YAZARA MAİL GÖNDER Suriye planları... Obama ne yapmak istiyor?

YAZARLAR

Ankara'daki bir dizi "kozmik toplantıdan" süzülen fikirler ışığında güncel Suriye denklemini, Türkiye'ye yansımalarını ve görünür geleceği ile ilgili öngörüleri paylaşmak isterim.
Devlet aygıtı, Suriye konusunu iki ana eksene oturtmuş durumda. Birincisi, genel manada Suriye krizinin seyri. Yani Suriye'de yeni siyasi dönemin inşası. İkincisi, doğrudan Türkiye'ye milli güvenlik riski yaratan gelişmeler ve sıcak çatışma riski.
Kabul edelim ki Ankara'nın önceliği, büyük Suriye tablosundan ziyade, sınırımızda kurgulanan oyunların bozulması. "Azez-Cerablus hattının açık tutulması, Halep koridorunun kesilmemesi" olarak özetlenebilecek bu politika, terör örgütü PKK'nın Suriye kolu PYD-YPG unsurlarının yayılmacı faaliyetleri ile muhtemel kitlesel göç dalgası bazında izleniyor. Türkiye'nin güney sınırı boyunca uzanan ve Akdeniz'e açılan "Kürt koridorunun" üreteceği problemler kadar, Suriye'deki PKK unsurlarının sınır ilçelerinde terörü yaygınlaştırma girişimleri de hesaba katılıyor. En sade anlatımla... Örneğin, Nusaybin'de başlatılacak terörle mücadele operasyonu dahi hemen karşısındaki Kamışlı'da yerleşik silahlı YPG militanları ve işbirliği yaptıkları Rus askeri uzmanları bağlamında değerlendiriliyor. Harekât planlarında, PKK ve türevi tüm terör grupları açık hedef olarak tanımlanıyor. Bunun anlamı, ister ABD isterse AB... Hangi merkezden gelirse gelsin her türlü tepkinin göğüslenmesi ve sınırımızdaki terör gruplarının temizlenmesi. Türk Silahlı Kuvvetleri, 40 kilometrelik alanı ateş altında tutmayı sürdürecek. Ta ki nüfus yapısının değişmesi durduruluncaya, YPG unsurları oldubitti ile alan hâkimiyeti kurma iddiasından vazgeçinceye kadar. Nitekim bu kararlılık yarım ağızla da olsa ABD yönetiminden, PYD terör unsurlarına, "durun" mesajı gitmesini sağladı. Ama bu dengenin çok kırılgan olduğu da bir gerçek.
Bir başka husus az önce değindiğim "harekât planının" uygulanma şartları ile bağlantılı. "TSK, Suriye'ye kara harekâtı için fırsat mı kolluyor?" Cevap, "Hayır." Peki, "TSK, Suriye kaynaklı tehditlere karşı kurmay çalışmasını tamamladı mı?" Cevap, "Evet." "Tüm yüklemeler yapıldı ve 1 saat içinde icra edilecek harekât planı da mevcut." Lakin bu kadar hayati bir karar, yüz binlerce insan Türkiye'ye doğru kaçmaya başlarsa "güvenli insani bölge" kurulması temelinde uygulanabilecek durumda. Bu senaryo altında uluslararası toplumun desteği aransa da Türkiye, taktik açıklamaları beklemeksizin gereğini yapacak eşikte. Ki buna, Rus askeri ile karşı karşıya gelme tehlikesi de dahil.

***

Ankara'daki analizlerin, ekonomik ve güvenlik boyutları da çok hassas. Ancak, bunlar ayrı bir yazı konusu. Meselenin özellikle ele alınması gereken diplomatik boyutuna gelince... Washington'ın, PYD-YPG unsurlarını "terör örgütü" olarak tanımlamaması bir yana Başkan Obama'nın giderayak ne yapmak istediği de mühim. Ankara'daki stratejik analizlere göre, Irak'ın Ramadi kentinde DEAŞ unsurlarına karşı sağlanan nispi başarı Başkan Obama'yı, DEAŞ'ı Rakka- Musul hattında kıskaca alma ve bu amaçla YPG'yi kullanma noktasında cesaretlendirdi. Bu politika Obama'yı, görevi devretmeden önce, "DEAŞ'ı temizledim, küresel terör tehdidini bertaraf ettim" iddiasına taşıyacak. Suriye'nin kaderi, Esad'ın konumu ise yeni Başkan'ın ajandasına bırakılacak. İran, Küba ve DEAŞ... Obama'nın tarihe geçme hevesi, müttefiklerine büyük bedeller ödetecek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.