YAZARA MAİL GÖNDER Cizre’nin mesajı... Batı’nın sabrı!

YAZARLAR

Gerek Güneydoğu Anadolu'dan gerekse Batı illerinden gelen sinyalleri doğru yorumlama gereği her zamankinden fazla önem taşıyor. Terörle mücadelede kritik eşik aşılırken, yeniden Çözüm Süreci benzeri taleplerin aceleci biçimde dile getirilmesini de bu kapsamda masaya yatırmak lazım.
Kuşkusuz madalyonun iki yüzü var. Hem bölge dinamiklerini hem de batıdaki nabzı birlikte ele almak zorundayız. Devlet kuruluşlarının, operasyonların neticelendiği il ve ilçe merkezlerindeki kamuoyu yoklamaları ilginç sonuçlar veriyor. Bu noktada üç husus ön plana çıkıyor:
1- Terör örgütü PKK'nın, Suriye'deki kanton düzeninden ilham alan, bölgesel konjonktürü içinde özerklik fırsatına dönüştürmeyi amaçlayan girişiminin çöktüğü artık genel kabul görüyor. Siyasal olarak HDP'ye müzahir, hatta PKK ile sempati bağı bulunan kitle bazındaki analizler de örgütün çukur, barikat ve bomba planının tabanda karşılık bulmadığını teyit ediyor. Örneğin, HDP'nin yüzde 90'ın üzerinde oy aldığı Cizre'de dahi, kentsel çatışma stratejisinin aynı oranda tepkiyle karşılandığı biliniyor. Terör örgütünün halk desteğini kaybetmesinde, devletin çözüm iradesindeki samimiyeti ile örgütün çatışmasızlık dönemini faşizan uygulamalarla istismar etmesinin etkili olduğu sonucuna varılıyor.
2- Terör örgütünün, kırsaldaki çatışma taktiğini, yeni nesil kent çatışmasına dönüştürme ve alan hâkimiyeti kurma hedefine karşı, devletin hukuk sınırları içinde terörle etkili mücadele kararlılığı özellikli bir durum ortaya çıkarıyor.
Şöyle ki... Son dönemde terör ortamından kaçan sivil vatandaş sayısının 300 bini bulması önemli bir bulgu. Ancak, bu insanların tamamına yakınının, çevre il ve ilçelerde yerleşmesi ve yüzde 95'ten fazlasının tekrar mahallesine, evine dönme niyetini beyan etmesi de çok ama çok değerli.
3- Terör örgütünün, halk desteğini kaybetmesi, eskisi gibi sivil gruplardan kitlesel destek bulamaması tek başına yeterli bir unsur olarak görülmemeli. Nedeni de gayet açık. Söz konusu vatandaşlar, örgütün uygulamalarından rahatsızlık duyarken, henüz yüzde 100 oranında devletin saflarına da geçmiş değil. Zaten bunu beklemek de abartılı iyimserlik olur. Bölge insanı, terör örgütü ile arasına mesafe koyarak, devletin alacağı pozisyonu ve çevre ülkelerdeki gelişmeleri de görmek istiyor.

***
Bu meselenin batıdaki yansıması da çok hassas. Her gün şehit cenazeleri gelirken, vatandaşın vakur duruşunun gerisindeki mesajı doğru okumak gerekiyor. Devletin zirvesindeki bilgiler şu sonuca işaret ediyor:
"Artık başladığınız işi bitirin. Türkiye'yi silahlı terör unsurlarından arındıracak noktaya kadar gidin!"
İşte bu nedenle... Devlet, Güneydoğu'da vatandaşla terörist arasında ayrım yapmaya, kent içinde sivil kayıp yaşanmamasına, hukuki çerçevede mücadele yürütmeye çabalıyor. Ama eşzamanlı olarak şehit ailelerine ve sağduyulu milyonlara, "Terörle mücadele kararlılıkla sürecek. Kamu düzeni sağlanacak. Silah bıraktırılacak!" güvencesi veriyor.
Sözün özü... Eski model çözüm sürecinden bahsetmek artık mümkün olamaz. Kan dursun düşüncesiyle çözüm arayanlar iyi niyetlerine rağmen, silahların ebediyen devreden çıkması için bir şey söylemedikçe ve yapamadıkça toplumun gerçeklerinin dışına savruluyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.