YAZARA MAİL GÖNDER Teröre karşı dayanışma ruhu ve utanması gerekenler

YAZARLAR

13 Mart 2014'te yazmışım: "Acının siyaseti olmaz...", "Acının ortak paydası insanlıktır, hepimizin vicdanıdır..."
Bugün de benzer şeyi söylüyorum. Acıları inanca, mezhebe, siyasi görüşe göre tasnif etmek, "ama" deyip mazeret üretmek yalnızca "keskinliği" artırır.
Oysa bizim millet, yas anlarında "dayanışma" bekler.
Kişisel veya kurumsal hesaplaşma ne olursa olsun bir süreliğine bunların unutulmasını ister. Hele hele acının nedeni "terör" olayı ise en geniş toplumsal uzlaşmayı talep eder!
Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın görevi başında katledilmesi ne kadar sarsıcı ise cenazesinde siyasetin her kanadından, teröre karşı dimdik duran büyük fotoğrafın çıkmaması da o kadar sarsıcıdır! Mesele, cenaze törenine sembolik temsilci göndermekle, taziye evine genel başkan ziyareti yapmakla, yazılı açıklama ile geçiştirilemeyecek kadar ciddidir.
Fransa'da Charlie Hebdo dergisine, Tunus'ta "müzeye" düzenlenen saldırılardan sonra sergilenen dayanışma, terörle yoğrulmuş ve çok ağır bedeller ödemiş Türkiye'de sağlanamıyorsa, hepimiz düşünmek, hepimiz üzülmek durumundayız.
Şakağına silah dayanmış, can pazarındaki bir insanı, haber ihtirasının malzemesi yapanlar ise ayıplanmalı ve kınanmalıdır! "Basın özgürlüğü istismarını", "sosyal medya sorumsuzluğunu" kimse savunmamalı, bahane yapmamalı, çıkıp özür dilemelidir.

***

Terör örgütünün ismini zikretmek, örgütün ekmeğine yağ sürer. O nedenle isim vermeden devam edeceğim. Yasadışı marjinal sol bir örgütün, Gezi Olayları'ndan sonra giderek sadece mezhep temelli kimlik kazanmasını hafife alamayız. Kuşkusuz örgütün dış bağlantıları ve içeride yuvalandığı merkezler üzerinde titizlikle durulmalıdır. Bu gereklidir ama yeterli değildir. Sadece istihbarat ve güvenlik mantığı ile yaklaşılması; tek tek eylemcilerin tespitini, tutuklanmasını veya hüküm giymesini sağlayabilir. Lakin asıl sorunu çözmez. Hayatı anladığı ilk andan itibaren "düzen karşıtı!" olarak yetişen gençlerin varlığı, "kin ve nefret" psikozuna sokulan kitlelerin canlılığı çok yönlü düşünmeyi, sosyolojik içerikli reçeteler yazılmasını da gerektirmekte!
***

Görünen o ki... Türkiye, haziran seçimlerine de rahat bir ortamda giremeyecek. Fay hatlarını tetikleyen, sağduyulu düşünmeyi güçleştiren, kutuplaşmayı tetikleyen her enstrüman sonuna kadar kullanılacak. Etnik-mezhebi karakterli terör unsurları ile paralel devlet yapılanmasının intikamcı zihniyeti, küresel oyun kurucuların sürekli güncellenen planlarına alet olacak. Aman dikkat!
Savcı Kiraz'a Allah'tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum. Bayrağa sarılı tabutun önünde saf tutan 9 yaşındaki oğlu Hakkı büyüdüğünde, "Babam neden şehit edildi?" sorusuna cevap veremeyen bir Türkiye istemiyorsak "ahlak ve vicdan" çizgisinde buluşmak zorundayız!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.