YAZARA MAİL GÖNDER "Babacan kriz" senaryosu ve yeni denge arayışı

YAZARLAR

Piyasalarda "stres biriktiğine" dair sinyaller, Ankara'da ciddi gündem maddesi. Bu konudaki yorum ve değerlendirmelerin samimiyeti, makul kaygıların asli nedeni ile şantaj odaklı yaklaşımlar ayrı ayrı masaya yatırılmakta.
Esasen, yerli ve yabancı yatırımcılar için işler iyi gidiyor. Kendileri de her fırsatta küresel risk iştahının zirveye çıktığını, Türkiye'nin güven ve kazanç veren bir ekonomisi olduğunu söylüyorlar. Ama...
Kredi derecelendirme kuruluşlarının manipülasyonu, abartılı siyasi analizleri ve "geçiş döneminin" merak uyandıran yönleri farklı ölçekte davranış değişikliklerine yol açıyor.
Piyasalar dediğimizde öncelikle "sıcak para" ağırlıklı fon yöneticilerinin ve akıl hocalarının çizdiği finansal çerçeveyi düşünmemiz gerekiyor. Ortak noktaları ise hemen hemen aynı.
1- "Ali Babacan, ekonominin başında kalacak mı?" diye söze başlıyorlar. Nedenini soruyorsunuz, "Bizim açımızdan sigorta" diyorlar. Neyin sigortası olduğunu sorguluyorsunuz. "Aynı dili konuşuyoruz, tutarlı mesajlar veriyor, orta- uzun vadeli bakıyor" gerekçesini paylaşıyorlar.
2- Sonra... "Yeni ekonomi yönetimi kimlerden oluşacak? Bizi dinleyecek mi, yoksa kumpas kurduğumuzu mu düşünecek?" diye telaşa kapılıyorlar. "Liderlik ve ana doğrultu değişmiyor ki" dediğinizde, "Yakın çalışacağımız bakan ve ekibi yine de belirleyici olacak" diye ısrar ediyorlar.
3- Derken... "Merkez Bankası'nın bağımsızlığı korunacak mı? Enflasyon hedefinin yanına başka hedefler eklenecek mi?" sorusuna yanıt arıyorlar. "Politika araçlarındaki bağımsızlıkla, reel sektör gerçekleri arasında denge kurma arayışı var. Yoksa Merkez Bankası'na siyasi karar aldırıp dengeleri alt üst etme niyeti yok" diyorsunuz. İnatla güncel beyanları veri kabul ediyorlar.

***

Yani... "Piyasaların, Babacan kriz çıkarmak için pusuda beklediği izlenimi" oluşuyor.
O zaman şu soruya yanıt bulalım:
"Babacan görevini sürdürecek mi?"
Kuşkusuz bunu Cumhurbaşkanı ve Başbakan birlikte düşünecek. Genel kanı "Babacan'ın kalması" yönünde. Hatta Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile kısa süre önce görüştüğü biliniyor. Ancak, "Teklif var, ısrar yok" durumu da söz konusu. Açık söyleyelim. Babacan'ın emekleri, birikimi inkâr edilemez. Fakat ekonomideki başarıyı tek kişiye indirgemek, siyasal destek merkezlerini ihmal etmek piyasaları yanlış bir noktaya götürür. "Piyasa aktörleri, klasik teminat arayışı yerine ekonominin geleceğinde rol alması muhtemel, çoğu bilinmeyen hatta ortalıkta görünmeyen yeni isimleri keşfetmeye de yoğunlaşmalı." Algı operasyonuna kapılıp, yeni Türkiye'de kaybeden tarafta olmak yerine yeni isimlerle tanışıp, fikir teatisine girmeli. Neticede, bugün dört elle sarıldıkları Babacan da 12 yıl önce bilinmeyen, şüphe ile bakılan genç bir siyasetçi idi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.