YAZARA MAİL GÖNDER 2014 nasıl bir yıldı?

YAZARLAR

Yayın Yönetmenimiz Sayın Erdal Şafak'ın, "SABAH'tan Mektup" köşesinde dün yazdığı gibi 2014 "yorucu" bir yıldı. Belki bir adım ileri giderek, "kritik ve tarihi yıldı" da diyebiliriz. Zaman ayarlı olmakla birlikte planlanandan erken teşebbüs edilen 17 ve 25 Aralık 2013 müdahalesi eğer netice verseydi ne 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri'nin ne de 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nin demokrasi yürüyüşünde anlamı olacaktı. Seçime endeksli olduğu bugün çok daha iyi anlaşılan emniyet- yargı etiketli, paralel yapı patentli, üst akıl onaylı darbe teşebbüsü, Türkiye'yi kaosa sürükleyecekti. Öngörülebilir siyaset kalmayacağı için, öngörülebilir ekonomi de olmayacaktı. Siyasi ve ekonomik belirsizliğin iç içe geçtiği tablo, Türkiye'yi en az 10 yıl geriye götürecek, küresel dengeleri etkileyen bölgesel güç iddiasından hızla uzaklaştıracaktı...
Böyle yazınca, okuyan için "basit" gelebilir ama öyle değil. Ödemelerin kilitlendiğini, harcamaların ertelendiğini, kur- faiz ve enflasyonun patladığını, hükümet etme sorununun giderilemediğini, dış aktörlerin Ankara'da cirit attığını, akıl almaz ölçüde cadı avı başladığını, kerameti kendinden menkul kifayetsiz muhterislerin kukla yöneticiler olarak sahne aldığı Türkiye'yi bir an için gözünüzde canlandırın, yeter...
Bunları hatırlatırken, her şeyin "toz pembe" olduğunu iddia etmiyorum. Demokrasi, şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcı yönetim, yerele yetki ve sorumluluk devri, rekabetçi üretim, kaliteli eğitim, toplumsal huzur ve barış adına daha yapacak çok şey var. Lakin... Kim, hangi gerekçe ile neden şikâyet ediyor olursa olsun, çaresi yine demokrasi içinde bulunmak zorunda. Sandığa, milli iradeye inanmayan hiçbir kişi, kurumun bugünün Türkiye'sinde yeri ve itibarı yok. İktidarı beğenmemek ayrı, iktidara tuzak kurmak ve tuzak kuranlarla işbirliği yapmak apayrı bir konu. Fikri temelde tartıştığımız pek çok kimse ile arayışına devam ettiğimiz ortak paydada "eleştiri" ile "kumpas" arasındaki ince çizgi yatıyor. Millet adına ahkâm kesenlerle ayrıştığımız nokta da milletin sağduyulu çoğunluğunun demokratik tercihlerine saygı duyulması gereğiyle ilgili. Kimse, "Sandığa evet ama..." deyip, sandığın mesajını anlamsız kılma hakkına sahip olmadığı gibi, kendisi gibi olmayanları reddetme, kendisine benzetme hak ve yetkisine de sahip olamaz.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.