortası atana dek!
***

Tüm bu kurgunun en vahim yönüne gelince... Zincir misali birbirine hiyerarşik halkalarla bağlanan kadrolar, ellerindeki kamu gücü sayesinde kimin suçlu kimin suçsuz olduğuna karar verir hale geliyor. Yetmiyor, "hangi siyasetçinin önü açılacak, hangisi tasfiye edilecek" tercihinde bulunuyor. Bürokraside terfileri belirliyor, engel çıkaracakların ayağını kaydırıyor. İş dünyasında racon kesiyor, ticari hayatları bitirebiliyor. Medyadaki yetiştirilmiş çocukların ellerine dosyalar verip, psikolojik harekât düzenleyebiliyor. Hakikaten devlet içinde devlete dönüşüyor. Güç zehirlenmesi yaşıyor. Kontrolsüz her güç gibi sonunda kendi kendini imha ediyor. Netice...
Elimizde ibret alınacak kirli ilişkiler, önümüzde yeniden inşa edilecek hukuk- güvenlik dengesi duruyor!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.