Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, AK Parti Genel Başkanı seçildikten sonra katıldığı ilk "Grup Toplantısı" ileriye dair önemli mesajlar içeriyordu.
Partili Cumhurbaşkanlığı, pek çoğumuz için farklı bir tecrübe. Nitekim Meclis'te, Cumhurbaşkanı'nı karşılama protokolünden, grubun girişine kadar epey yenilik dikkatimizi çekti. Örneğin, grup salonu her zamankinden daha titiz bir güvenlik taramasından geçirildi. Ancak bu hassasiyetin, milletvekillerinin salonda yerini almasından önce sergilenmesi daha uygun olurdu. Toplantı boyunca, bir helikopter Meclis'i ve çevresini kontrol altında tuttu. Tören kapısından itibaren Cumhurbaşkanı ve ekibi için turkuaz rengi şeritlerle özel koridor açıldı. Grup günleri, davetli yoğunluğu, gazeteci ilgisi nedeni ile koridorlarda adım atmak bile zorlaştığı, hatta o anda kim, kimdir bilinemediği için bu tür düzenlemeye gerek duyulmuştu.

***
Cumhurbaşkanı, AK Parti Grup Salonu'nda yerini aldığında, bizim gibi uzun yıllardır kendisini izleyenler bakımından, sanki geçtiğimiz hafta ayrılmış da bir hafta aradan sonra tekrar kürsüde yerini almış hissi uyandı. Yani, yadırgatıcı, şaşırtıcı bir durum yoktu. Bu vaziyet büyük ölçüde Erdoğan'ın siyasi kimliğinden de kaynaklanıyordu.
Milletvekillerinin heyecanı gözlerinden okunuyordu. Cumhurbaşkanı'nı yeniden grupta görmenin sevinci kadar, kendisine görünme telaşı da yaşanıyordu.
İzleyici locaları hıncahınç doluydu. Özellikle gençlerden oluşan bir ekip, Cumhurbaşkanı'nı, "Bir şarkısın sen ömür boyu sürecek" diyerek karşıladı. Tezahüratlar zaman zaman Cumhurbaşkanı'nın konuşmasını bile güçleştirdi. Ama Erdoğan için bu enerji, siyasetin olmazsa olmazıydı. Bu noktada işaret edilmesi gereken husus, -bir gün üzücü bir hadiseye geçit verilmemesi- bakımından izleyici locaları kapasitesinin zorlanmaması gereği.
***
Cumhurbaşkanı ile Parti Genel Başkanı sıfatının buluşmasıyla aslında yıllardır süren maskeli balo da sona ermiş oldu. Bir siyasi görüşü veya partisi bulunsa bile şimdiye kadar cumhurbaşkanlarından tarafsızlık oyunu oynamaları istendi. Ama konu ne zaman milli güvenlik, kamu düzeni vb. alanlara gelse cumhurbaşkanları hep arka plandaki siyasi tercihlerine göre hareket etti. Şimdi bu noktadaki şeffaflığın etki ve sonuçlarını birlikte yaşayıp, değerlendireceğiz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, üstlendiği yükün farkında olarak, "Mümkün olduğunca grup toplantılarına katılacağını, partinin yetkili kurullarına başkanlık edeceğini" söyledi. Böylece, Cumhurbaşkanlığı görevi ile AK Parti Genel Başkanlığı'nın beraberinde getirdiği sorumlulukları bir denge içinde sürdüreceği anlaşıldı. Geçiş döneminde Başbakan Binali Yıldırım'ın rolünün çerçevesi de netleşti.
***
Ve bence en önemlisi... Cumhurbaşkanı'nın partiye dönüşü sayesinde tabanla etkileşimi artacak, daha geniş çevre ile istişare imkânı doğacak, milletvekilleri ve parti teşkilatları ile konuşma süresi uzayacak. Öyle ki Erdoğan, bin 44 gün sonra katıldığı AK Parti Grubu'ndan ayrılırken, benim sayabildiğim kadarı ile Meclis içinde 11 noktada durdu. Toplumun değişik kesimlerinden insanlarla birebir temas etti, sorunlarını dinledi, danışmanlarını talimatlandırdı. İşte o an bir kere daha emin olduk ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin en büyük siyasi değeri. Bu değer, ne kadar çok çevre ile iletişimde olursa, ülke için o kadar faydalı olacak. 2002 ruhu, "o ruha döneceğiz" temennisiyle değil, Cumhurbaşkanı'nı ve partiyi en geniş yelpaze ile buluşturup, sıcak ve samimi bilgiyle donatıp, etkili çözüm üretilmesine destek vermekle canlandırılabilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER