YAZARA MAİL GÖNDER Kürt koridoru... ABD ve NATO aslında ne yapıyor?

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR

Başkentteki askeri ve diplomatik trafik öylesine yoğunlaştı ki konuların perde arkasını aralayıp yazmaya başladığımızda bile gündem eskiyebiliyor. Ama dosyalar ağırlığından ve öneminden bir şey kaybetmiyor.
Örneğin, Suriye'deki iç savaşa siyasi çözüm bulma çabaları, Fırat'ın batısındaki gelişmelere karşı Türkiye'nin reaksiyonu, ABD'nin gizli ve açık planları, bölgeselleşme riski taşıyan Kürt sorunu gibi...
Bu vesile ile ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford'ın Ankara temaslarına ayrı bir parantez açmakta fayda var. Zira General Dunford'un Washington adına aradıkları ile Ankara'nın beklenti ve talepleri arasındaki makas henüz kapanmış değil. Amerikalı yetkililer bir süredir takıntılı biçimde Türkiye-Suriye sınırının 98 kilometrelik bölümüne odaklanmış durumda. DEAŞ unsurlarının lojistik destek aldığını iddia ettikleri Mare Hattı'nın (Cerablus- Azez arası) Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kapatılması için bastırıyorlar. Ki bu nedenle TSK'nın bölgeye zırhlı birlikler başta olmak üzere önemli ölçüde askeri yığınak yaptığı da bir gerçek. Ancak Amerikalı müttefikler bu noktadan ileri gitmeye, bir başka ifade ile "ortak operasyona" hiç de istekli görünmüyorlar. Özellikle Türk hava sahasını ihlal eden -sonradan milliyeti anlaşılan- Rus uçağının vurulmasından sonra gerek ABD gerekse NATO, görünürde "dayanışma içeren" aslında "Türkiye'yi frenlemeyi esas alan" karmaşık bir politika izliyor. Bilhassa Azez-Cerablus bölgesinde yapılacak operasyon ABD için artık "korku kaynağına" dönüştü. Ankara'daki teşhise göre ABD, Suriye hava sahasında Rus uçakları veya füze sistemleri ile karşı karşıya gelmekten, kayıp vermekten çekiniyor. Bu nedenle Türkiye'yi sadece "savunma" pozisyonunda tutmaya, olası "sınır koruma operasyonundan" uzak tutmaya çalışıyor.

***

NATO'ya gelince... Gerek ABD uçaklarının gerekse NATO adına gönderilen keşif güçlerinin Suriye sınırı boyunca Türk hava sahasında "muharip devriye görevi" üstlenmeleri de manidar. NATO adeta, "Rusya ile kriz ürettiniz. Zaten Ukrayna nedeni ile yeterince problemimiz var. Bir de sizden kaynaklanan yeni krizlerle uğraşmayalım" havasında. Hatta TSK'nın Suriye ve Irak operasyonlarının yakından izlenmesi ve dolaylı yollardan denetlenmesi gibi ek ajanda ile hareket ettikleri bile söylenebilir.
***

Ankara için Fırat'ın batısı "kırmızı çizgi!"
Suriye'de halkın iradesinin tam yansıdığı bir hükümet kurulmadan ve tüm etnik unsurların nihai kararı belli olmadan Türkiye'nin güney sınırında "demografik yapıyı değiştirebilecek oldubittiye" seyirci kalınması söz konusu değil. "Kürt koridoru" riski, Türkiye için "milli güvenlik meselesi." Bu gerekçe ile sınırın öte yakasında askeri önlem alınması, güvenli alan oluşturulması net bir devlet kararı. Yani... Burada "taktik manevradan bahsedilmiyor!" Suriye'deki bölünmüşlükten ilham alan, dış destekle cesaretlendirilen ve giderek karakter değiştiren içerideki Kürt sorununun, Suriye'deki fiili durumla örtüşmesine kayıtsız kalınmayacağını belirtebiliriz.
Özetle... Bir asır sonra yakın coğrafyamızın yeniden şekillendiği kritik süreçte, sadece "soft power" (yumuşak güç) yetmeyebilir, "hard power'ı" (sert gücü) kullanmayı göze almayan kaybeder!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.