YAZARA MAİL GÖNDER Faiz cephesi... Değişime uyum gereği!

YAZARLAR

Yeni bir yıla girerken "eski alışkanlıklar, zorlamalar, klasikleşmiş beklentiler" de devam ediyor. 1 Kasım seçimleri ile oluşan 4 yıllık siyasi perspektife karşın Türkiye'nin, "yeniden yoğun mücadele süreci" yaşayacağı anlaşılıyor.
7 Haziran ile 1 Kasım arasında kurulan oyunlar, "bu ülkenin birliği ve bütünlüğü üzerinde ameliyat yapılmasın", "aman siyasi kaos çıkmasın", "ekonomide belirsizlik doğmasın" diyen seçmenlerin sağduyusu ile bozuldu. Vatandaşların çoğunluğu, "güçlü tek başına iktidardan" yana tavır koyarak görevini yerine getirdi. Hükümet de takvime bağlanmış "eylem planı" ilan ederek geniş kitlelerin mesajını doğru okuduğunu gösterdi. Bundan sonra önemli olan "Meclis'in etkin çalıştırılması, siyasi, anayasal ve ekonomik reformlarda mesafe alınması ve kamuoyunun moralinin sağlamlaştırılması...

***

Ekonomi perspektifi ile devam edecek olursak... Sıcak ve anlık kararlarla, yapısal düzenlemelerin iç içe geçeceği bir "fırsat penceresi" önümüzde duruyor. Ve maalesef Merkez Bankası'nın "faiz politikası" üzerinden koparılan fırtına, görünür geleceğe dair ipuçlarını da veriyor. ABD Merkez Bankası'nın global piyasaları aylardır hazırladığı ve nihayet gerçekleştirdiği ılımlı faiz artışından sonra Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da "faiz artışına" teşvik edildi. Teknik gerekçeler ileri süren bir iki isim dışında, Merkez Bankası Para Politikası Kurulu öncesinde "piyasayı faiz artışına hazırlamayı adet edinen çevreler" yine iş başındaydı. Dediğim gibi "teknik konuşanlar" istisna. Zira onlar, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın faizle ilgili duruşunu, ABD Merkez Bankası'na endeksleyen beyanlarını ve para politikasında sadeleştirme vaatlerini veri kabul ettiler. Lakin faize dokunmak için de sadeleştirme için de şartların olgunlaşmadığını gayet iyi biliyorlardı!
***

Faizle ilgili aceleci karar bekleyenlerin ders alması, kasıtlı tutumlarını veya kendilerini gözden geçirmesi gereken birkaç hususa işaret etmek isterim:
2016 Bütçesi'ni ve mali disiplindeki kararlılığı görmeden...
Seçim vaatlerinin karşılanma önceliklerini ve bütçe yoluyla finansman esnekliklerini ölçmeden...
Genel tüketim eğilimini, iç ve dış talepteki değişimi ve kredi hacmindeki hareketliliği hesaba katmadan...
Cari açıktaki olumlu seyri izlemeden...
İhracat ve turizm gelirlerini yeni pazarlarla dengeleme stratejisini beklemeden...
Tasarruf eğilimini artırma reçetesi ile yılın ilk çeyreğinden sonra ivmelenecek yapısal programları ve mali düzeltme önlemlerini dikkate almadan faiz artışında diretmek, en hafif ifadesiyle "iyi niyetle bağdaşmıyor!"
***

Artık zihniyet değişiminin zamanı geldi çattı. "Siyasetçi yanlış yapar, bürokrat doğru işlerin teminatıdır" anlayışı tarihe karıştı. Hükümet edenler, en geç 4 yıl sonra seçmenin önüne çıkacağını bilerek, ülkenin geleceğini düşünerek icraat yapıyorlar. Örneğin, aşırı misyon yüklenen Merkez Bankası'nı ekonomik kararların olgunlaştığı toplantılara daha fazla dahil ediyorlar. Merkez Bankası kurmaylarının da eskiden sadece Başbakan Yardımcısı ile kotardıkları veya arada Bakanlar Kurulu ile Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'na yaptıkları sunumlarla yetindikleri tarzın ötesine geçmeleri gerekiyor. Merkez'deki bilgi setinin, kabinedeki bilgi seti ile buluşmasından daha değerli bakış açısı olamaz.
Ve son husus... Bize göre, enflasyon hedeflemesi rejiminin revize edilmesi, çekirdek enflasyona göre yeni yaklaşımlar geliştirilmesi de kaçınılmaz!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.