YAZARA MAİL GÖNDER YSK-RTÜK: "Cezacı mantık, sakat yorum"

YAZARLAR

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) arasında çevrilen top, medya ve ifade özgürlüğü açısından karanlık bir oyuna dönüşüyor. Arkasındaki saikler, paralel hesaplar bir yana, her iki kurumun karar verme ve muhakeme biçimi endişe verici.
Konu gayet basit. Ama istenirse karmaşık hale getirilebiliyor. Madalyonun bir yüzünde; seçim hukukunu gözetmek ve uygulamakla yükümlü olan YSK var. Kurul'un dar açılı mevzuat yorumu, üyelerinin geldiği kaynakların temsil yetersizliği, kararlarına karşı itiraz yollarının kapalı olması yapısal sorunlar üretiyor.
Madalyonun diğer yüzünde, seçim döneminde YSK adına yayınları izleme ve raporlamakla görevlendirilen RTÜK bulunuyor. RTÜK, medya dünyasını ve dinamiklerini bilmesine rağmen YSK'dan gelen taleplere özgürlükçü yorum ve değerlendirme ile yaklaşmıyor. Aksine, cezalara zemin hazırlıyor, "Nasılsa yayın durdurma kararını YSK veriyor. Ben üzerimden yükü atayım, onlar düşünsün" mantığı ile meseleye teğet geçiyor.

***
Malum... 10 Ağustos 2014'te, Türkiye, ilk kez halk tarafından Cumhurbaşkanı seçti. Adayların farklı şapkaları söz konusu idi. Cumhurbaşkanı adayı Tayyip Erdoğan, Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı idi. Selahattin Demirtaş, HDP Eş Genel Başkanlığı'ndan geliyordu. Ekmeleddin İhsanoğlu ise 13 partinin desteklediği çatı adaydı.
YSK, kampanya döneminde televizyon kanallarında adayların yer alma biçimi ve sürelerini RTÜK'ten incelemesini istedi. Örneğin, ATV'de tüm adayların beyan ve faaliyetlerinin haberlere yansıdığını tespit etti. "Fırsat eşitliğinin gözetildiğini" resmi olarak da tescilledi.
Daha sonra... Soru işareti taşıyan bir nedenle RTÜK'e ek yazı yazarak, "Sadece haberler yetmez, programları da izleyip, raporlayın" dedi.
İşte, burası konunun bam teli. RTÜK'te 4'e karşı 5 oyla kabul edilen bir rapor, YSK'da zaten hâkim durumda olan "yayın durdurma" cezası verme eğilimine dayanak teşkil etti. RTÜK ve YSK, ATV'de yayınlanan "Başbakan'la Gündem Özel" programının "fırsat eşitliğini zedelediğini" ileri sürdü. Muhtemelen sıcak gündemde sert tepki çekeceğini de düşünerek, rapor ve karar aşamalarını zamana yayarak, yaklaşık 3 ay sonra cezayı bastı.

***
Seçimlerin, hâkim teminatı altında; adil, eşit ve şeffaf gerçekleşmesi demokrasinin temel gereği. Amenna. Ancak bu görevin ifa edilme biçimi de en az seçim güvenliği kadar demokrasinin gereği.
Kararları yargı denetimine kapalı, ilk ve son derece mahkemesi gibi çalışan bir organın, kılı kırk yararak değerlendirme yapması, "medya mahkemesi" rolüne soyunmaması beklenir. Mevzuat diye esas aldıkları metin, hukukun öğelerinden sadece biridir. Metnin icrası, dar yorumla cezaya dönüştürülmüştür. Bu, "salt kanuni" yaklaşımdır. Peki, "Hukuki midir?" Değildir. Zira hukuk, birey- toplum- devlet ilişkilerinde ortak iyilik, ortak menfaat ve güncel gerekleri gözetir. Zamanın gerisinde kalan yazılı kuralları değişim yönünde zorlar. Bu noktada esas kriter, "özgürlük" ve "hayatın görünür gerçekliği" olmalıdır. Çağın ihtiyacını karşılamayan, kurum ve kuralların yenilenmesi kaçınılmazdır!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.