YAZARA MAİL GÖNDER Türkiye'nin ve AK Parti'nin geleceği

YAZARLAR

Geçici hükümetin kurulmasının toz dumanı arasında, 12 Eylül'de gerçekleşecek AK Parti 5. Olağan Büyük Kongresi'ne yönelik hazırlıkları göz ardı etmemek lazım. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun geçen yıl bugün olağanüstü kongre ile genel başkanlığa geldiği hatırlandığında bir yıl içinde köprünün altından çok sular aktığı bir gerçek. 7 Haziran'da AK Parti'nin tek başına iktidarı kaybettiği, Çözüm Süreci'nin askıya alındığı, Başkanlık Sistemi'ne geçiş iddiasının ertelendiği bir yılı geride bıraktık. AK Parti'de, "yeni merkez inşası" denemelerinin görüldüğü bir süreci de yaşadık. Gelinen aşamada seçimlerin yenileceği bu ortamda;
Cumhurbaşkanı'nın sistem içindeki yeri ve önemi tescillendi.
AK Parti'nin, "Erdoğan karşıtlığı ile bilenen cephenin oyununa gelmemesinin" ne kadar belirleyici olduğu iyice anlaşıldı.
Parti'nin kan tazelemesinin, gelenekle geleceği buluşturan, ortak irade ile gerçekleşebileceği artık kabullenildi.
İleride yazacak daha çok konu var. Ama netice olarak, Türkiye'yi yönetme gücü ve iddiasının her şeye rağmen öncelikle AK Parti'de karşılık bulduğu, ülkenin omurgasının sağlamlığı için Cumhurbaşkanlığı makamı ile eşgüdümün mutlak gereklilik olduğu kayda geçti!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.