YAZARA MAİL GÖNDER Ceset siyaseti!

YAZARLAR

Her gün kan dökülürken, kalleşçe pusu kurulurken, yeniden Çözüm Süreci'nden söz etmek "ironik" duruyor. Ama terör örgütünün ve silahtan medet uman siyasi uzantılarının bu kapasitesi zayıfladıkça "demokratik entegrasyon masasına" er ya da geç dönülecek. Lakin, "sürecin zehirlendiği" bir noktayı dikkatle değerlendirmezsek, uzun vadeli analizlerde yanılabiliriz. Çözüm arayışlarının, PKK terör örgütünün "Peki biz ne olacağız?" diye gelecek kaygısına düşen, aslında silahı bırakmayı istemeyen lider kadrosunu köşeye sıkıştırdığına kuşku yok. "Kan-Dil"i ile konuşan o ekibin en kritik anda çıkış yolu bulduğu alan "Kuzey Suriye" oldu. Örgüt, silah bırakma veya Türkiye'den çekilme kavramlarının içini boşaltarak, "Türkiye'ye karşı silah kullanmama" biçiminde, oldukça riskli, elleri tetikte tutan bir yöntemi benimsedi. Sürecin sekteye uğramaması adına bu geçiş döneminin kısa olacağı varsayıldı. Hatta muhataplarına da iletildi. O tarihteki görüşmelerde İmralı da Kandil de HDP de tüm ağırlığını Suriye'nin kuzeyine odakladı. Suriye üzerindeki PKKPYD yoğunlaşması silahlı unsurlara motivasyon sağladı. Ayrıca DEAŞ'la yürütülen küresel operasyonda bu örgütlere müttefiklik ve yer yer meşruiyet kazanma heyecanı da pompaladı. ABD'li yetkililerin, "stratejik" değil, "taktiksel yakınlaşma" dediği bu işbirliği, PKK-PYD ortaklığına aşırı özgüven yükledi. PKK'nın Suriye kolu PYD'nin, DEAŞ'a karşı mücadele gerekçesiyle ambalajladığı konjonktürel şartlar ise Suriye politikasındaki sorunlar nedeni ile Türkiye'ye karşı içerideki kin cephesini büyüttü!

***

Eldeki veriler, "2014 yılı ile 2015 yılının ilk yarısında PKK-PYD saflarında Irak ve Suriye'deki çatışmalarda öldüğü belirlenen 662 Kürt kökenli kişinin 361'inin cenazesinin Türkiye'ye getirildiğini" gösteriyor. Bunlar aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları. DEAŞ'la çatışmada ölen ve Türkiye'ye defnedilenlerin yaklaşık yarısı 24 yaş ve altındaki gençler.
Ölenlerin en az yüzde 10'u ise 15-16 yaşındaki çocuklar! En çok cenaze gelen iller; Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Şırnak, Van, Batman, Hakkari, Muş, Siirt ve Bitlis olarak sıralanmakta. Bu cenazelerin yerel kamuoyunda "siyasi propaganda malzemesine" dönüştürülmesi ise ibretlik bir tablo.
Yine dramatik bir gerçeklikle belirtmek gerekiyor ki en çok cenaze gömülen illerin tamamından HDP, 7 Haziran'da milletvekili çıkardı.
Etnik ajitasyon meselesinin İstanbul, Adana, Erzurum, Gaziantep, Kocaeli, Konya, Kütahya, Mersin'e kadar uzandığı da bilinmekte.
Türkiye geneline yansımayan ama Kürt kökenli vatandaşların ve çevrelerinin gayet iyi bildiği ve sonuna kadar istismara konu edilen cenaze törenleri de önemli ölçüde siyasal karşıtlık veya bir başka bakış açısı ile HDP'ye yönelik güçlü taraftarlık duygusunu pekiştirdi.
Netice olarak...
HDP, "PKK'ya silah bırak çağrısı" yapmak bir yana dursun, Irak ve Suriye'deki çatışma ortamından yani kandan nasiplendiğini inkar edecek durumda değil. Çözümü, Türkiye'ye entegrasyon çizgisinden, eski alışkanlıkların depreştiği Türkiye-Irak-Suriyeİran'daki Kürtlerin entegrasyonuna savuran da bu gelişmeler oldu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.