Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ÖNERİ-YORUM ŞEREF OĞUZ

Durmak yok büyüme devam!

Merkez Bankası'nın olağanüstü ve cesur kararı, Türkiye'nin yakın gelecek tercihine dair daha net bir tablo sunuyor; durmak yok; büyüme devam!..
Peki ya ekonomiyi soğutma yönündeki adımlar? Görünen o ki tüketime dair tedbir ve uyarılar sürecek, ancak yatırıma dair niyetler desteklenecek.
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun faiz indirimi, Başbakan'ın geçen hafta yaptığı "teğet" açıklamasıyla da örtüşüyor. Başbakan; "teğet bile değil" diyerek "israf ve verim ekonomilerinin" ayırtına işaret etmişti.
Merkez Bankası'nın dün açıkladığı metinde, "gerekçe" mahiyetinde bir detay var; "Kurul, küresel ekonomiye dair giderek artan sorunların yurt içi iktisadi faaliyet üzerinde durgunluğa yol açma riskini azaltmak amacıyla" politika faizinde "ölçülü" bir indirime gitti.
Bir bakıma Başbakan'ın; küresel krizde muhtemel ikinci dalganın "teğet geçeceği" açıklamasına; "durgunluk da teğet geçsin" gerekçeleri oluşturuldu.
Faiz indirim kararıyla piyasaların dengeye gelmek adına bir dizi iniş-çıkış göstereceği hatta kurda ve Borsa'da bazı "düzeltmelerin" yaşanacağı muhakkak.
Neticede uzun bir süredir ihracatçının feryadını da kullanarak kur ve faiz üzerinde yürütülen iç-dış kaynaklı blöfler görüldü ve hatta faiz ile çekilen "rest", "büyümeye devam" yönündeki kararlılığı gösterdi.
Son 2 haftada dikkate değer bir gelişme, yalnızca bizdeki "krizsever" odaklar değil, aynı zamanda yabancılar da Türkiye'ye karşı ağız değiştirmiş olmasıdır.
Patronlar Kulübü TÜSİAD bile "üstüne vazife olmasa da beyaz yakalılara dair" bir CEO raporunu alelacele sunuyor ve "vallahi billahi kriz yok" deme ihtiyacı hissediyordu.
Piyasaların bu olağanüstü ve cesur kararı içselleştirme süreci ardından oluşacak yeni iklimde, "büyümeye devam" sürecine uygun adımların atılacağı beklenebilir. Belki bu süreçte geçen yıl yoğunlaşan KOBİ'lere yönelik yatırım kredi ve teşvikler olmasa dahi, özellikle ihracata odaklı sektörlere dair ek tedbirler devreye girebilecek.
Her tercih bir maliyettir ve büyümeyi tercih ettiysek, vazgeçiş; ne olacaktır? Krizsever kadroların iddiası, bunun enflasyon olacağıdır ve hatta Merkez'in faiz kararı arından ilk bunu dillendirdiler.
Hızlı büyümenin ısınma yaratacağı söylenebilir. Ancak Batı ekonomileri, civar coğrafyalar ve iç dinamikler hesaba katıldığında bu "enflasyon tırmanır" uyarısını, tedbiri elden bırakmamak kaydıyla, fazla da abartmamak gerekiyor.
Görünen o ki faiz, kur ve enflasyon dengesinde Türkiye optimalini "büyüme" üzerinden sağlayan ekonomi bürokrasisi, piyasalara "ikili" avantaj sağlamış:
İhracatçı "1.70 makul" dediği kura sahip olurken ekonomiyi soğutma yönündeki tedbirleri israf ve tüketimle sınırlayıp, yatırımcıya "devam" cesareti sunmak.
Sorun şu ki büyümeyi ivmeleyecek adımların, "katma değeri yüksek" alanlarda yoğunlaşmasını sağlayamaz isek, durgunluk ve kriz bizi teğet geçse dahi yeniden büyüme trendine girecek küresel ekonomide, kalıcı rekabet avantajı sağlayamayız.
Durmak yok büyümeye devam ama bu defa "daha nitelikli" adımlarla...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA