YAZARA MAİL GÖNDER Tebrikler hocam!

YAZARLAR

Türkiye ilginç, ilginç olduğu kadar da şaşırtan bir ülke. Karamsarlığa kapıldığınız anlarda, umut verici bir olaya şahit olabiliyorsunuz.
Bugün, yine Ankara'daki terör saldırısının arka planı, hedefleri, (soruşturmanın gizliliğini zedelemeyecek sınırlarda) elde edilen bulgular ile ilgili bilgi ve tespitleri paylaşacaktım. Ancak, önceliğimi değiştiren bir an oldu...
Önce şunu belirteyim...
İnsanların, inançlarını özgürce yaşamalarını savunurum.
"İnanç, İbadet, Ahlak ve Hukuk" üzerine bina edilen güzel dinimizin dünyevileşmesine, dünyevi iş ve beklentilere konu edilmesini öteden beri reddederim. Bu hassasiyeti vurgulamamın nedenine gelince...
Dün, Cuma Namazı için Çankaya Köşkü yakınlarındaki Hasan Tanık Camii'ndeydim. Reşit Galip Caddesi'nde saat 13.30'da bir toplantıya katılacaktım.
Cuma sonrası gecikmemek için tesadüfen yakınlardaki Hasan Tanık Camii'ne girdim.
Minberde, önceden hazırlanmış matbu vaazı okumayan, Kur'an'ın faziletini doğaçlama anlatan din görevlisi ilgimi çekti. Derken, vaazın İngilizce özeti başladı. Çevredeki büyükelçiliklerden gelen diplomatların talebi doğrultusunda Çankaya Müftülüğü'nün akıllıca karar aldığını öğrendim. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Mehmet Akif Koç, akıcı ve sade İngilizce anlatımının ardından, minberden inmeden önce camideki herkesi derinden etkileyen birkaç söz daha sarf etti:
"Adem ile Havva yaratıldıktan sonra Allah'ın ilk emirlerinden biri 'Öldürmeyiniz'dir. İslamiyet'ten önceki emirdir." (Ben de şöyle bir ilave yapayım) İslam dini de haksız yere cana kıymayı bütün insanlığı öldürmek hükmünde görmekte. (Maide-32)
Prof. Koç'un asıl önemli ifadesi ise Ankara Garı önündeki terör eyleminin, hepimizi acıya boğduğunu vurguladığı cümleleri idi... "Onlar masumdular. Allah rahmet eylesin. Cenneti ile müjdelesin!" İşte ülkenin aradığı mesaj tam da bu...
Mehmet Akif Hoca, canlı bomba saldırısı sonucu ölenleri "mezhebine, etnik kökenine, dünya görüşüne" göre sınıflandırmadı. "Masum insanlardı" dedi. Son zamanlarda kaybetmekte olduğumuz "ortak paydamızı", insanlık ve vicdan çizgisini ve mensubu olmakla övündüğümüz dinimizin özünü bir kez daha ve altını kalın harflerle çizerek hatırlattı.

***

Kuşkusuz kanlı terörün planlayıcı üst aklını ve uygulayıcılarını ortaya çıkarmak, bu kadar sarsıcı bir eylemin önlenmesinde ihmali olanları bulmak "devletin görevi."
Bizler de meselenin takipçisi olmak durumundayız.
Görünen o ki... Terör örgütü diye genelleme yapmak artık mümkün değil. Örgüt ekolü ile hareket eden bağımsız küçük grupların diğer örgütlerle ve yabancı istihbarat kuruluşları ile kurduğu ittifakları belirlemek yine devletin sorumluluğu.
Suriye gibi terör örgütlerinin tatbikat alanına dönüşen "teknik istihbaratın yetersiz kaldığı" yerlerde, maliyetine bakılmaksızın "alan ve adam istihbaratına daha fazla yönelmek" de devletin birinci önceliği...
Bu saygın millet, pek çok siyasetçinin yapamadığını yapıyor. Acılar karşısında dik durabiliyor. Kardeş kavgası çıkarmak isteyenlere prim vermiyor. Fakat bu millet, bu kadar ağır bedel ödemeyi hak etmiyor. Kan ve gözyaşı şebekelerine hesap sorulmasını bekliyor.
Zedelenen güvenini siyaset kurumunun onarmasını istiyor. Sandığın gücünü kaybetmemesi, ülkenin yönetilebilirlik kabiliyetinin sekteye uğramaması için devletin, milletin güvenini boşa çıkarmaması gerekiyor!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.