YAZARA MAİL GÖNDER Seçmen maceraperest midir?

YAZARLAR

Bugün kısmetse ilk seçim mitinglerini izlemek üzere Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Erzurum ve Sivas'ta olacağız. Şimdiye kadar aday tanıtımları ve seçim beyannameleri üzerinden okunan sandık sürecini bu kez meydanların diline kulak vererek anlamaya, yorumlamaya çalışacağız. Ve imkân buldukça tüm partilerin mitinglerinde bulunmaya gayret edeceğiz.
Seçim beyannamesi dediğiniz nihayetinde vaatler dizisi, seçmeni ikna çabası, birlikte geleceğe yürüme çağrısı. Ama önemli olan, "reel politik!" Yani... Seçim meydanlarının sıcaklığı, halkın asli gündeminin başlıkları, ülkenin yönetimi için vekaletin hangi kadrolara teslim edileceği!

***

Meydanlardan önce salonların ısındığı birinci turda, AK Parti'nin geleneksel ağırlığının yanında iki parti daha adından söz ettirdi. HDP ve CHP. Bilhassa HDP, sanki terör örgütünün siyasal uzantısı gibi değil de çok renkli, çok yönlü sol bir parti gibi pazarlandı. Bu propaganda yer yer taraftar da buldu. HDP'nin seçim barajını aşmasına ilişkin gayretler, bu oluşumun ülke gerçekleri ile uyumunun sorgulanmasını bile perdeler hale geldi. AK Parti'nin ne pahasına olursa olsun siyasal ve sayısal açıdan zayıflatılması planı, HDP'yi olduğundan büyük göstermeye başladı. İşin bu yanı AK Parti'nin de düşünmesini gerektiriyor. Yeni Türkiye Sözleşmesi, insanlık onuru, eşit vatandaşlık vurgusu artık hiç olmadığı kadar mühim. AK Parti, gönlünü kazanamayacağı seçmende bile "Denize düşen yılana sarılır" misali HDP eğilimi oluşmasını iyi etüt etmek, 7 Haziran'a kadar stratejisini güncellemek, tepki oylarının adresini değiştirmek durumunda.
CHP'ye gelince... Uzun yıllardan sonra iç kavgalarından ziyade abartılı seçim vaatleri ile gündemde yer almayı başardı. CHP'nin; emekliler, taşeron işçiler, atanamayan öğretmenler, asgari ücretliler ve çiftçilere dönük uçuk harcama vaatleri sahada ani dalgalanma da yarattı. Lakin seçim sürecinin ikinci turuna girişin habercisi sayılan meydanlarda, salt sözler değil sözleri hayata geçirme becerisi de tartılacak.
MHP ise seçim beyannamesini 3 Mayıs'a bıraktığı için bu aşamada söylenecek fazla bir şey yok. Görünen net husus, Çözüm Süreci'ne dair kaygıları oya tahvil etme klasiğinin sürdüğü şeklinde...
***

Bu vesile ile seçimde Türkiye tecrübesini hatırlamakta fayda var. Seçmen; 1- Midesiyle düşünür. 2- İstikrara ve demokrasiye oy verir. 3- Birlik ve bütünlüğü önemser. 4- Refahında artış bekler. 5- Dış dünyada saygınlık ister!
"Belirsizlik, risk primi artışı, ekonomide küçülme, faiz ve enflasyonda tırmanış, iç barış ve huzurun zedelenmesi" seçmenin kâbusudur!
İşte bugünden itibaren seçmen davranışını etkileyen faktörleri güncelleyecek, iktidar partisine bakış açısındaki kriterleri yenileyecek, muhalefetin performansındaki kıpırdanmayı ölçeceğiz. Özellikle, piyasalarda tansiyonu yükselten "sınırda iktidar" veya "koalisyon" senaryolarına vatandaşın itibar edip etmediğini gözlemleyeceğiz. Şu kadarını söylemekle yetineyim... Koalisyon hayali kuranlar, üç benzemez partiyi bir araya getirse dahi iktidar çıkaramaz!
Seçmen mesaj verir ama maceraya girmez...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.