Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Önceki gün AB Bakanı Beril Dedeoğlu'nun "AB, Türkiye İlerleme Raporu" ile ilgili değerlendirmelerini dinlerken "Eski Türkiye'nin kompleksleri ve yerli işbirlikçileri" aklıma geldi. İş başındakileri sıkıntıya sokacak "ABD patentli bir açıklama, AB imzalı bir rapor veya IMF belgesi!" Bunu duydular mı, hükümetin yabancılardan fırça (!) yediğini öğrendiler mi zevk alırlardı. Çoğu zaman, o tür dokümanlara fikri katkı da sağlarlardı.
AB yine bir İlerleme Raporu yayınladı. Raporda olumlu unsurlar kadar, eleştiriler, ezbere kaleme alınmış yönler, samimiyetten uzak ifadeler de var. Tabii ki dışarıdan bakan gözle siyasi, hukuki, ekonomik sistemin sağlık raporunun hazırlanmış olması önemli.

***

İlerleme Raporu'nun en çok tartışılan yönü "zamanlaması" oldu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bu rapor üzerinden AK Parti'nin siyaseten yara alacağını düşünmüş olmalı ki yayın tarihinin seçim sonrasına bırakılmasına sitem etti. Acaba, Kılıçdaroğlu siteminde haklı mıydı? AB, Ankara ile pazarlık yaparak raporun ilanını ötelemiş miydi? Diplomatik kulisler bu iddiayla çalkalanıyordu ve "doğruluk payı var" deniliyordu. Bakan Dedeoğlu, bu noktada ilginç bilgiler verdi. Türkiye'nin, bırakın raporu erteletmesini, AB Komisyonu'ndan genç bir ismin, sığınmacı sorununun çözümünde taviz vermesi karşılığında Türkiye'ye nasıl bir teklifte bulunduğunu anlattı. Duyduklarımıza inanamadık. Bakan hanım dedi ki...
"... 'Göç meselesini halledersek raporu yumuşatırız' gibi bir şey söylendi. Ben artık nasıl bir çıkış yaptıysam vallahi hatırlamıyorum. Diplomat olmamanın avantajını kullandım herhalde. Yayınlayın, kim korkar? Yayınlayın yani neysek oyuz tavrına girdim!"
***

Raporda bir diğer ilginç bölüm de halkın doğrudan oyları ile seçilmiş Cumhurbaşkanı'nın, AB tarafından nasıl görüldüğü. Daha doğrusu AB bürokrasisinin de Erdoğan'ı içine sindiremediğini açık eden cümleler!
Hani iletişimde "Ben demedim, sen dedin" tarzı vardır ya, AB raporunun Erdoğan ile ilgili bölümü de bu cin fikirle kaleme alınmış.
Erdoğan'ın kilit dış ve iç siyasi konulardaki aktif kimliğine işaret edilmiş. Önceliğinin "başkanlık sistemi" olduğuna değinilmiş. Paralel Yapı ile mücadeleye önem verdiği kayda geçirilmiş. Sonra ince ince doğrama faslına geçilmiş. Erdoğan'ın yargı mensuplarına ve Merkez Bankası uygulamalarına dair beyanlarda bulunduğu hatırlatılmış. Medya ve ifade özgürlüğü ile bağlantılı beyanlarına girilmiş. Anayasadaki yetkilerini kullanma biçimi eleştirilmiş.
Özetle... İçerideki malum çevrelerin Erdoğan takıntısının satır başları İlerleme Raporu'na monte edilip, "Böyle konular, bu şekilde eleştiriler var" denmeye getirilmiş. AB, Erdoğan'ı açıkça hedef alsa da sütre gerisinden ateş etmeyi denemiş.
***

Ve bir de "Paralel Yapı" meselesi var. Bu yapının "lobi gücü" çok mühim. Bakan Dedeoğlu, adını tam koymasa da Paralel Yapı'nın Brüksel'i etkileme ve yönlendirme kapasitesine dikkati çekti. Devletin bu boşluğu doldurması gerektiğini belirtti. AB'nin, Paralel Yapı'ya yaklaşımını da şöyle özetledi:
"Bilmiyorlar mı? Evet biliyorlar, takip ediyorlar. Hangi boyutlarda sorunlar olduğunu anlattığımızda 'Hakikaten öyle mi, bu kadarını bilmiyorduk' diyorlar. 'Bu, doğru bir beyan mı?' diye sorarsanız, 'Niye samimiyet göstermesinler?' Demek ki böyle bir algı yaratmışız. Ev ödevi olarak, bunun ortadan kaldırılmasını sağlamak bize düşer!"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER