Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Küresel piyasalar geçen haftayı genelde sakin geçirdi.
Ukrayna krizinin biraz yatışması, piyasalarda olumsuz havanın dağılmasını sağladı. Cuma günü ABD'de açıklanan işsizlik verileri ise beklenenden iyi gelince bir dalgalanma yarattı.
ABD ekonomisi şubat ayında beklenenden daha fazla, 175 bin tarımdışı istihdam yarattı.
Soğuk geçen kışın etkisiyle 130 bin civarında bir artış bekleniyordu. İşsizlik rakamı ise yüzde 6.7'ye çıktı. Bu verinin ardından ABD Merkez Bankası'nın (Fed) 18-19 marttaki toplantıda tahvil alımlarını azaltması kararı alması kesinleşti gibi. Zaten bu yönde bir uzlaşı var, rakamların beklenenden biraz iyi gelmesi bu durumu destekleyecek gözüküyor.
Hatta 29-30 nisan tarihindeki toplantıda da azaltım kararı çıkmasını sağlayabilir.
İşin gerçeğine gelince ABD'de ne ekonomi ne de işsizlik verileri o kadar da parlak bir tablo ortaya koymuyor. ABD ekonomisinin yavaşlama işaretleri vermesi sert kış koşullarına bağlanıyor. İşsizlik oranının düşmesinde istihdamın artması yerine, istihdama katılmayanların artması daha fazla rol oynuyor.
2007 yılında ABD'de istihdama katılmayanların sayısı 78-80 milyon arasında dalgalanıyordu. Şimdi bu rakam 91-92 milyona yükselmiş durumda.
İstihdama katılım oranı yüzde 67.5'ten 63'e indi.
Bu da tarihi düşük seviyelerden biri.

BÜYÜK DURGUNLUK İHTİMALİNE DESTEK
Ukrayna'daki olayların gelişimi mantığa sığmaz bir şekilde sürüyor. Ülkenin doğu ve güneyinde yaşayan, nüfusun yüzde 45'ini oluşturanlar Rusça konuşuyor. Bunların yarıdan fazlası etnik Rus, kalanı Rusça konuşan Ukraynalı olarak tanımlanıyor.
Ülkenin yüzde 45 nüfusunu ise anadili Ukraynaca olan Ukraynalılar oluşturuyor, daha çok batıda, Polonya sınırına yakın bölgede yaşıyorlar. Geri kalan yüzde 10'unun önemli bir kısmı Tatar.
2004 yılındaki Portakal Devrim'den sonra Ukraynaca konuşanları temsil eden politikacılar iktidara geldi ve çok kötü yönetim gösterdi, daha sonra da Ukraynaca konuşanları temsil edenler çeşitli siyasi partilere bölündü. Rusça konuşanlar ise hem kötü politikalar hem de -herkesin Ukraynaca öğrenme ve konuşmaya zorlanması gibi- etnik baskı altında kalmamak için tek parti altında birleşti.
Bu nedenle son seçimleri Rusça konuşanları temsil eden Viktor Yanukoviç kazandı. Bir sonraki seçimi de diğer partilerdeki dağınıklık nedeniyle yine Yanukoviç ya da Ruslara yakın bir ismin kazanması sürpriz olmayacaktı. Bu parçalı etnik yapı nedeniyle aralık ayında başlayan gösterilerin şiddete dönüşmesi ise ülkenin bölünmesiyle sonuçlanabilirdi.
Bu duruma karşın ABD ve Avrupa, gösterileri hem siyasi olarak hem para yardımıyla destekledi.
Yanukoviç yönetimi, sokak hareketlerine sert müdahale göstermeyince olaylar büyüdü.
Yanukoviç en sonunda doğuya sonra da Rusya'ya kaçmak zorunda kaldı. Seçimle gelmemiş bir yönetim, Batının desteğinde Kiev'de iktidarı devraldı. Bu yönetimin aldığı ilk kararlardan biri Ukraynaca'yı tek resmi dil olarak kabul etmek oldu. Oysa ülkenin doğusunda ve güneyinde sokak tabelaları haricinde Ukraynaca'ya rastlamazsınız.
Soçi Kış Olimpiyatları'nın üzerine gölge düşmemesi için bekleyen oyunların sona ermesini bekleyen Rusya önceki hafta harekete geçti ve yüzde 60'ı Rus kökenli olan, 10-15 bin Rus askerinin sürekli konuşlandığı Kırım'ı Ukrayna'dan kopardı. Rusya Başkanı Vladimir Putin, Rusça konuşan nüfusa müdahalenin sürmesi halinde Doğu Ukrayna'ya da müdahale etmeye hazır olduklarını söyledi.
Rusya'nın gelişmelere bu şekilde yanıt vereceği belliydi.
Batı'nın niyeti ise Kırım'a yapılan müdahaleden birkaç saat sonra gelen açıklamalarla anlaşıldı:
Yaptırımlarla Rusya'yı köşeye sıkıştırmak.
Putin'in bu şekilde davranacağını Rusya'da birkaç yıl yaşamış bir Batılının bilmesi gerekir.
Putin'in hiçbir koşulda geri adım atmayacağını, yaptırımlar gelirse aynı sertlikte yanıt vereceğini de bilmeleri gerekir. Bu sadece Putin'in değil Sovyetler Birliği mirasını taşıyan Rusya'nın da aklıdır, bir mantık yürütme sistematiğidir. ABD ve AB'nin devlet mekanizmalarının bunu bilmeyeceğini sanmak saflık olur. Anlaşılan o ki Batı, Suriye ve İran konularında altedemediği Rusya'nın üzerinde yaptırımlar yoluyla yeni bir baskı oluşturmak istiyor. Rus devleti de bu baskının gelmesine hazır olduğunu, Kırım'ı Ukrayna'dan bir haftada kopararak gösterdi. Putin, Ukrayna'da vereceği tavizin yeni taleplerle devam edeceğini iyi biliyor. Ayrıca Ukrayna örneği, Rusya'nın iç siyasi istikrarı açısından kötü bir örnek oluşturma potansiyeline sahip.
Bütün bunlar Ukrayna krizinin büyüyeceğine işaret ediyor. Sürdürülen siyasi gerginlik politikaları, zaten büyük bir durgunluğa doğru ilerleyen dünya ekonomisine son bir darbe vurabilir, ağır son bir darbe.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER