Türkiye'nin en iyi haber sitesi
OKAN MÜDERRİSOĞLU

Üç parça... Deklarasyon... Mutabakat... Anlaşma

Bayram sonrası hareketlenecek siyasi gündemin önemli bir başlığı da Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkileri normalleştirme sürecinin Meclis aşaması olacak.
İsrail'in Gazze'ye saldırıları ile gerilen, Mavi Marmara krizi nedeniyle kopan Ankara- Tel Aviv ilişkilerini onarma süreci gerek içeride gerekse çevre ülkelerde farklı tonda eleştiri ve hatta saldırıların hedefi olmaya aday. Bir başka anlatımla Türkiye- İsrail ilişkilerinin yeniden tesisi, küresel toplumla yıllar sonra buluşan İran ve Türkiye'deki uzantıları bakımından farklı anlamlar ifade etmekte. Haliyle, Meclis'teki siyasal muhalefet kadar siyaset dışı muhalif odakları da dikkatle not etmek gerekecek.
Kuşkusuz, Filistin davasına kendisini adamış, İsrail'in 68 yıllık uygulamalarına karşı çıkmış "samimi gruplar" bu odak kavramının kapsama alanı dışında...

***
Türkiye ile İsrail arasında diplomatik temsil düzeyinin yükseltilmesini, iki ülkenin uluslararası kuruluşlar zemininde birbirinin ayağına basmamasını, enerji ve savunma başta olmak üzere ticari ortaklığını geliştirmesini isteyenler kadar istemeyenler de olduğu bir gerçek. Reel politiğin konuştuğu mevcut şartlar altında bile İsrail'le ilişkiler konusu, Türkiye için Filistin'den asla bağımsız ele alınacak bir konu olmayacak.
***
Türkiye ile İsrail'i aynı fotoğraf karesine taşıyan aşamaları, diplomasi ve hukuki karşılıkları ile birlikte görmek lazım. Yani... Meseleyi, sadece Meclis'e sunulacak metinden ibaret saymak eksik ve yanıltıcı değerlendirmelere yol açabilir.
Herkesin bildiği gibi ilk aşamaya, İsrail tarafının, ABD Başkanı Obama'nın şahitliğinde, Türkiye'den "özür dilemesi" ile geçildi. Bu husus, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın resmi internet sitesine de yansıdı. Uluslararası kamuoyu nezdinde de kayda geçti. Muhtemelen, Obama'nın arabuluculuk rolü nedeni ile Türkiye- İsrail uzlaşmasının tüm dokümanlarının bir örneği "depozitör ülke" sıfatıyla ABD'ye gönderilecek ve orada da saklanacak.
Normalleşme sürecinin en mühim aşamalarından biri de Gazze... Daha doğrusu Filistin'in bütünlüğü ve Ortadoğu Barışı. Bu noktada, Gazze'yi dünyadan izole eden insani krizin sona erdirilmesi, fiziki altyapının iyileştirilmesi, Gazze'deki sivillere sürekli yardım ulaştırılması ilk adımlardan... İsrail'in, Gazze'ye yönelik abluka ve ambargosuna gerekçe olarak ürettiği kimi güvenlik sorunları ise her an masada ve arka planındaki gerçeklerle tartışmaya açık kalacak. Bunu, Hamas'ı terör örgütü ilan eden ve tek taraflı propagandayla algıyı yöneten İsrail politikalarının daha fazla sorgulanması biçiminde de okumak mümkün. Hamas'ın siyasal karşılığı ve halkını temsil kabiliyeti önümüzdeki dönemin siyasal ivmelenme eşiği olarak görülmeli. Özetle... Gazze'nin geleceği, İsrail askeri operasyonlarından arındırılması, yaşanabilir bir coğrafya olması da "mutabakat başlığı." Yani... Gazze'deki dramın sona erdirilmesine dair mutabakat zaptı söz konusu.
Ve bir diğer aşama ise İsrail'in, Mavi Marmara şehitleri için ödemeyi kabul ettiği (20 milyon dolar) tazminatın çerçevesi ve hukuki etkileri ile bağlantılı. İmza altına alınan bu metin, TBMM onayı alınırsa, uluslararası anlaşma kimliği kazanacak. Hassas maddeler içeren metin, tazminat yükümlülüğü altındaki İsrail'in, ulusal ve uluslararası hukuki takibatlara dair pozisyonuna açıklık kazandırmakta. İsrailli siyasi ve askeri yetkililerin, -kabul ettikleri- cezai kaygılarını çözecek formülasyonlar içermekte.
Netice olarak... Karşılıklı mesafe alınması ne mutlak kazanımla ne de mutlak tavizle sağlanabilir. Her iki tarafın da kendi kamuoylarını ikna için farklı kartları mevcut.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA